97) PİCASSO’DAN DAHA İYİ RESİM YAPAN DEVLET BAŞKANIMIZ !..

   Alpay’ın bir zamanlar çok sevdiğim bir parçası vardı. Yaz aşklarını anlatan bu parçanın adı “Eylül’de Gel” idi. Ama 1980 Eylül’ünde gelen zat, terörü düzelteyim derken tüm ülkeyi dümdüz etti !..
   12 Eylül 1980 ile 6 Kasım 1983 arasında üç görevi birden ; devlet başkanlığı, MGK başkanlığı ve genelkurmay başkanlığını yürüten Kenan Evren, 9 Kasım 1989’da yerini Turgut Özal’a terk edene kadar dokuz yıl devletin başında kaldı. Süre bakımından Atatürk, İnönü ve Bayar’dan sonra dördüncü sırada geliyor…
   Ege Ordusu komutanlığını yaparken ve bir yandan da emekliliğini beklerken ; Demirel’in bir kaprisi ve Korutürk’ün de ordu geleneklerine aykırı olan isteğini reddetmesi sonucu, KKK’na aday üç general’in emekli edilmesiyle, birden kendini Kara Kuvvetleri Komutanı olarak buldu !..
   O tarihte Demirel’in K.K.Komutanlığına getirmek istediği Ali Fethi Esener ; 1982 Anayasasının onaylanmasından sonra, eski AP’lilerin kuracağı Büyük Türkiye Partisinin başına getirilmek isteniyordu. 5 Mayıs 1983 günü Evren, onu Çankaya’ya çağırdı. Yanında MGK üyesi Nurettin Ersin de vardı. İki paşa, Esener’e “bu işi bırakmasını” öğütlediler. “Seni bir koz olarak kullanıyorlar. ‘Anayasaya hayır deyin’ diye büyük çaba sarf eden bir ekibin içinde olma. Hem bizi hem de Silahlı Kuvvetleri üzüyorsun” dediler. Esener BTP genel başkanlığında ısrar edince de, “Ali Fethi Paşa” dediler, “sana böyle bir parti kurman için MGK olarak izin veremeyiz. Gerekirse partiyi kapatırız !..”
   Esener sarardı, böyle bir tepki beklemiyordu. “Söz verdim” dedi, iktidar gücünü elinde tutan iki paşaya…
   16 Mayıs 1983’ten itibaren yeni siyasal partiler birbiri ardından kurulmaya başladı. 31 Mayıs 1983 günü ise MGK bir karar yayımladı : BTP kapatıldı !.. Bu arada Demirel ve Deniz Baykal’la arkadaşları Zincirbozan’a gönderildi..
       
   Bu arada SODEP de kuruldu ama İsmet Paşa’nın oğlu olduğu ve partiye ne kadar komünist varsa gireceği gerekçesiyle Erdal İnönü veto edildi.. İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker İstanbul’dan Ankara’ya davet edildi ve yapılan görüşmede Evren’e, “Erdal komünistleri suya götürür, susuz getirir !” demesine rağmen ; Erdal İnönü’nün ODTÜ rektörlüğü sırasında, üniversite kampüsünde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının gizlenmesine göz yumduğuna dair bir rapor vardı ellerinde…
   Bu arada askerlerin kurduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) de Turgut Sunalp başkanlığında siyaset arenasında yerini almıştı. Evren, seçim öncesi yaptığı TV konuşmasında, bu partinin MGK’nın devamı olduğunu söyleyerek Özal’ın ekmeğine yağ sürdü ve 6 Kasım 1983’de yapılan seçimlerde ANAP 212, HP 117, MDP ise 71 milletvekilliği kazandı…
     
