764) ANILARDA KALAN KURBAN BAYRAMLARI..



Osmanlı coğrafyasında yaşayan Müslümanlar bayramlarda bir taraftan İslam dininin vecibelerini yerine getirirken bir taraftan da sevginin, saygının ve bilhassa dayanışmanın en güzel örneklerini göstermekteydiler. Bugün hala devam eden bu güzel anlayışla bayramlar, herkesin kucaklaştığı, küskünlerin barıştığı, garibanların doyduğu ve çocukların diledikleri gibi vakit geçirdikleri günler haline gelmekte..

Geçmişte Kurban Bayramı’nın gelişi özellikle İstanbul’da Fatih’e, Beyazıt Meydanı’na ve yanan ahşap evlerin boş arsalarına günler öncesinden getirilen kurbanlıklardan anlaşılırdı. Kurbanlık hayvanların en heybetlileri selatinlik, saraylık, vükelalık ve nikahlık için ayrılanlar olur ve pazarda hemen fark edilirdi. Ama en güzel kurbanlıklar şüphesiz padişahlar için ayrılanlardı. Hamallar bunlardan en az 20 adedini Hazine-i Hassa’ya taşır, arta kalanlar da vezir konaklarına götürülürdü. Bayramdan önce devlet, imkanları elverdiğince subay ve memurlara ikramiye dağıtırken İstanbul’daki büyük camilerde görev yapan ulemaya da çeşitli hediyeler verirdi..

Kurban Bayramı herkes için ayrı bir telaş demekti. Temiz tülbent ve peştamallar hazırlanacak, çukurlar kazılacak, bıçaklar bileylenip çengeller takılacak, evlerde bayram temizliği yapılacaktı. Kurban sahipleri hayvan pazarlarından aldıkları küçük ve büyükbaş hayvanları kesileceği güne kadar özenle beslemeye bilhassa dikkat ederdi. Daha evvel vefat etmiş olanlar için kesilecek kurbanlıklar boynuzlarına kurdele asılmak suretiyle diğerlerinden ayrılırdı. Eskiden çocuğu, hanımı ve kendisi için ayrılan kurbanın hane sahibi tarafından kesilmesi de adettendi..
Bayramın ilk günü kurbanlık hayvanların sesleri yerini artık mutfaklardan yayılan taze et kokusuna bırakırdı. Kurban sahibinin de mutlaka başında olduğu kesim işleminden sonra etlerin bir kısmı fukaraya, tekkelere (özellikle hayvanın postu), medreselere, imaretlere ve komşulara ayrılırken, geri kalan kısmı da leğenlerle evlere taşınırdı. Koyunların ayak, işkembe, bumbar ve ciğerleri evde kalır, işkembeden çorba, ciğerden kavurma, ayaktan paça ve bumbardan da dolma yapılırdı. 

Bayram tebriği için gelecek olan misafirler yemek vaktinde gelmemeye dikkat ederdi lakin yine de tam yemek sırasında uğradılarsa da muhakkak sofraya buyur edilirlerdi. Eskiler, bayram günü hazırlanan sofralarda kurban etinden başka et bulundurmayı misafirlere karşı yapılmış bir ayıp olarak addeder, gelen herkese kurban eti ikram etmeye özen gösterirlerdi. Sabah erkenden yenmeye başlanan etlerin mideleri rahatsız etmemesi için evlerde “zamk-ı arabi” ile kaynatılmış su, karbonat veya turunç reçeli bulundurulur, mideler rahat ettirilirdi. 

Yine bayramın birinci günü hapishanelerdeki mahkumlara helva dağıtılır, cezasının çoğunu çekmiş olanların bir kısmı affedilir, borcu olanlara da vakıflar eliyle yardımlar yapılırdı. Hali vakti yerinde olanlar kendi çocuklarına aldıkları bayramlıkların aynısını fakir mahallelerde yaşayan çocuklara da alır, onlara da bayram sevinci yaşatırlardı. Çocuklar ise topladıkları bahşişlerle horoz şekeri, şerbet, envai çeşitte kuşlokumları ve macunlar alır, boş meydanlarda kurulan salıncak ve dönme dolaplarda günlerini gün ederek evin yolunu unuturlardı…



Padişahlar bayram namazını saraya yakın Ayasofya veya Sultanahmet camilerinin birinde kılardı. Hırka-i Saadet Dairesinin yanına getirilen kurbanlardan ilkini bizzat padişah keser, sonra bayramlaşmaya geçilirdi. Tahtına oturan sultanın bayramı, Enderun ağalarından başlayarak tüm erkan tarafından sırayla tebrik edilirdi. Ardından Padişah, Beyazıt’taki eski saraya giderek burada kalan yaşlı harem kadınlarına bağışlarda bulunurdu. Devlet erkanının bayram kutlamalarına katılması şarttı. Bu yüzden bayram günleri sokaklar bir yerlere yetişme telaşında olan memurlarla dolardı. Az gelirli memurlar neredeyse bir aylık maaşlarının tamamını bu zorunlu ziyaretlere ayırırken, üst düzey memurlar da evlerinde ağırladıkları misafirler için yaptıkları masrafları karşılamakta güçlük çekmekteydi. Allah’tan bu adet 1845 yılında çıkan bir bildiri ile sona erdi de herkes rahat bir nefes aldı..

Bayram ertesi özellikle büyük şehirlerin, kesilen hayvan artıkları ve çöplerle dolu sokak ve boş arazileri çirkin bir görüntü oluşturur, bunları temizlemek haftaları alırdı..   



       

Leave a reply:

Your email address will not be published.