91) ALTINCI CUMHURBAŞKANIMIZ : KORUTÜRK.. .

   1973 yılının 5 Nisan günü Ankara’nın siyasal kulislerinde büyük bir hareketlilik vardı. CHP ve AP’nin çaresizlikten Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev süresini bir yıl daha uzatmaya razı olmalarına karşın sonuç başarılı olmamış, Çankaya bunalımı giderek derinleşmişti.
   Kulislerde değişik isimler arasında, arada sırada, emekli Oramiral, büyükelçi, kontenjan senatörü Fahri Korutürk’ün de adı geçiyordu. Ama bulanık suda balık avlamaya veya Korutürk’ün adını geçersiz kılmaya meraklı olan kimi çevreler Moskova büyükelçiliği sırasında emekli amiral Korutürk’ün sinir bunalımları geçirdiğini, olağandışı hareketler yaptığını yayıyorlardı.
   O sırada Moskova Büyükelçiliği Müsteşarlığı görevinde bulunan rahmetli büyükelçi Semih Günver’in Cüneyt Arcayürek’e anlattığına göre, söylentilerin “hiçbiri doğru değildi, baştan aşağı uydurma”ydı. Günver’e göre ; o tarihlerde Türkiye Büyükelçiliği KGB tarafından sürekli izleniyor ve gözleniyordu. Korutürk önlem olarak gizli konuları müsteşarı ile büyükelçiliğin bahçesinde gezerken konuşuyordu. Ne sinir krizi geçirmiş ne de bunalımlı saatler yaşamış, yaşatmıştı..
   Korutürk, hiçbir şeyden habersiz, 5 Nisan gecesi İstanbul’daki odasında uykuya çekildiği sırada ; onu yakından tanıyan arkadaşı, emekli amiral Fahri Çoker ; CHP lideri Ecevit’e cumhurbaşkanı adayı olarak onu öneriyordu. Aynı isim Demirel’e de duyuruluyor ve iki büyük parti Korutürk’ün adaylığını onaylıyordu…
   
   Fahri Korutürk’ün, 6 Nisan 1973’ten 6 Nisan 1980’e kadar başında bulunduğu ülke tam on altı hükumet değişikliğine sahne oldu !.. On altı kez başbakan atandı. Siyasal çalkantılar, bunalımlar içinde başlayıp dağılan, çoğu zaman parti liderlerinin sert eleştirileriyle karşılaştığı on altı hükumet…
   7 Nisan 1973’te istifa eden ama ülkeyi 1973 genel seçimlerine ancak kendi hükumetinin götürebileceğine inanan Ferit Melen’in seçimlerle ilgili ilginç görüşleri vardı : “Ordu, AP lideri Demirel’e devleti asla bırakmazdı. Ecevit’in de kesinlikle ‘temizlenmesi’ gerekirdi..” Bu inançlarını da 1980’e kadar değiştirmedi. Fazla askerciydi. “Bu iki lider nasıl gidecek ?” diye kendisine sorulduğunda, “bir seçim yasası çıkarılacak, bu yasaya göre hiçbir parti iktidar olamayacak !” şeklinde yanıtlamıştı…
   Sonuçta kontenjan senatörü Naim Talu ; AP, CGP ve bağımsız üyeler, Meclis dışı isimlerle kurulan hükumet 14 Ekim 1973 seçimlerini gerçekleştirdi. Bu seçimlerde CHP 185, AP 149, MSP 48, DP 45, CGP 13, MHP 3 milletvekilliği kazandı ve uzun pazarlıklardan sonra 26 Ocak 1974’de CHP-MSP ortak hükumeti kuruldu..
           
