İlk Yerli Parfümör – Ahmet Faruki Osmanlı Kolonyası

19. yüzyılın ilk yarısında Batı ülkeleri ile imzalanan ticaret antlaşmaları sonucunda Osmanlı topraklarında çeşitlenerek artan ithal malların varlığı, Tanzimat döneminde yoğun toplumsal değişiklikler yaşayan Osmanlı toplumunda yeni bir beğeni dalgası yaratmış ve yeni bir tüketici kimliğinin, yeni alışkanlıkların biçimlenmesine yol açmıştı. Gündelik yaşamın birçok parçası alaturka ve alafranga diye ikiye bölünmüştü. Osmanlı tüketicisi, yeni parfümlerle bu yıllardan başlayarak tanışmıştı.

Alkollü Avrupa Parfümleri Osmanlıda yaygınlaşıyor

Aynı dönemde Avrupa’da kimya alanındaki yenilikler parfümeri sektöründe büyük atılımlara yol açmış, hızla büyüyen parfümeri sanayisinin, Osmanlı pazarında yer edinmesi güç olmamıştır. Kokulu yağlardan terkip edilmiş geleneksel kokular kullananların alkollü ıtriyatla (kokular), pudralarla, allıklarla, kremlerle, diş iksirleriyle tanışmaları bu dönemde gerçekleşmişti.

Abdülaziz döneminin sonlarına doğru Avrupa’dan gelen birkaç parfüm dar bir çevrede kullanılmaya başlanmışsa da alkol içeren parfüm ve kolonyaların toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaşması İkinci Abdülhamid döneminde yaşanmıştı.

Beyoğlu Meşhur Bonmarşe Mağzası İstiklal Caddesi Osmanlı Dönemi - Bon Marche
Beyoğlu Meşhur Bonmarşe Mağzası İstiklal Caddesi Osmanlı Dönemi – Bon Marche

19. yüzyılın sonlarına doğru, İstanbul’da Galata’da, Pera’da, İzmir’de Frenk Sokağı’nda açılmaya başlayan bonmarşeler (dönemin AVM’leri) Avrupa’nın lüks tüketim mallarıyla dolup taşmaya başlamıştı. İthal malların varlığı ile hareketlenen bu ticari ortamda Osmanlı esnafı parfümeri sektörünün kârlılığını fark etmekte gecikmeyecekti. Tıpkı Avrupa kökenli bonmarşeler gibi yerli tuhafiyeciler ve yağlıkçılar da bu yeni ve göz alıcı ürünleri dükkanlarında satışa sunma konusunda oldukça heveslenmişlerdi.

Genç girişimci Ahmet Faruki

Bu gelişmeleri değerlendiren ilk girişimci, Mısır asıllı Müslüman bir İstanbullu olan Ahmet Faruki oldu. Faruki, henüz 26 yaşında iken, tamamı ithal edilen kozmetik ürünleri ülke içerisinde imal etmenin kârlı bir girişim olduğunu fark ederek 1894 yılında Sultanhamam’da açtığı büyük mağazası ve Feriköy’deki imalathanesi ile yerli parfüm ve kozmetik sanayiinin kurucusu oldu.

Ahmet-Faruki-Mağazası
Ahmet-Faruki-Mağazası

Sadece parfüm ve kolonya değil, kremden düzgüne, allıktan sürmeye, rujdan ojeye, tıraş sabunundan diş macununa çok değişik ıtriyat malzemesi üreterek, sözcüğün tam anlamıyla bir parfümeri fabrikası var eden Faruki, işine duyduğu saygı ve yaratıcılığı ile kısa sürede büyük başarı elde edecektir. Ürünleri Avrupa orijinli olanların ayarında olmak bir yana, onlarla yarışacak üstünlükte ve çeşitliliktedir. Nitekim katıldığı uluslararası sergilerden (1903 Atina, 1904 Bordeaux, 1905 Liege, 1906 Paris, 1906 Londra) kazandığı birçok altın madalyanın yanı sıra, Nişan-ı Osmani ve Sanayi Madalyası, İran Hükümeti tarafından da Altın Şir-i Hurşid Madalyası ile onurlandırılır.

