Kategori: Diğer

Bir Ekonomik Tetikçinin Itiraflari John Perkins cia ABD oyunları

Özgürlük heykeli sağ elinde meş’ale değil bir silah tutuyor! Kendisi de bir ekonomik tetikçi (E.T.) olan John Perkins’in iki ciltlik kitabından bahsediyorum. Benim bildiğim ET, şirin bir uzaylı idi! Ama bu kitapta bahsedilen E.T.’ler, A.B.D. ve çok uluslu şirketler adına; Yağmur Ormanlarının, doğanın, üçüncü dünya halklarının, idealist ve halkını seven ama Amerikan görüşlerine ters düşen başkanların ipini çeken, “ekonomi plancısı” kisvesi altında telafi edilemeyecek kötülüklere neden olmuş ve olmakta olan kişiler. Amerikan çıkarları için satın alınan Liderler Planları gayet basit! İlk önce, gerekli gördükleri dünya liderlerini, A.B.D.’nin ticari çıkarlarını gözeten büyük bir ağın parçası olmaya teşvik ediyorlar. Sonunda bu liderler, ... Read more

AŞK, KAN VE GÖZYAŞLARI !…

ÖYKÜ   I. Atina kentine egemen olan Floransalı Naip zamansız ölünce, yerine genç dul eşini bıraktı. Olağanüstü bir güzelliğe sahip olan genç kadın Naip’ in yeğeni Franco tarafından kıskanılıyordu. Venediklilerin egemen olduğu bir Yunan kentinin baş egemeninin oğlu Palmerio, ticaret anlaşmaları yapmak üzere Atina’ ya yollanmıştı. Yakışıklı Palmerio ile genç dul arasında kısa zamanda bir aşk doğdu. Ancak Palmerio küçük yaşta Venedik’ te evlendirilmişti. Karısı zengin bir aileye mensuptu ve Venedik’ te babasının sarayında kalıyordu. Sevgilisi ile evlenmek isteğiyle kıvranan düşes, Palmerio’ ya tek çare olarak karısını öldürmesini öğütledi. Venedik’ e giden genç soylu bir fırsatını bulup, karısını zehirledi. Tekrar ... Read more

ANNEME, GECİKMİŞ BİR AF DİLEKÇESİ..

Bana hem analık hem babalık ettin, çünkü doğduğum ay babamı kaybettin. Ama aramızdaki derin yaş farkı nedeniyle belki de, seninle hiç arkadaş olamadım, BENİ AFFET !.. Bana ihtiyaç duyduğun dönemde, büyük bir bencillikle, seni çok sık arayıp soramadığım, kendi hayatımı yaşamayı seçtiğim için, BENİ  AFFET !.. Bir anneler gününde sana aldığım hediyenin içine Can Dündar’ ın bir köşe yazısını kesip, “belki bir başkasının kaleminden ama aynı duyguları ben de taşıdığım için..” diye üzerine yazdıktan sonra hediye paketinin içine koyduğum için, BENİ AFFET !.. Sen, her hastalandığımda yanımdaydın. Tek çocuğun olduğum için üzerime titrerdin. Ben ise, senin rahatsızlığını bile çok geç ... Read more

ORTAYA BİR KARIŞIK

   1699 Karlofça Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ardından, Fransa sefiri olarak, Monsieur de Chateauneuf’ un yerine Marquis de Ferriol geldi. Yeni sefir 1690′ larda, Avusturyalılara karşı seferler sırasında Osmanlı ordusuna hizmette bulunmuştu. Fransızların zayıflayan itibarını yeniden güçlendirmeye yönelik umutları l’affaire de l’épée ( kılıç olayı ) yüzünden suya düştü.Chateauneuf, muhtemelen halefinin gururuyla oynamak için, Sultan’ ın yanına belinde hançeriyle çıktığını yazmıştı. Feriol bunun üzerine, 5 Ocak 1700 günü Sultan tarafından kabul edildiğinde, sanki Versailles’ da bir saray mensubuymuş gibi kılıç takmakta ısrar etti-halbuki Osmanlı sarayında veziriazam dahil hiç kimse sultanın huzurunda silahla bulunamazdı.   Sefir, Veziri Azam’ la yemeğini yedi, üzerine bir ... Read more

PAZAR SOHBETİ

   Beni takip eden herkese neşeli ve mutlu bir Pazar günü diliyorum. Beş gündür belki de sizi biraz sıktım bulduğum konularla. Okuduğum kitaplardan yıllar boyunca aldığım notları, ilginç olay ve kişileri başkalarıyla paylaşmak gibi masum istek benimki..   Pazar günleri ise biraz daha kişisel, daha değişik olayları, duyguları paylaşalım istedim ; hani bazı gazete köşe yazarlarının yaptığı gibi..   Bugün 1 Mayıs !..Benim için hala “İşçinin Emekçinin Bayramı” ;kimisi için “Bahar Bayramı “.. Neticede yazın habercisi, sıcak günlerin müjdecisi bir gün olması gerekirken maalesef İzmir ‘de kapalı ve puslu bir hava var. Aynı memleketin siyasi ve sosyal havası gibi. Neyse, bunları bırakalım. ... Read more

CÜLUS VE CENAZE (LER)

