787 ) PEARL HARBOR BASKINI

    

Washington D.C’de, Japonya Büyükelçisi Amiral Nomura ve ABD Dışişleri Bakanı Cordell Hull arasında süren görüşmeler, iyice buruklaşmıştı. 16 Ekim 1941′de Japonca deyimiyle ılımlı Başbakan Fumimaro Konoye, görevinden istifa etti. Yerini, çok daha sert ve militarist amaçları olan Hideki Tojo aldı. Tojo Hükümeti, ABD’ye ültimatoma benzer bir mesaj göndermeyi kararlaştırdı. Amerika’dan 29 Kasım’a kadar bütün Japon isteklerine peki demesi istendi..
Pearl Harbor’a saldıracak olan Japon uçak gemisi filosu Kurile adalarındaki Tankan körfezinde bu sinsi ve gizli randevu için pusuda beklerken, 26 Kasım’da denize açılmak emri almıştı..
İşler daha bu dönemdeyken ; Japonların, hıyanet mekanizmasını çoktan işletmeye başlattıkları açıkça bellidir. Japonların bilmediği, hıyanetlerinden kuşkulanılmaya başlandığı idi. Amerikalı şifreciler, Washington’da Nomura’ya gönderilen diplomatik telsiz mesajlarını, elçinin kendisi kadar kolayca çözüp okuyabiliyorlardı. ABD’li matematikçiler, Nomura’yı sessiz sedasız ve sayılarla, diplomasinin en sersem kişisi haline dönüştürme çabasındaydılar. ABD donanmasına ait Bainbridge adasındaki Puget Sound dinleme istasyonu, şifreli telsiz trafiğini rahatça saptıyor, şifreciler de Washington’da bu mesajları çözüyorlardı. Hatta çoğu kez mesajlar, Japon elçiliğinden önce çözülmüş oluyordu !..

İlk kara savaş bulutlarıyla dolu uyarı, Büyükelçi Nomura’ya 20 Kasım 1941‘de ulaştı. Tokyo şöyle diyordu : “Japon-Amerikan ilişkilerinin ayın 25’ine kadar çözümlenmesini istememizde, sizin tahmin edemeyeceğiniz nedenler vardır..” Telgrafta ayrıca, Japonya’nın Amerikalılara, ayın 29′una kadar, dört günlük bir süre daha tanımayı kararlaştırdığı belirtiliyor ; bu arada Tokyo şunu da ekliyordu : “Bu sefer kararlıyız ; süre hiçbir şekilde uzatılmayacak. Bundan böyle her şey otomatikman oluşacaktır.”
“Otomatikman” oluşan şey, Pearl Harbor baskınıydı. Tokyo’dan Nomura’ya ulaşan ikinci anlamlı mesaj, Amerikalılara görüşmelerin sona erdiğini bildirmesi hakkındaki uyarıydı : ABD’ye cevabın kısa bir nota şeklinde verilmesi bildirilmişti. 6 Aralık’ı 7 Aralık’a bağlayan geceyarısı saat 01:28′de Tokyo, Nomura’ya şu mesajı ulaştırdı : “Büyükelçi lütfen Birleşik Devletler’e cevabımızı bugün (7 Aralık) ve sizin saatiniz ile 13’te (mümkünse Dışişleri Bakanı’na) verebilirler mi ?”
Bunu ilk okuyan Washington’da, Donanma Dairesi’nde görevli Japonca uzmanı Üsteğmen Alwin D. Kramer oldu. Pazar sabahıydı. Kramer Constitution caddesinden Dışişleri Bakanlığı’na kadar koştu. Eski Yunan’da Maraton Savaşı’nda olduğu gibi, Pasifik Savaşında da ilk haberler, koşan bir adam tarafından ilgililere ulaştırıldı !..
Amerikalılar saldırının ne zaman yapılacağından haberliydiler, ama nereye saldırılacağını bilmiyorlardı. En çok gereksindikleri istihbarattan yoksun, I ve II numaralı Japon uçak gemisi filolarının da nerede olduğundan habersizdiler. Bu filolarda Japonya’nın en müthiş ve ABD Pasifik Filosu için en büyük tehlikeyi oluşturan gemileri vardı. Sonradan anlaşılacağı gibi, bu en büyük tehlike de, Hawaii’deki Oahu adasının Pearl Harbor limanında bulunan, donanmanın ana üssü için geçerliydi..

