799 ) İTALYAN MAFYASINA KARŞI AMERİKALI BİR İTALYAN !..

“İki Sicilya Krallığı”, Napolyon Savaşları sonrası, 8 Aralık 1816 tarihinde, Güney İtalya’da kurulmuştu.. Krallık, 12 Mart ve 26 Mart 1861 günlerinde, İtalyan birliğini sağlayan Garibaldi güçlerine teslim oldu. 21 Ekim 1862‘de yapılan bir halk oylamasında çoğunluğun oylarıyla, Sardinya-Piyemonte Krallığı’na ilhak edilmeyi kabul ettiler. 13 Şubat 1862‘de ise, daha sonra İtalya Krallığı adını alacak olan Sardinya-Piyemonte Krallığı topraklarına katıldılar..
Guiseppe Petrosino 1860 yılında işte bu “İki Sicilya Krallığı”nda, Campania‘ya bağlı Padula köyünde doğdu.. Ailesi 1874 yılında Giuseppe’yi, kuzeni Antonio ile birlikte, göçmen olarak, New York’taki büyükbabasının yanına yolladı. O artık İtalyan-Amerikalı idi. Bunun sıkıntılarını da çekecekti, faydalarını da görecekti sonradan.. Mullbery Caddesi’ndeki Polis Merkezi’nin karşısında insanların ayakkabılarını boyayıp parlatırken polis olmayı kafasına koydu. Bu arada adı artık Guiseppe değil, Joseph (arkadaşları için “Joe”) olmuştu. Ama aynı kalan soyadı Petrosino, kökenini yeterince belli ediyordu. !İrlandalıların hakimiyetinde bulunan polis gücüne girmeye çalıştığında bu, önüne bir engel olarak çıkacaktı..
Üstelik, tek dezavantajı da bu değildi ; 1 metre 60 santimlik boyuyla belki şehrin en kısa boylu polisi olacaktı. Böylece, polis olamadı ama, polis gücüne bağlı çalışan “sokak süpürücüleri”nden biri oldu. Petrosino, o kadar çalışkan, becerikli ve kararlıydı ki, sonunda, 1879‘da, polis gücüne girmeyi başardı..
İtalyancayı akıcı bir şekilde konuşması İtalyan suç örgütlerinin iyice palazlandığı dönemde onu avantajlı bir duruma getirmişti. Güçlü karakteriyle Petrosino, o günlerde polis gücünden sorumlu bir bürokrat olan ama gelecekte ABD‘nin 26. başkanı seçilecek Theodore Roosevelt‘in bile dikkatini çekmeyi başarır. Önce gizli polis olarak çalışıp “Küçük İtalya” semtinde konuşlanmış suçluların dünyasından haberler taşır. On yıl içinde, önce 1890′da dedektifliğe, ardından 1895‘de çavuşluğa, daha sonra da teğmenliğe yükseltilip 1905 yılında kendi gibi İtalyan-Amerikalılardan oluşan “İtalyan Takımı”nın başına geçirilir. Beş kişilik ekibiyle (daha sonra 25 kişiye yükseltilecektir bu sayı) başta “Kara El” olmak üzere mafya oluşumlarına büyük darbeler indirir. Onun gözünde bu örgütler İtalyanların adını kirletmektedirler..

    

Binlerce tutuklama yapılır, yüzlerce kişi hapse gönderilir, mafya kaynaklı suçlar yüzde elli oranında düşer. Petrosino ülkenin en tanınan polisidir artık. Onun gözü karalığı anlatılır gibi değildir. Mafyanın hali hazırdaki en büyük düşmanı olmasına rağmen, 1909 yılında, elinde iki bin kişinin adının yazılı olduğu bir listeyle, mafyanın “kovanı” sayılan Palermo‘ya gider !.. Amacı Sicilya polisiyle işbirliği yaparak ABD’deki bazı suçluların gerçek kimliğini ortaya çıkarmaktır. Yüzde yüz gizlilikle yürütülmesi gereken bu operasyon ne yazık ki bu görevi Petrosino’ya bizzat veren yeni Polis Komisyonu Başkanı General Theodore Bingham tarafından açık edilir.. 
Petrosino yine de geri adım atmaz. 12 Mart 1909 günü, kendisine bilgi vereceğini sandığı bir muhbiri beklerken, yanına yaklaşan bir adam Petrosino’yu yüzünden vurur..

  

Rüşvet yemeyen her polis gibi, Petrosino da zengin değildir. Öldükten sonra arkadaşları aralarında karısı ve oğlu için 10 bin dolar toplarlar. New York Polis Örgütü ise acılı aileye yıllık 1000 dolar maaş bağlar…
Petrosino’nun cenazesine 200 binden fazla insan katılır..

EGE GÖRGÜN’ün, “Kara Karga” dergisinin Aralık-2016 sayısındaki yazısından derlenmiştir..   

    

Leave a reply:

Your email address will not be published.