Kategori: Atatürk Dönemi

Din ve Atatürk – islamda türkçe ibadet ve ezan

Yunanların tanrısı Zeus, dünyayı yönettiği tahtına çıplak ayağıyla otururmuş. Antik çağda, bir arada ibadet eden Grekler, temiz kalpli olduklarını tanrılara göstermek amacıyla tapınaklara çıplak ayakla girerlermiş. Romalılara göre de çıplak ayak kutsanmışlığın ve temiz kalpliliğin simgesiymiş ve tapınak önlerinde sandaletlerini çıkarırlarmış. Çıplak Ayakla ibadet Budizm inancında da, mabede ayakkabıyla girilemez. Bunun nedeni kutsal kitaptaki şu anlatımdır: “Buda doğar doğmaz ayağa kalktı ve çıplak ayaklarıyla uçarcasına dört yöne doğru yedi adım atarak yeryüzünü kutsadı.” Kutsal mekanlara girerken ayakkabıları çıkarmanın tarihinde daha pek çok bilgi vardır. Bu kültürün genleri incelendiğinde karşımıza Yahudi dininin Eski Ahit’i de çıkar. İşte bu kutsal kitaptan bir ... Read more

İlk Kurşun ilk Şehit – Osman Nevres Hasan Tahsin Bey

İLK KURŞUN ilk Şehit Sokaklarda üçer beşer kişilik topluluklar olarak dolaşan gençler, tellakların bağırışlarını andırırcasına, evlerin pencerelerine bakarak şöyle bağırıyorlardı: “Vatanını seven Yahudi mezarlığına, maşatlığa gelsin!..” Şimdiki Bahri Baba Parkı, o zaman Yahudi mezarlığıydı. Üzerindeki tabelada “Hukuku Beşer (İnsan Hakları) Gazetesi” yazılı bir kapıdan soluk soluğa uzun boylu, otuz yaşlarında bir adam fırladı; hemen önünden geçen dağınık saçlı ve heyecanlı bir gencin kolundan yakaladı ve ona bir kucak dolusu gazete verdi: “Al şunları, önüne gelene ver!” dedi. Sultani (ortaokul) öğrencisi olduğu anlaşılan genç, gazeteleri yüklenip uzaklaştı. Genç adam, giden delikanlının arkasından dalgın ve düşünceli baktı. Denizden ıslanarak gelen tatlı bir ... Read more

Türk büyükelçinin rusya macerası ve Cheka terörü

Ankara Hükumetinin ilk Moskova Büyükelçisi Ali Fuat (Cebesoy) Paşa heyeti ile, Sovyet Rusya’da antlaşma imzalayacak olan Yusuf Kemal heyetini götüren tren, Bakü’den Moskova’ya on bir günde gidebilmiş. Zaten uzun olan yolun bu son bölümü, pek güvenli değilmiş. Büyükelçimizin yanına, Yüzbaşı İdris Çora komutasında, sekiz Türk neferi verilmiş. Rostov’dan geçerken, Sovyet Hükumeti de trene bir makineli tüfek takımı yerleştirmiş. Ayrıca Kuzey Kafkasya’dan sonra katarın önüne zırhlı bir kılavuz treni konmuş. Bu önlemlere rağmen, Türk Büyükelçisi ve Bakanlar ciddi bir tehlike atlatmışlar. Silahlı çeteler yol kesiyor Sovyet Hükumeti, Rusya içinde güvenliği henüz tam olarak sağlayamıyor. Rejime karşı, silahlı direnişler yer yer devam ... Read more

Mustafa Kemal’in Diplomatlari

Saltanattan Cumhuriyete geçişte Dışişlerinde yaşananlar aslında çok dramatiktir. Kasım 1921’de Ankara Hükumetinin Paris temsilciliğine atanan Ahmet Ferit (Tek) Bey Paris’e geldiğinde karşısında padişahın gölgesini bulur! Çünkü Türkiye’de iki devlet, iki hükumet ve iki baş varken, Fransa’da tek Türk temsilciliği olur mu?!. Babıali daha önce davranmış ve Paris’te Osmanlı temsilciliğini açmıştır bile. Şöyle de bir kılıf bulunmuştur: Sévres antlaşmasını imzalayan Osmanlı delegasyonu sanki geri dönmemiş de Paris’te kalmıştır. Onun için İstanbul Hükumetinin Paris temsilciliğine, Osmanlı Murahhaslığı (yani delegeliği) adı verilmiştir. Sévres antlaşması yürürlüğe girmediği için, İstanbul Hükumeti de hukuken Fransa ile savaşta gibi görünüyordur ve Paris’te resmen elçilik veya büyükelçilik açamıyordur. ... Read more

118 ) MUSTAFA KEMAL’İN DÜNÜRLERİ !..

     Latife Hanım’ın ailesinin asıl adı Helvacızade.. Uşak kökenli bu aileden İzmir’e ilk gelen, ticarete meraklı Sadık Bey.. Babası Hacı Ali Bey’den aldığı üç seccadeyle İzmir’de ticarete başlayan Sadık Bey, kısa zamanda, az sayıdaki Müslüman tüccarların en zengini oldu. İzmir ve dolaylarının, belki bütün Türkiye’nin en büyük halı ticarethanesini işletiyordu artık..   Onun ardından babası Hacı Ali Bey ve tüm aile İzmir’e yerleşti. Halk arasında önce “Uşaklılar”, sonra “Uşaklıgil”, zaman içerisinde de “Uşakizadeler”e dönüştü adları…   O sıralarda İzmir, Anadolu’nun kervan ticaret yollarının son durağıydı.   Aile, Paris’te 1869 yılında düzenlenen uluslararası sergiye, Uşak’taki atölyelerinde dokunmuş halılarıyla katıldı ve altın madalya ile ... Read more