   Korutürk, MSP’nin dünya görüşünü çağ dışı olarak değerlendirir, rejim açısından sakıncalı görürdü. “MSP karşısında daha kararlı ve sert bir tavır takınmak gerekir. Ecevit ve benzerleri gibi romantik duygularla değil” derdi. Jest ve mimiklerini çok abartılı bulduğu, konuşma biçiminden, özellikle ses tonundan rahatsızlık duyduğu Erbakan’a karşı, soğuk ve mesafeli bir yaklaşımı vardı.. Erbakan’ın alçakgönüllü, saygılı davranışlarını içtenlikten uzak, asıl düşüncelerini saklayan davranış biçimleri olarak yorumlardı.
   Ecevit’in, ABD’nin Kıbrıs Harekatı sonrası başlattığı ambargo karşısındaki yaklaşımını yadırgadığını, “şu politikacılar ne kadar aceleci ve duygusal hareket ediyorlar, doğrusu anlamak mümkün değil, ülkenin geleceğini ve kaderini ilgilendiren konularda daha soğukkanlı hareket edemezler mi ?” diyerek dile getirirdi…
   1975 yılının ilk aylarında tırmanışa geçen, Güneydoğu’daki terör ve şiddet eylemlerinden sonra Siirt, Urfa, Hakkari ve Diyarbakır’da sıkıyönetim ilan edildi. Sıkı yönetim kararının Mecliste oylanacağı gün, odasında Fuat Bayramoğlu, Çoker ve Baransel ile konuşan Korutürk ; ileride Orta Doğu’da bir Kürt devleti kurulabileceğinden bahsetti. Bu yer için Irak’ın kuzeyinde Kerkük’ü de içine alan toprakların düşünülebileceğini anlattı. Burada kurulacak bir Kürt devletinin başta ABD olmak üzere, İngiltere ve Fransa’nın da desteğini göreceğini söyledi. Eğer gerçekleşirse, bunun Türkiye için büyük tehlike doğuracağını, bu gelişmelerin ileride Güneydoğu Anadolu bölgemizden toprak isteme küstahlığına kadar gidebileceğini ifade etti. “Siyasi partilerin oy avcılığı uğruna bu hayati tehlikeyi bir türlü görmek istememelerine doğrusu akıl erdiremiyorum. Dilerim Türkiye, geleceği görmeyen, açgözlü politikacılar yüzünden ileride ağır bedeller ödemek zorunda kalmaz. Beni asıl üzen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün partisinin bu konularda gerekli hassasiyeti göstermemesidir” diye yakındı…
   Sonra ardı ardına hükumet değişiklikleri dönemi başladı. Mart 1975’de I. Milliyetçi Cephe (MC) Demirel’in başbakanlığında AP-MSP-MHP-CGP partilerinin koalisyonu olarak kuruldu.
    
   Haziran 1977’de CHP yine birinci partiydi ama milletvekili sayısı tek başına iktidar olmasına yetmedi. Bu arada kanlı 1 Mayıs olayına ve Ecevit’e İzmir’de, havaalanında suikast girişimlerine tanık olmuştuk..
   Seçimlerde CHP 213, AP 189, MSP 24, MHP 16, CGP 3, DP 1, bağımsızlar 4 milletvekilliği kazandı…
   21 Haziran 1977’de, Ecevit’in hükumet kurma görevini aldığı günün gecesi CHP’de zafer şenlikleri yapılırken bir grup partili otobüslerle Demirel’in Güniz Sokak’taki evinin önüne gitmiş, “Nazmiye pabucu yarım / çık dışarı oynayalım” diye bağırmıştı. Demirel bunun üzerine çok sinirlenmiş, “hadi bakalım ! olsun hükumet.. Nasıl olacakmış görelim !..” demişti. Ve 217 evet oyuna karşı 229 oyla Ecevit Güvenoyu alamadı. Milliyetçi Cephe yine kazanmıştı…
   1977 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Korutürk, yaz dönemi çalışmaları için, İstanbul Florya Köşkü’ nde, Başbakan Demirel, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ve Milli Savunma Bakanı Sadettin Bilgiç ile görüştü. Görüşmelerin konusu Kara Kuvvetleri Komutanlığına yapılacak atama idi.  O sırada KKK, Namık Kemal Ersun’du. Başbakana duyduğu antipatiyi saklamıyordu. Keban Barajının açılış töreninde Demirel’e plaket veren 3. Ordu Komutanı Korgeneral Ali Fethi Esener hakkında duyduğu memnuniyetsizliği Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’a bildirmişti. Buna karşılık Ersun Paşa, 2. MC işbaşına geldikten kısa bir süre sonra, görev süresi bitmeden emekliye sevk edildi. Bu göreve üç orgeneral adaydı : I. Ordu Komutanı Orgeneral Adnan Ersöz, II. Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Olcay ve III. Ordu Komutanı Ali Fethi Esener.. Kıdem sırası Adnan Ersöz’deydi ama Demirel de Esener’i istiyordu. Başbakanlık, Esener ile ilgili kararnameyi Korutürk’e gönderdi. Korutürk, hiyerarşinin çok hassas bir konu olduğunda direterek bunu kabul etmedi. Çeşitli yazışmalar sonucu üç aday general de 30 Ağustos da emekliye sevk edildiler…
   Ve aynı gün, Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandı. Kader ağlarını daha hızlı örmeye başlamıştı artık, NETEKİM !…

Leave a reply:

Your email address will not be published.