90) AMERİKA’NIN YENİDEN KEŞFİ !…

   Amerikalı yazar ve tarihçi Frederic Jackson 1893’te bir makale yayımladı. 1890 ulusal nüfus sayımını kullanarak, Amerikan tarihinin ilk devrini kapatmış olduğunu, ülkenin ya var olan sınırlarıyla tatmin olacağını ya da sınır ötesinde yeni topraklar arayabileceğini söylüyordu.
   Bu tarz çağrıları eylem tasarılarına çeviren filozof-denizci, Deniz Harp Akademisi yöneticisi Albay Alfred Thayer Mahan ; “Deniz Gücünün Tarih Üzerindeki Etkisi” adlı kitabında, dış pazarlar üstünde kontrol kurmayan ve yabancı ülkelerin doğal kaynaklarına erişim sağlamayan bir ulusun azametli bir ulus olamayacağını iddia etmekteydi. “İsteseler de istemeseler de, Amerikalılar artık dışarıya bakmak zorundadırlar” diye yazdı. Ona göre, ülkenin artan üretimi bunu gerektirmekteydi..
   Genişleme politikasının başta gelen taraftarlarından Massachusetts senatörü Henry Cabot Lodge, aşağıda resmi görülen Mahan’ın yazılarını çok değerli buluyordu.
      
   Başkan Theodore Roosevelt, Senatör Lodge ve Mahan ; Amerikan genişleme politikasının Kutsal Üçlüsü oldular. Sosyo ekonomik ortam da elverişliydi.. 1890’larda hızla düşen zirai fiyatlar bir nesil küçük çiftçiyi silmişti. Ülkede doğudan batıya grevler ve işçi ayaklanmaları patlak veriyordu. 1894’de Dışişleri Bakanı Walther Grisham, ülkede “devrim belirtileri” nin yayıldığını söyledi. Birçok işadamı ve siyasi önder, Amerikan ekonomisinin bu tehditleri savuşturabilecek kadar hızla büyümesinin tek yolunun yurt dışında yeni pazarlar bulması olduğunda anlaşmıştı. Aralarında Başkan Cleveland’ın Hazine Bakanı John Carlisle da vardı.      
   Hawai’deki Amerikan özel temsilcisi John L. Stevens tarafından düzenlenip, limandaki Boston savaş gemisinin 162 mürettebatı kullanılarak kraliçenin devrilmesi, Amerika’nın ilk operasyonu oldu. Yıl : 1893…

   Bunu Küba izledi… İspanya’nın o muhteşem imparatorluğundan elinde kalan son kale… 1898 yılı başlarında Amerikan savaş gemisi Maine, Havana’ya geldi. “Dostça bir ziyaret” te bulunacaktı ama 15 Şubat 1898 gecesi büyük bir patlamayla parçalara ayrıldı. İki yüz elliyi aşkın Amerikan askeri hayatını kaybetti. Haber ABD’ yi adeta çalkaladı. Herkes İspanya’yı sorumlu tutuyordu… Ne kadar da 11 Eylül 2001’i çağrıştırıyor değil mi ?..
   Büyük bir gazete tröstünün başında olan William Randolph Hearst, tüm ülkeyi yayınları ile adeta İspanyol düşmanı yaptı… Gazete tirajı dört haftada iki katına çıktı. İspanya’nın barış yanlısı başbakanı Sagasta’nın tüm uğraşlarına rağmen Başkan McKinley, 11 Nisan’da Kongre’den, Küba’da “zorunlu müdahale” için yetki vermelerini istedi.
  
   Bu adım Kübalı devrimci önderlerini irkiltti. Çoktandır, General Maceo’nun kelimeleriyle, “böyle kuvvetli bir komşuya minnetkar kalmaktansa yardımsız yükselip çökmek daha iyidir” inancındaydılar. Kongre üyeleri, Kübalılar karşı çıktığı sürece, McKinley’in savaş kararını onaylamaya isteksizdiler. Beş yıl önce de çoğu Hawaiilinin karşı olduğunu görünce Hawaii’yi ilhak etmeyi reddetmişlerdi.
   Sonra McKinley, Colarado Senatörü Henry Teller’dan gelen bir kanun değişikliği önerisini kabul etti. Bu, “Küba Adası’nın insanları hür ve bağımsızdır” diye başlıyordu ve adayı İspanyollardan kurtardıktan sonra kontrolü Kübalılara bırakacağını taahhüt ediyordu. Önderlerden birisi olan General Garcia, “bu benim için yeterli” dedi. 25 Nisanda Kongre, İspanya’ya savaş ilan etti. İç Savaş’ın yaralarını yeni yeni saran ulus, talep edilen 125.000 gönüllüye karşılık kayıt bürolarını doldurdu ve 250.000 kişi gönüllü oldu.
   1 Mayıs’ta Filipinler’de Manila koyunda demirli olan İspanyol Donanması imha edildi ve 3 Temmuz’da devir teslim töreni yapılmıştı bile !…
   İzleyen günlerde Küba’yı teslim alan General William Shafter ; bir gazeteciye, “özerklik mi ! Yahu, barut cehenneme ne kadar uygunsa, bu insanlar da özerkliğe o kadar uygunlar” diyordu. Başkan McKinley de, ABD’nin Küba’yı “fethedilmiş toprak üzerindeki muharip hakkın yasası” altında yöneteceğini açıklıyordu !..
   Bu demeçleri duyan Kübalıların yaşadıkları şaşkınlık, General Brooke’un, kurtarıcı ordularının 1899’un ilk günleri için planlanmış kutlamaya katılmalarına izin vermemesiyle kızgın hiddete dönüştü. Yeni Askeri Vali General Leonard Wood, 1900’de göreve başladıktan hemen sonra Washington’a gönderdiği bir raporda, “insanlar bana, Küba’da istikrarlı hükumet derken neyi kastettiğimizi soruyorlar, onlara mantıklı bir faiz oranıyla borç alınabildiğinde ve sermaye adaya yapmaya istekli olduğunda istikrara kavuşulmuş demektir yanıtını veriyorum..” diye yazdı.
   1900 sonbaharında Savaş Bakanı Root ile Conneticut Senatörü Platt, “Platt Değişikliği” adı altında, Küba’ nın geleceğini biçimlendirecek yasayı hazırladılar. Bu yasayla, ABD Küba’yı, doğrudan değil de uysal bir yerel idareyle kontrol altına almıştır. Platt Değişikliği özünde Kübalılara, ABD’nin her kararlarını veto etmeye hakkı olduğu sürece kendi kendilerini yönetme izni veriyordu !..
   Günümüzde “Plattismo” olarak bilinen bu düzeni, Washington ileride Karayipler ve Orta Amerika’nın birçok yerinde kullanacaktır…

Leave a reply:

Your email address will not be published.