   Sonradan pek çok çevrede yadırganan bir olaya tanık oldu Çankaya !.. Evren’in Cüneyt Arcayürek’e anlattığına göre, Özal gelmiş, hızla yürümüş ve Evren elini uzatıp seçim zaferini kutlayacağı sırada onu kendine doğru çekmiş, Evren de onu iki yanağından öpmek zorunda kalmıştı.. Kurnaz Özal, tek başına iktidar oluşunu askerlerin de onayladığını anlatmak için bu mizanseni hazırlamıştı !..
   Bu arada Evren’le Demirel arasındaki husumet sürüyordu. Yalçın Doğan, Demirel’e, yasaklar kalkıp siyasete dönerse ve partinin başına geçerse Evren’i ziyaret edip etmeyeceğini sorduğunda, “Dağa çıkarım, Çankaya’ya çıkmam !” demişti ama DYP başkanlığını Cindoruk’tan devraldığında ilk işi Çankaya’ya çıkmak olmuştu !..
 
   Evren’e söylemediğini bırakmayan Demirel… Her konuşmasında Demirel’e güvensizliğini ifade eden Evren.. 1980’lerde, 1990’larda ve hatta Demirel’in son başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde birbirlerini kucakladılar, foto muhabirlerine, kameralara kırk yıllık dostmuş gibi pozlar verdiler ve şöyle açıkladılar bu durumu : Demirel’e göre devlette küslük olmazdı. Evren’e göre eski anlaşmazlıklarla yaşamak olanaksızdı…
   Bu arada akıllara takılan bir başka nokta da şuydu : Evren, Erdal İnönü’yü solcu görüşleri nedeniyle veto ederken ; nedense Özal’ın Nakşibendi Tarikatından olduğu herkesçe bilindiği halde onu veto etmemişti !.. Gerekçe olarak da, konuyla ilgili MİT’den bir rapor gelmediğini ileri sürüyordu…
   1987 yılına gelindiğinde, 2 Mayısta, C.Arcayürek, Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ ile yaptığı röportajda ; referandumda yasaklı liderler televizyonlarda konuşursa tepkilerin ne olacağı üzerinde durmuştu. Doğal olarak dört lider 12 Eylül’e yükleneceklerdi. Üruğ Paşa, “Ama bu felaket olur ; Çankaya’nın doğası buna dayanmaz ve çok kötü sonuçlar doğar” dedi. Ayrıca Üruğ, şu soruyu da ağzından kaçırdı : “Özal cumhurbaşkanı olmak istiyor mu ?” . Arcayürek de, “Elbette ister, zaten bugünden oyunun dengelerini kuruyor. İlk seçimde çoğunluğu yine sağlamaya çalışacak, hem de Çankaya’ya çıkmasını sağlayacak çoğunluğu” diye yanıtladı..
   Ve geldi 6 Eylül 1987.. Siyasal yasaklar kılpayı kaldırıldı !.. % 50,16 evet, % 49,84 hayır… Tam 88.251 oy farkıyla..
   Özal’ın bu referanduma tepkisi, 1 Kasım 1987 günü genel seçim kararı almak oldu..
   1 Kasım 1987 seçimleri, Refah Partisinin hukuksal bir itirazını Anayasa Mahkemesinin haklı bulması sonucu, 29 Ekim’de yapıldı.. Sonuç : ANAP : 292, SHP : 99, DYP : 59 milletvekilliği…
   9 Kasım 1989 günü Özal frakını giydi, silindir şapkası elinde Meclis’e geldi, cumhurbaşkanlığı andını içti ve Çankaya’ya çıktı !..
   7. Cumhurbaşkanı Evren, 8. Cumhurbaşkanı Özal’a görevi devrettikten sonra uçakla İzmir’e, oradan da Marmaris’te inşa ettirdiği evine doğru yola çıktı.
   Görevinden ayrılırken bütün partileri ziyaret etmiş ve vedalaşmıştı ama hiçbir parti lideri havaalanına onu geçirmek, iyi yolculuklar dilemek için gelmemişti !…

Leave a reply:

Your email address will not be published.