Yeni Marka: Faruki Parfümleri

Kaliteli ürünlerini, şık ambalajlar içerisinde, zarif etiketlerle sunan Faruki, Avrupa’daki parfümeri firmalarının karşısına bir rakip olarak çıkabilmiştir. Hatta ismini, bir marka olarak lanse edebilmiştir.

Ahmet Mehmet Faruki - ilk yerli Parfümcü
Ahmet Mehmet Faruki – ilk yerli Parfümcü

Faruki’nin kozmetik türlerin isimlerini yerli halkın anlayacağı biçimde değiştirmesi ise ticari anlamda dahiyane bir tutumdur. Müslüman halk, dilinin dönmediği “eau de cologne”a “odikolon” derken, o önce “Faruki Kolonya Suyu” ismiyle halkın karşısına çıkmış, daha sonra bu ismi “Faruki Kolonyası”na dönüştürmüştür. Daha başka birçok müstahzara da Türkçe adlar takarak bunların isim babası olmuştur : Zambak Suyu (eau de lys), dudaklık (ruj), allık (compakt’lar), kirpik boyası ya da fırçalı sürme (rimel).

Faruki Kolonya Suyu
Faruki Kolonya Suyu

Parfümlere ise “lavanta” adını takmıştır. Ecnebi isimlere sahip ithal parfümlere karşı “Unutma Beni”, “Cici”, “Meltem”, “Şebnem” isimli kokular tertip etmiştir.
Firmasının en popüler olduğu yıllarda Sultanhamamı’ndaki dükkanından alışveriş etmek bir ayrıcalık haline gelmiş; nişan, düğün ve benzeri özel günler için hediyenin Faruki’nin dükkanından alınması önemsenir olmuştu.

Yurtdışına ihraç edilen Osmanlı Parfümleri

Müessese çok geçmeden İran, Hindistan, Batavya ve Japonya’dan gelen siparişleri karşılamaya başlar. İç pazarda kendine bir yer edinebilmenin ötesinde ihracat yapabilen bir kuruluş haline gelir.

Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde, Faruki’nin Abdülhamid’in son yılları ile İkinci Meşrutiyet devrinin namlı iş adamlarından olduğunu yazar ve işlerinin Meşrutiyet’ten sonra bir ara aksadığını, bu yüzden işlerini küçültmeye mecbur kalarak, yine Sultanhamam’da “Cici” adında küçük bir dükkana çekildiğini ekler.

Ahmet Faruki Parfümü -Kolonyası
Ahmet Faruki Parfümü -Kolonyası

“Cici” markalı pudralar, rujlar, losyon ve kolonyaların bu dükkanın ürünleri olduğunu belirtir.

Vefatından sonra

Oğlu Nihal Faruki, Ahmet Faruki’nin 1942 yılındaki vefatından sonra müessesenin faaliyetlerini devam ettirmişse de, 1950′li yılların sonunda kapanan firma ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.

Kendisi ile ilgili tüm kaynaklarda Ahmet Faruki’nin “gayet yakışıklı, sayılı güzellerden” olduğunun altı özellikle çizilir. “Hele kaşlarıyla gözleri, hanımların dillerine destan”dır. İlk kadın heykeltıraşımızlardan Nermin Faruki, babasının Maltepe’deki mezarını mozaiklerle süslediğinde duygularını şöyle dile getirir:

“Mezarlığa biraz renk götürmek istedim. Babam ‘parfümör’ olduğu için mezarını çiçeklerle süslemek istedim. Birbirine kaynaşmış iki amfora yaptım. Evliliği simgeliyor. İçlerinden dört çiçek çıkıyor, yani iki oğlan iki kız, biz…”

AYBALA YENTÜRK’ÜN, #tarih dergi’nin 2015 / Aralık sayısında yer alan yazısından alıntıdır.

Tarih-Dergisi-2015-Aralik
Tarih-Dergisi-2015-Aralik

Leave a reply:

Your email address will not be published.