   3. Murad’ın cülusu gününde, babasının tabutu vezirlerin omuzlarında saraydan çıktı.Hamid Efendi dua ettikten sonra Padişah dairesine çekilmişti.Vezirler ise,gözyaşları içindeki halk peşlerinde olduğu halde, Selim’i Ayasofya’ nın batı avlusundaki mezarına kadar götürdüler. Selim’in bir gece önce boğularak öldürülen oğulları da babalarının ayak ucunda toprağa verildiler. Tabutları sarayın önündeyken, ağlamalar acı feryatlara dönüştü. Oradakiler, ölü kardeşlerini kapıya kadar geçiren padişahın yüzünün gözyaşlardan sırılsıklam olduğuna dikkat ettiler. Şehzadeleri, ağlayan halkın önünde mezarlarına kadar götüren vezirler yüksek sesle sızlanıyorlardı. Bu sahnenin özellikle karmaşık karakteri açıktır : Murad’ın, kardeşlerinin ölümlerinin yalnız derin bir üzüntüye değil, aynı zamanda bir tür yargılamaya yol açtığı bir Türk ... Read more

ÇILGIN AMA BAHTSIZ PROJE

    Bugünkü gazeteler “çılgın proje” nin Ruslar tarafından yap-işlet-devret modeliyle yapılabileceğini yazıyorlar. Aslında tarihimizde başka çılgın projelerimiz de olmuştu ama bu projenin yeri Rusya idi !..   Don ile Volga Nehirleri arasında bir kanal açılması fikri sadrazama hükümetteki defterdarlardan Çerkez Kasım Bey’le yaptığı bir konuşma sırasında gelmişti. Bu kişi, söz konusu bölgelerde durumdan başka, arazinin yapısını, uzaklıkları, iklim koşullarını, nehirlerin karakterini ve yapılması gereken çeşitli çalışmaları biliyordu. Kasım Bey bunun üzerine Kefe (Feodosia) Sancakbeyliğine atandı ve deneyimlerini doğrulamak ve çalışmaların yapılacağı mevkileri seçmekle yükümlü bir uzmanlar heyetiyle harekete geçti.   Türk Kaptan-ı Derya’sı Müezzinzade Ali Paşa, toplar, cephane, yiyecek maddeleri, at nalları, ... Read more

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR

Sultan Abdülaziz horoz dövüşüne çok meraklıdır. 1863 Nisan ayında, Veliefendi çayırındaki bir dövüşe bizzat katılmıştır. Bir gün önceden tellallar mahalleleri dolaşıp haber verdiği için, ertesi gün tüm İstanbul Veliefendi’ yi doldurmuş, Sultan’ın içi atlas kaplı büyük çadırı da sabahtan çayırın sağ tarafına kurulmuştur. Serasker Hüseyin Avni Paşa, İngilizlerden yeni alınmış olan yedi bin şeşhane’yi (tüfek) dağıttığı erlerden kurulu İslimiye taburunu da çayıra getirtmiştir. Tekerlekleri yaldızlı arabasıyla padişah çayıra geldiğinde bütün meydanı doldurmuş olan halk, “padişahım, şevketinle, devletinle bin yaşa ..” diye bağırmıştır.. Cirit oyunları, pehlivan ve koç güreşlerinden sonra sıra horoz dövüşlerine gelmiş ; fakat kimse padişahın horozlarına karşı horoz ... Read more

PAZAR SOHBETİ ( 2 )

Goethe, “Schıller’ e Mektuplar” da ; ” Etkinliğimi artırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp yaşamıma bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum” diyordu. Haftanın altı günü, okuduklarımı sizinle paylaşırken, acaba bende nefret uyandırıyor muyum diye merak etmiyor değilim ama gösterdiğiniz ve benim tahminlerimin üzerindeki ilgi, beni gerçekten çok mutlu ediyor. Teşekkür ederim… Pazar günlerini mümkün olduğunca alıntılardan, en azından tarihi olanlarından, kaçınarak ve kendi içselliğimi de paylaşarak geçirmek istiyorum. Ne derece başarılı olacağımı zaman gösterecek, ve doğal olarak da sizin beğeniniz… Kişi ölünce hemen kaybolmaz. Adı bir süre daha dolanır ortalıkta ve bir an gelir, o ... Read more

38 ) ANILAR, ANILANLAR VE ANDIRANLAR !…

        İzmir, gözünü sevdiğim şehrim benim !.. Dünyaya gözlerimi sende açtım, ilk maviyi, ilk yeşili sende tanıdım, ilk iyot kokusunu sende kokladım, ilk aşkı kokladığım gibi ; ilk sevgilimin elini senin sokaklarında tuttum gizlice, kuytuluklarındaki ağaçlarının altında öptüm ilk kez onu.. Hiç uzun süreli ayrılmadım senden, sana hep sadık kaldım !.. Ama seni benim kadar sevmedi herkes ! Yeşilliklerini birer birer öldürdüler, sahillerini birer birer ördüler ; iç taraflarını imbatından mahrum ettiler, plansız bir şekilde en güzel yerlerine çirkin binalar kondurdular, masmavi denizini kirlettiler, güzelim balıklarını tükettiler.. Senin bozulmanla benim yaşlanmam atbaşı gitti..    Bazen uzun yürüyüşler sırasında, ... Read more