763 ) BİR RÖNESANS SAHTEKARI !..

   

Reinhold Vasters (1827-1909) “neredeyse kusursuz” bir sahtekardı. Rönesans dönemi sanat eserleri hakkındaki yeteneği ve bilgisi emsalsizdi. Kıymetli madenlerle yaptığı işlerde ne bir stil hatası, ne de bir malzeme hatasına rastlanır, diğer sahte eserlerde olduğu gibi 19. yüzyıl esintilerinin zerresine rastlanmazdı. Foyası da ortaya ancak ölümünden 69 yıl sonra, Londra’daki Victoria & Albert Müzesi’nde çalışan çok dikkatli bir küratör / sergi düzenleyicisi sayesinde çıktı.. Maskesi düşünce, sanat tarihçilerinin tamamı Vasters’i hedef tahtasına koydu ; çünkü Rönesans sanatı hakkındaki görüşlerinin kısmen 16. yüzyıl İtalya’sına değil, 19. yüzyıl Almanya’sına, daha doğrusu Vasters’in Aachen’daki stüdyosuna dayandığı ortaya çıkmıştı. 1987′de, bir küratörün, Kessler’in sözleriyle :
“Mesele şu : Öylesine fazla yaratmış ki, Rönesans sanatının neye benzemesi gerektiğine yönelik algımızı bozmaya başlıyor..”

    

Vasters 1853 yılında Aachen’da “usta kuyumcu” ruhsatıyla işe başladı. Henüz az olan tecrübesine rağmen aynı yıl şehirdeki katedralin hazinelerini restore etmek görevini aldı. Rönesans artistik stiliyle ürettiği ve çağdaş tasarımlar olarak sattığı kendi kreasyonlarıyla edindiği bir şöhreti oldu. Ancak gizliden gizliye o çok daha fazlasını üretiyordu. Bir yandan çağdaş ürünlerini satarken, diğer yandan 1852′de Paris’te galeri açan Viyanalı simsar Frédéric Spitzer (altta) aracılığıyla taklit ürünlerini satıyordu. Spitzer’in 1890′da ölümü Vasters’in sahtecilik kariyerinin sonu oldu. Aslında bu bir plansızlık değil, Vasters’in doğası gereği ihtiyatlı olduğunun bir göstergesiydi zira Spitzer ile sürdürdüğü 37 yıllık ortaklık sonrasında başka bir simsarla çalışmaya kalkışma ve açığa çıkma riskini almadı. Spitzer’in ölümünden üç yıl sonra koleksiyonu açık artırmaya çıktı ve Vasters’in son sahte eserleri de piyasaya dağılmış oldu. Vasters o zaman çoktan emekli olmuştu. Ancak kendi özgün tasarım koleksiyonundan arada sırada satışlar yaparak maddi olarak gayet iyi durumda kalmayı becerdi..
    

Vasters’in ana motivasyon kaynağı para da olsa bir sahteci olarak piyasanın haliyle epey eğlenmiş olmalı. Mesela Rönesans İtalya’sının önde gelen kuyumcu ve heykeltıraşlarından Benvenuto Cellini’nin eseri olarak lanse edilen “Rospigliosi Cup”ı (altta) aslında o yaratmıştı. New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi Vasters’ın Aachen’daki atölyesinden çıkan bu eseri 70 yıl boyunca çok büyük bir gururla sergilemişti !.. 

 

Vasters öldükten sonra kendisinden kalan belgeler satıldı. 1919 yılında bu belgeler, saygın bir Victoria Dönemi zanaatkarının belgelerinin emanet edilebileceği en iyi yere, Victoria & Albert Müzesi’ne bağışlandı. Bu belgeler arasında Rönesans dönemine ait pek çok mücevherin çizimleri de yer alıyordu. İlk başta kimse şüphelenmedi ve herkes Vasters’in kendi çağdaş eserlerini üretmede bir ilham kaynağı olarak ve çalışmak amacıyla bu çizimleri yaptığını düşündü. 
20. yüzyıldaki sanat tarihçileri Vasters tarafından yapıldığını bilmeden yüzlerce sahte eser üzerinde çeşitli çalışmalar yaptılar. Eğer Vasters açığa çıkmak istemeseydi, belgelerini yok ederdi fakat o da diğer pek çok sahtekarla aynı ortak kişilik özelliğine sahipti : Cellini gibi eski ustalar kadar kabiliyetli olduğunun anlaşılmasını istiyordu..

     

1978 yılında Victoria & Albert Müzesi seramik departmanında yardımcı küratör olarak çalışan Charles Truman, Vasters’a ait binden fazla çizim ve not içeren bir kutu keşfetti. Truman ilk başta bulguları öncekiler gibi değerlendirdi ve “Aaa, bu kolye Louvre’daki kolye ; işte bu da British Museum’daki kase..” diye diye çizimleri incelerken Vasters’in dürüstlüğünden hiç şüphelenmedi.

    

Lakin Truman çizimlerdeki bazı ince detayları derinlemesine inceledikçe ve çizimlerin kenarlarındaki teknik notları deşifre ettikçe hakikat kafasında yavaş yavaş aydınlanmaya başladı : Bahis konusu mücevherler Rönesans dönemine ait değillerdi ; öyle sanılmaları istenmişti..Ne var ki Truman hemen bu sonuca varmadı ve halka açıklamak için 1980 yılını bekledi. Reinhold Vasters o ana dek hiçbir sahtecilik vakasıyla ilişkilendirilmediğinden haber küratörler arasında kıyamet kopardı, kalplerine korku saldı. Truman’ın sağladığı verilere bakarak hepsi kendi koleksiyonlarını gözden geçirdiler. Sadece Metropolitan Müzesi’ne usta sahtekarın elinden çıkma 40 eser olduğu anlaşıldı !..
Dahası, bu bilgiler ışığında Rönesans sanatına ait her şey sil baştan yeniden yazıldı. Eğer Vasters’in bu sırrı açığa çıkmasaydı, o günkü hatalı tarihi bilgiler gerçek olarak kabul edilmeye devam edilecekti…
Şimdi insan merak ediyor tabii : Kim bilir kaç disiplinde Vasters ayarındaki sahtekarlara ait kaç eser, sahte olduğu tespit edilmemiş bir halde bekliyor ?!..

ROELF BOLT’un “Yalancılar ve Sahtekarlar Ansiklopedisi” adlı kitabından alıntıdır.

Leave a reply:

Your email address will not be published.