Osmanli’da ilk at yarışları

İzmir’de at yarışları’nın özel bir yeri vardır. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli kentleri içinde, at yarışlarının başlatılması şerefi de İzmir’e aittir.

At yarışları nı ilk yapanlar yabancılar

At sporunun özel yarışlar şeklinde İzmirli yabancılar arasında yayılması, hayli erken olmuştur. 1840’larda her çeşit yarışın, belli bir program olmaksızın, akla geldikçe ya da kararlaştırıldıkça, boş arazide yapıldığı anlaşılmaktadır. Özellikle Buca, Bornova gibi yabancıların kalabalık olduğu yerleşmeler yakınındakidüzlüklerde o dönemde zaman zaman böyle yarışlarla karşılaşılır. Halkapınar yöresindeki düzlük, bir yandan mesire yeri niteliğini korurken, bu çeşit sportif etkinliklere de sahne olmaktadır. Daha sonra programlı ve düzenli at yarışlarının Türkiye’de ilk başladığı kent olma özelliğini kazanacak olan İzmir’de bu olayın hazırlanışı “İzmir ve Havalisi Asarıatika Muhipleri Cemiyeti, 1934” tarafından şöyle anlatılır:

“1849 yılında, Sultan Abdülmecid, Sultaniye vapuruyla İzmir’e geldiği zaman at üstünde büyük bir alayla şehri dolaşmış, şerefine yapılan koşularda hazır bulunmuş, İzmir’de Whittall ve bunun gibi yabancılar arasında yapılan programlı koşuları çok beğenmişti. Kendisine, arkasından hediye olarak İngiliz ve Arap atları gönderilmiştir.

Türkler at yarışları na katılmıyor

İzmir’de ilk programlı koşular 1856’da başlamıştır. O yıl, 23 Eylül’de, Aydın demiryolunun kurulması şerefine, direktör Mösyö Purser tarafından bir koşu düzenlenir ve aynı gün, şimdiki koşu yerinde, beşi Arap atlarına, üçü de İngiliz atlarına mahsus olmak üzere sekiz koşu yapılır.

İzmir’deki yabancılar „Resis Kulüp“ adıyla bir kulüp açarlar ve İngilizlerin meşhur Jokey Kulüp nizamnamesinden alarak bir program yaparlar. Bu koşullarda, kazanan atların ikramiyelerini bu kuruluş vermektedir. O günlerdeki taassup gereği Türkler bu koşulara katılmazlar.

Abdülmecid yarışları destekliyor

1853 yılında, Abdülmecid, Mısır seyahatinden dönerken, yine İzmir’e uğrar ve bir hafta kadar misafir kalır. Sultana yaranmak isteyen yabancılar, şerefine büyük bir koşu daha düzenlerler. Yerli Arap ve İngiliz atlarını ayrı ayrı koştururlar, kazananlara da büyük ikramiyeler verirler. Abdülmecid, o zaman vali olan Kayserili Ahmet Paşa’ya: „Bu koşuları kim yapıyor?“ diye sorar. „Yabancılar“ yanıtını alınca kızar ve her yıl İzmir koşuları için Hazine’den yirmi altın verilmesini emreder. Bu tarihten itibaren programlara bir de „Sultan Koşusu“ eklenir. Bu koşu Osmanlı Hanedanının yıkıldığı güne kadar devam eder.

At yarışları na ilgi artıyor

1856 yılından itibaren daha organize bir biçimde düzenlenmeye başlayan İzmir at yarışlarının yalnız kent gazetelerinde değil, İstanbul gazetelerinde de aynı ilgiyi görmesi son derece ilginçtir.

At yarışlarının İzmir’de erken yıllarda, yılda bir kez ve çoğunlukla Nisan ayında yapıldığı biliniyor. Bu tarihin, kentteki yabancıların Paskalya şenliklerine bağlı olarak saptandığı tahmin ediliyor. Daha sonraki yıllarda ise, koşu sayılarının artırıldığını ve sonbahar aylarında da yarışlar düzenlenmeye başladığını görüyoruz.

Osmanlı'da at yarışları - Ressam: Haydar Hatemi
Osmanlı’da at yarışları – Ressam: Haydar Hatemi

Ayrıntıları dönemin gazetelerinden izlenebilen 1879 yılının at yarışları da, Nisan ayının 22’sine rastlamıştır. Buca’da bir gün öncesinden çadırlar hazırlanmış ve tenteler gerilmiştir. Yarış günü, her sınıftan ve her milletten büyük bir kalabalık; trenlerle, atlarla, eşeklerle ve arabalarlayarış mahalline gelmiştir. Hiç abartısız olarak, kalabalığın, dokuz bin kişi kadar olduğunu ve yarışları seyre gelenler arasında Vali Hamdi Paşa’nın da yer aldığını 23 Nisan 1879 tarihli “Le Matin” gazetesinden öğreniyoruz. Aynı gazeteye göre; yarışlara o dönemin özellikleri de dikkate alınarak ve katkıda bulunan kuruluşlar da dikkate alınarak çeşitli adlar verilmesi gelenek halini almıştır.

