78) İKİNCİ ADAM !…

   Mustafa Kemal ayrıntılarla uğraşmayı pek sevmezdi. Yalnızca dış politikaya devamlı bir ilgi göstermiştir. Bunun dışında hükumet İsmet Paşa’ya, Ordu Fevzi Paşa’ya emanet idi…

   1923 yılında İsmet Paşa’yı seçmesinin nedenleri şunlardır : Mustafa Kemal’e karşı özel bir rakiplik duygusu taşımaması, onun otoritesine kesin gereksinimi olması, son derece çalışkan ve ciddi bir hükumet adamı olması ve onun devrim davasına en az onun kadar inanmış olması..
   Arkasında desteğini hiçbir zaman esirgemeyen Atatürk gibi bir irade olmasaydı, zorlu görevleri başarabilmesi mümkün olmayabilirdi..
   Atatürk’ün cumhurbaşkanı olarak aldığı maaşların miktarlarıyla aylık gelirini nerelerde kullandığına göz atmak İnönü ile yakın ilişkilerine ışık tutuyor : Atatürk düzenli maaşından daha fazlasını İş Bankası’ndaki hisse senetlerinin temettülerinden kazanıyordu. Ayrıca satın alıp işletmesini üstlendiği çiftliklerin geliri vardı. Bunlardan iyi bir gelir elde ettiği için, maaşının bir kısmını geçinmekte zorluk çeken yakınlarına dağıtıyordu.
   Banka hesaplarına göre kız kardeşi Makbule’den Bülent Nejat’a, Yaşar Bey’den Hüsnü Yüzbaşı’ya kadar pek çok isim, Atatürk’ten maaş şeklinde aylık alıyordu. Yardımdan en büyük payı ise İsmet İnönü alıyordu.  Hesap cüzdanına göre bu yardım 1925′ te ayda 1.000 lira idi ; ki o dönemde bu para, İş Bankası kurucu Genel Müdürü Celal Bey’in (Bayar) aylık maaşı kadardı ve 122 Reşat altını değerindeydi. Atatürk, İnönü’ye küstüğü 1937 yılında, ona yaptığı yardımı 3.000 liraya çıkartmıştı !…
   Kılıç Ali anılarında şöyle diyor : “Atatürk’ün öldüğü an sarayı terk edenler, açılacak olan yeni döneme göre durumlarını sağlamlaştırmaya koşuyor ve bununla uğraşıyorlardı.” Ankara’da Atatürk sonrası Türkiye değil, ondan sonra kimin devlet başkanı olacağı tartışılıyordu !.. İki grup oluşmuştu : Atatürk’ün yakın çevresi olarak bilinenler ve devlet başkanlığına İnönü’nün gelmesini isteyenler…

  
   Vatan gazetesinde, 8 Ocak 2007’de yayımlanan röportajda, Devrim Sevinay, İnönü’nün kızı Özden Toker’e soruyor : “Babanız, Atatürk ölüm döşeğindeyken Dolmabahçe’ye ziyaretine gitmedi, çünkü suikast tehdidi var dendi. Peki gitse, sizce gerçekten İnönü’ye suikast yapılacak mıydı ? ”  Özden Toker,” Onu ben bilemem ama aslında babamın Ankara’da kalmasını Atatürk istedi. Çünkü ölümünden sonra ne olacağı belli değildi. Evet, o cumhurbaşkanı, ama ya ondan sonra ? İstanbul yine başkent yapılır mı ? Saltanat yine geri gelir mi ? Kaos olur mu ? Devrimler yaşar mı ? … Bunların yanıtı yoktu ve babam Ankara’da kalıp duruma hakim olmak zorundaydı.”
   Türkiye Cumhuriyeti’ nin ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve ailesi Ankara’nın soğuk, berrak bir kış sabahında, 26 Ocak 1939’da, Müdafaai Hukuk Caddesi, 8 No’lu evden ayrılıp bir Cadıllac konvoyu ile Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıktı ve hem İnönü hem de ülke için değişik, ama zaman zaman çalkantılı, 12 yıl süren bir tarihsel bir dönem başladı. İkinci Dünya Savaşı, Varlık Vergisi, Köy Enstitüleri, 1946 seçimleri gibi belli başlı ama çok önemli, bu yüzden de ayrı yazılarda ayrıntılı anlatılabilecek olaylarla örülü bir düzine yıl..
   Bu dönem 14 Mayıs 1950’deki genel seçimlerle sona erdi. O ve ailesi 14 Mayıs’ı izleyen günlerde, on iki yıl önce ayrıldıkları pembe köşke döndüler….

   Aşağıda sırasıyla ; 27 Mayıs hareketinin başkanı, 4. Cumhurbaşkanı  Cemal Gürsel, Süleyman Demirel, CHP’ yi teslim ettiği (!) Bülent Ecevit ve tüm o hareketli yaşamın üstüne “adam sende” dercesine güldüğü fotoğrafta eşi Mevhibe İnönü ile…

                                   

       

Leave a reply:

Your email address will not be published.