Kasım ve Aralık ayı başında Amerikalılar, Japon donanmasının gemileri arasındaki normal telsiz konuşmalarını saptamışlardı. Haberleşme, göründüğü kadarıyla güneye ; Hong Kong, Çin Hindi ve Malezya’ya yönelikti. Bu telsiz trafiğinden Amerikalılar, Japonların Güneydoğu Asya’yı istila etmeye niyetlendiklerini hiçbir yanılsamaya yer bırakmayacak şekilde anlamışlardı. Ancak, Japonların I ve II numaralı uçak gemisi filolarının telsiz trafiğinde sözü geçmiyor ve de kendilerinden hiçbir sinyal alınamıyordu. Japonların altı adet, yollu ve büyük uçak gemisinden (Akagi, Kaga, Hiryu, Sorya, Şokaku ve Zuikaku) çıt çıkmıyordu..
Büyük uçak gemileri, daha önceleri de telsiz susmasına girmişlerdi. 1941 yılı başında, hiçbir sinyal vermeden geçirdikleri üç haftalık bir ara olmuştu. Sonradan bu gemilerin Japonya’ya döndükleri için ses çıkartmadıkları öğrenilmişti. İkinci kez yine sesleri kesilince Amerikalılar, uçak gemilerinin yine Japonya’ya döndükleri gibi yanlış bir inanca kapıldılar..
1 Aralık’ta, ABD Pasifik Filosu Başkomutanı Amiral Kimmel, Bahriye İstihbarat Dairesi’nden, iki “kayıp” uçak gemisi filosunun nerede olduğunu bilip bilmediklerini sormuştu. İlgili daire subayı Layton da, soruya şu karşılığı verdiğini hatırlamaktadır : “Hayır efendim, habersizim. Karasularında olduklarını sanıyorum, ama nerede olduklarını bilemiyorum.”
Oysa aynı gün, yani 1 Aralık’ta, 24 refakat gemisiyle birlikte o 6 uçak gemisi, Tankan körfezinden Pearl Harbor’a kadar sürecek olan yolculuklarının bir gün öncesi, bekleyiş heyecanı içindeydiler. 

    

Filo komutanı, Visamiral Nagumo idi. Harekatın mimarı ise, Japon Donanması Başkomutanı Amiral Isoroku Yamamato’ydu (üstte). Nagumo’nun büyük gemileri, basından altı gün önce, kötü hava koşulları altında ve bomboş bir denizde doğuya doğru yola çıktılar. Telsiz susması içindeki gemileri, 7 Aralık günü sabah saat 07’de, Hawaii’deki ABD radar deneme üssündeki, Elliot ve Lockhart adlarında iki nöbetçi er fark etti ama, kimse onları önemsemedi tabii ! 

   

Pearl Harbor, girişi Oahu adasının güney kıyısında bulunan, yonca yaprağı biçiminde derin bir koydur. Ordunun radar üssü ise, adanın kuzey ucunda bulunuyordu. Nagumo’nun vurucu gücüyle sağlanan ilk radar ilişkisi üzerine hiç kimse eyleme girişmedi. Ordu, radarda görülen uçakların Amerikan uçakları olduğunu düşünmüştü. Alarm da verilmemişti… 
Japon uçakları kara ordusunun radarlarında görüldüğü zaman, uçak gemilerinden 100 mil uzaklaşmış durumdaydılar. Pearl Harbor’a ulaşmaları yarım saatlerini daha aldı. Kuzeyden gelen 183 uçaklık ilk dalga, üç ayrı yönden yaklaştı. Bir bölüm Oahu adasının çevresinden batıya uçup, limana deniz yönünden sokuldu. Bir başka kol, batıdan yaklaştı. Üçüncüsü adayı aşıp, karadan saldırdı..

İkinci bir uçak dalgası da doğudan ve yine deniz yönünden taarruza geçti. İki saat süren taarruzda Japonlar 353 uçak kullandı. Kayıpları 29 uçak, 55 subay ve subay yardımcısı idi. Amerikalılar ise genellikle yerde yok edilen 349 uçak, 18 savaş gemisi ; denizci, asker, deniz piyadesi ve sivil olarak da 3700 can yitirdiler.
Bu sıralarda kimse Japonların da bir yanlışlık yaptığını düşünecek durumda değildi. Belki de sonunda kendilerini yenilgiye sürükleyecek bir yanlışlık. Pearl Harbor saldırısında Yamamato ve Nagumo göz kamaştırıcı bir zafer kazanmışlar, ama asıl batırılması gereken gemileri batırmamışlardı. Pasifik’teki bütün ABD uçak gemileri baskından kurtulmuştu. 7 Aralık günü uçak gemilerinin hepsi Pearl Harbor’dan uzak bir yerde bulunuyordu.. 
Bu saldırının siyasal sonuçları da, askeri sonuçları kadar müthiş oldu. Roosevelt, Amerikalıların şifre çözmekteki ustalıklarını açıklamadan bunu kamuoyuna bildirme olanağı yoktu. Her şeye rağmen görünüşte bir darbeyle, ABD’nin koca bir yarım küreye hükmetme olanağını ortadan kaldıran hava saldırısı karşısında şaşkına dönmüş, öfkeden kuduracak hale gelmiş ve burnu iyice sürtmüş olan Kongre karşısında, çirkin bir tecavüzle ilgili duygularını açıklayabilirdi. Nitekim, Kongre, Japonya‘ya savaş ilan edilmesini hemen onayladı.. Hitler de ABD‘ye savaş açtı.. ABD, iki okyanusta birden savaşa katılmış oldu..  

MARC ARNOLD-FORSTER’ın “Savaşan Dünya” adlı kitabından derlenmiştir..

Leave a reply:

Your email address will not be published.