Örneğin 1879 yılında, birinci yarış “Rıhtım Şirketi Koşusu”, ikincisi “Banliyö Koşusu”, üçüncüsü “Sultan Kupası Koşusu”, dördüncüsü “Direktörler Koşusu”, beşinci koşu “Aydın Demiryolu Koşusu”, altıncısı “Kasaba Demiryolu Koşusu” ve yedinci yarış ise “Teselli Koşusu” diye adlandırılmıştır.

22 Nisan 1880 tarihli “Stamboul” gazetesi de; 1880 İzmir at yarışlarının Mayıs ayı içinde, Sultanın ve Mısır hidivinin himayeleri altında gerçekleştirildiğini yazar.

Yerli at neslinin ıslahı

Buca’da, o zamana kadar yılda bir kere yapılmakta olan at yarışlarının çok yetersiz kaldığı görülerek 1880′lerin sonlarına doğru sonbahar aylarında ikinci bir yarış daha programlandığı anlaşılmaktadır. “Hizmet” gazetesinin 11 Ekim 1890’daki haberine göre; bu da yeterli görülmemiş, Vali Halil Rıfat Paşa, hem at yetiştirenlere bir hizmet, hem de ıslahhaneye bir gelir sağlamak üzere, bir koşu daha düzenletmiştir. Bu at yarışlarına, yerli at neslinin ıslahı amaçlanarak, İngiliz atları kabul edilmemiştir.

10 Mart 1891 tarihli “Hizmet” gazetesinden; 1891 İlkbahar at yarışlarının normal olarak Paskalyanın üçüncü günü yapılması gerekirken, o tarihin ramazan ayının 27. gününe rastlaması nedeniyle bayramın ikinci gününe ertelendiğini ve bu vesileyle yarışların düzenleyicilerinden Aydın Demiryolu Şirketi Müdürü Mr. Purser’e teşekkür edildiğini öğreniyoruz.

İzmir atı Mısır’da birincilik kazanıyor

5 Temmuz 1895 tarihli “Ahenk” gazetesi haberine göre; Mısır’da yapılan at yarışlarına İzmir’den gönderilen bir at orada birincilik kazanmış ve bundan cesaret alınarak ilerideki yıllarda, kentte terbiye edilip yetiştirilmiş atlardan daha çoğunun Mısır yarışlarına katılması düşünülmektedir.

6 Kasım 1897 tarihli “Ahenk” gazetesi de; 7 Kasım günü, Buca’da sonbahar at yarışlarının ikincisinin koşulacağı haberini vermektedir. Bu haberden, o tarihlerde sonbahar yarışlarının da artık birkaç kez tekrarlandığını anlıyoruz.

Bu yarışların gazetede yayımlanan programı şöyle:

Saat:Koşu adı:Yarışan a:İkramiye:
11:30Ticariye Koşusu6 at koşuyor1500 kuruş
12:00Buca Koşusu5 at koşuyor3000 kuruş
12:30Sonbahar Koşusu5 at koşuyor3000 kuruş
14:00Komiserler6 at koşuyor4000 kuruş
14:30Süvari500 kuruş
15:00Kulüp5 at koşuyor8000 kuruş
15:30Sporting Club7 at koşuyor2500 kuruş

“Süvari Koşusu”, bir çeşit centilmenler koşusu olarak, profesyonel jokeylerin katılmadığı bir yarış olduğu için, katılacak yarışçıların sayısı açık bırakılmıştır.

9 Kasım 1897 tarihli “Ahenk” gazetesinden de sonuçları öğreniyoruz. Bu bilgilere göre, “Sporting Club” koşusunu jandarma binbaşısı Mustafa Efendi’nin „Ateş“ adlı atı kazanmıştır. Diğer kazanan at sahiplerinin ise tümü yabancı kökenlilerdir.

İzmir dışında; 1895 yılında Tepeköy ve Manisa’da at yarışları düzenlenmiştir. 1901 yılında, Kurban bayramının üçüncü gününde, Tire’de de bir at yarışı düzenlenmiştir. 1903 yılında da Söke’de…

(Rauf beyru, “19. Yüzyilda izmir”)

Leave a reply:

Your email address will not be published.