119 ) İZMİR FATİHİ’NİN KALBİNİ FETHEDEN iZMİRLİ KIZ !…

   Bir tarafta İzmir’in en zengin ve en ünlü ailesinin, güzel olmayan ama Batılı tarzda yetişmiş, birkaç dil bilen, kültürlü, vatansever, 24 yaşındaki kızı ; diğer tarafta 41 yıllık hayatının yirmi yıla yakınını cephelerde savaşarak geçirmiş, koca bir imparatorluğun çöken enkazı altından kurtardığı ve bin bir zorlukla bir araya getirdiği ordu ile mucizeler yaratarak Batılı devletleri dize getirmiş yorgun bir kahraman…   Anadolu’nun en modern kentinde, kentin en güzel mevsiminde, Körfez manzaralı ve karargah olarak emrine tahsis edilmiş güzel Beyaz Köşk’te ; Mustafa Kemal, boşa koydu dolmadı, doluya koydu almadı ve sonunda kararını verdi : Piyangodan çıkmış gibi karşısına çıkan bu ... Read more

Atatürk ve Kitaplar

Atatürk’ün okuduğu romanlara ait ilk bilgiye ; Ruşen Eşref (Ünaydın)’in 1918 yılında “Yeni Mecmua”nın “Çanakkale Özel Sayısı”nda yayımlanan “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’le Mülakat” röportajında rastlıyoruz. Ünaydın, Mustafa Kemal’in Şişli’deki evinde yaptığı röportajda, çalışma odasını ve bu odada gördüğü kitapları şöyle anlatır: “..Yalnız kaldığım sürece odayı izledim. Duvarlarda hep asker resimleri, Balkan ve Trablus Muharebelerinin anıları asılıydı. Yazıhanesi üzerinde, bir Çerkez kamasının yanı başında Balzac’ın ‘Colonel Charbet’i, Maupassant’ın ‘Boule de Suif’i, Lavedan’ın ‘Servir’i duruyordu. Şüphe yok ki Paşa, sakin anlarının boşluğunu edebiyatla dolduruyor.” Atatürk, yaşamı boyunca, fırsat bulduğu heran, hemen her konuda binlerce kitap okumuş gerçek bir entelektüeldir aynı zamanda. Türk ... Read more

190 ) TÜRKİYE’NİN DEĞİŞİK DÖNEMLERİNDEN İKİ ANEKDOT…

     1925 yılında başlayan Şeyh Sait İsyanı’yla alevlenen Kürt ayaklanmaları dönemi, Korgeneral Abdullah Alpdoğan’ın yönettiği Dersim harekatıyla son bulur. Ayaklanmaların bastırılabilmesi için 1934’de bir kanun çıkarılır. Bu kanunda, Kürtlerin yaşadığı yerler birinci bölge, Türklerin yoğun olduğu yerler ise ikinci bölge olarak gösterilir. Birinci bölgede yaşayan halk, ikinci bölgeye kaydırılırken, Kürtlerin yoğunlukta olduğu yerlere de, içerden ve dışardan getirilen Türkler yerleştirilir. Üçüncü bölge ise isyanların merkezidir. Bu bölgede hiç kimseye oturma izni verilmez ve tamamen boşaltılır.. Yasak bölgede ya da o dönemdeki adıyla “mıntıka-i memnu”da bulunan köylerin boşaltılması için görevlendirilen birliklerin birinde, Cemal Madanoğlu adında genç bir subay da bulunmaktadır.  ... Read more

223 ) 99 GÜNLÜK BİR DEMOKRASİ DENEMESİ !..

Fethi Bey ve kızı 1930 yılında Mustafa Kemal ile      Paris Büyükelçisi Fethi (Okyar) Bey, 1930 yılı temmuzunda ailesiyle birlikte iki aylık bir tatil için Türkiye’ye geldiğinde, ülkenin durumu hiç de iyi değildi. Dünya krizinin silkelediği genç cumhuriyette millet yoksulluktan kırılıyordu. Gazi’nin deyişiyle, “Her taraf derin bir yokluk, maddi manevi perişanlık içindeydi.”..    Hükumet, krizi aşmak için, tasarrufu teşvik ediyordu. Cami minberlerine “para biriktir” yazılıyor, halk yerli malı kullanmaya çağrılıyordu. Yoksulluk, ağır vergiler ve birbiri ardına gelen şok reformlarla şaşkına dönen halk içten içe kaynıyordu.   Gazi artık pek ortalarda görünmez olmuş, İsmet Paşa’nın tek parti iktidarı bir bürokrat egemenliğine dönmüş, ülke ... Read more

225 ) MUSTAFA KEMAL “YOLDAŞ” !..

    Tarihleri boyunca birbirine düşman olmuş iki imparatorluk, 20. yüzyılın başında ardı ardına devrildiler. Artık ne Rus çarının ne de Osmanlı padişahının hükmü geçiyordu.. İki imparatorluğun toprakları üzerinde şimdi iki devrimci rejim kuruluyor ve başlarındaki iki insan birbirlerine ellerini uzatıyorlardı..   Herkesin aklındaki soru şuydu : Acaba eski düşmanlıklar hükümdarlarla birlikte yıkılmış mıydı ? Ezeli Türk-Rus çekişmesi başka bir şekilde mi sürecekti ? Türkiye, yardım alacağım derken Bolşevik mi olacaktı ?..   1920 yılının Mayıs ayında, Mustafa Kemal bu konuda Meclis’te şu konuşmayı yaptı :“Burada iki noktayı birbirinden ayrı ele almak gerekir. Biri Bolşevik olmak, diğeri Bolşevik Rusya ile ittifak yapmak. Biz ... Read more