730 ) DİKTATÖRLERİN ARKASINDAKİ PARA BABALARI !..

    

Devrimcilerin “iktidar olmak” için para ve diğer askeri donanım malzemesini hangi kaynaklardan sağladıkları ya da aldıkları, birkaç olay dışında bilinmiyor. Parayı alanlar da bağışlayanlar da, kendi çıkarlar gereği, çoğu zaman da mücadele ettikleri siyasi rakipleriyle çapraz ilişkiler içinde olduklarından suskun kalmayı yeğlemişlerdi..
Örneğin Hitler, paranın ve toplumsal ilişkilerin demokratik seçimlerde bile ne denli etkili olduğunu çok iyi bildiği için, “kendisini iktidara götüren para” konusunda susmayı tercih eden liderlerden biriydi..
Başka örnekler vermek gerekirse ; mesela Angelica Belabanov (altta solda), Mussolini ile olduğu kadar Lenin’le de dosttu. Lenin’in yakın adamı Karl Radeck (altta ortada) aynı zamanda Hitler ve partisi NSDAP’ı desteklemişti. Komünist Ruth Fischer de (altta sağda) aynı şekilde Moskova’dan para göndererek onlara yardım etmişti..
Alman sanayici Thyssen 1933 yılı öncesi Hitler’e para vermemişti ama, onu 1932 yılında etkin sanayi çevreleriyle tanıştırmıştı ki, böyle bir olanağı Hitler parayla bile kendi başına sağlayamazdı..
Friedrich Flick, Hitler’e ve partisine 50.000 Mark bağışta bulunmuş, Hitler’in partisi olmadığı halde Carl Bosch’un sahibi olduğu IG boya fabrikaları 250.000 Mark vermişti..

      

1973 yılında ölen opera sanatçısı Paul Devrient’in günlüğüne göre, kendisi 1932 yılında Hitler’e tiyatro ve güzel konuşma dersleri vermekle kalmamış, bir sanayiciye “para dilenmeye” giderken bir kerelik olmak üzere eşlik etmişti..

“Hitler geleceğini bildirdiği halde onu o kadar uzun süre beklettiler ki, sonunda öfkelenerek neredeyse gitmeye kalkıştı. Tam o sırada görkemli bekleme salonu kapısı açıldı. Gençten bir adam bizi içeriye alarak oturmamız için iki koltuk gösterdi. Sonra hafifçe kırlaşmış sakalı olan zayıf bir adamın oturduğu kocaman masaya doğru yöneldi ve Hitler’i NSDAP Lideri olarak takdim etti. ‘Günaydın Müdür Bey..’ diye konuşmaya başladı Hitler.. Her halinden ricaya gelmiş biri olduğu belliydi. Yazı masasının arkasındaki adam ayağa kalkmadı (sonradan bir bacağının takma olduğunu fark ettim)… ‘Şimdi sizi hatırladım,’ diye devam etti Hitler, ‘toplantılarımdan birinde ön sırada oturuyordunuz, o zaman adınızı bilmiyordum.’ Müdür, ‘bense sizin adınızı çok iyi biliyordum,’ diyerek gülümsedi. Biraz sağdan soldan konuştuktan sonra Hitler, fazla uzatmadan konuya girdi..‘Beni iki şey yıkabilir. Kötü bir seçim sonucu ve para sıkıntısı !..’ Fabrikatör renk vermedi. Hitler ise hemen atıldı : ‘Taraftarlarımın sayısı bir yıl içinde yüzde ellinin üstüne çıktı.’ Fabrikatör, ‘Ekonomik kriz de bir yılda daha da ağırlaştı, insanlar ekonomik sıkıntıya düştükleri ölçüde aşırıya yönelirler !’ dedi. Hitler, ‘Olabilir,’ diye tepki gösterdi.. Sesi buz gibiydi. ‘Kötü bir programla bu kadar büyüyebilir miydik ?.. Durumları kötü olan insanların bir gün başarıya ulaşacağımıza dair inançları var. Bunun için buradayım, partim için, geleceğin galipleri için sizden bağış yapmanızı rica ediyorum !..’ Fabrikatör, ‘Başarıya ulaşmanız mümkündür,’ diye nazikçe onun sözünü onayladı, ardından konuya hemen bir sınır koydu : ‘Ama korkarım isteğinizde biraz geciktiniz !..’ Sekreter de, ‘Çok geç, listemizi henüz tamamladık,’ diye araya girdi. ‘Geçtiğimiz sonbahar henüz erken demişlerdi’ diye Hitler öfkesini belirtti. Fabrikatör, ‘Öyleyse lütfen önümüzdeki sonbahar bir daha gelin,’ dedi.
Hitler, ‘Önümüzdeki sonbahar bir yıl daha yaşlanmış olacağım. Taraftarlarım da daha çoğalacak.’ deyince Fabrikatör sordu : ‘Kaç yaşındasınız ?’ Hitler, ‘Sayısını bilmediğim kadar seçim yolculukları, mitingleri ve konuşmalar yapacak kadar yaşlı.. Yeterince bekledim.. Bazen bir politikacı ellisine kadar bile gelemiyor. Bu yüzden acele ediyorum,’ diyerek fabrikatörü sıkıştırmak istedi. Fabrikatör ise kaçak oynamayı yeğliyordu : ‘Neden başka firmaları denemiyorsunuz ? Onlar da bağış yapıyorlar.’ Hitler’in yanıtı diplomatça idi :’Onlar istediğim firmalar değil. Beni ilgilendiren sizin firmanız.’ Fabrika Müdürü, ‘Bunu gelecek sonbahar görüşelim,’ diye yanıtladı..   

Lenin, Mussolini, Stalin, Hitler, Tito ve Mao Zedong hakkında bugüne kadar çıkan yayınlarda, onları iktidar yapan mali desteklere ilişkin konulara özellikle değinilmemiş olmasına bu nedenle şaşmamak gerekir. Örneğin, Hitler ve Mussolini’ye kimlerin para verdiği, iktidar olma yolunda para dışında başka şeyler vermek suretiyle kimlerin yardım ettiği 1945 yılından bu yana çeşitli nedenlerden ötürü hiçbir zaman açıklanmamıştı. Örneğin Mao, resmi açıklamaların dışında bu konuda herhangi bir bilgi ve haberin yayınlanmasını kesinlikle yasaklamıştı.. Tito da ondan farklı davranmamıştı bu konuda.. Lenin ve Bolşeviklere yapılan para yardımı ve bağışlara ilişkin pek az yayın yapılmıştır. Mussolini’nin aldığı yardımlara ilişkin yayınlar ise daha da azdır. Buna karşın Hitler’in iktidar mücadelesi süresince almış olduğu desteklere ilişkin dünya kamuoyuna ulaşan bilgiler, her ne kadar çoğunlukla kesin olmasa ve fazlaca hayallerle süslenmiş ise de Nürnberg Mahkemeleri sayesinde nispeten ayrıntılı ve doyurucudur.  Partizan orduları, Sovyetler Birliği’nden çok Batılı ülkeler, özellikle de İngiltere tarafından desteklenen Tito hakkında bugüne kadar çok az şey yazıldı. Çin Komünist Partisi (KPCH) ile Kuo-mintang (KMT) cephesinin Sovyet Rusya’dan aldığı yardımlar ve Mao’nun finanse edilmesine ilişkin yerel bilgiler de pek fazla sayılmaz..
Diktatörleri “iktidara götüren para”, banka defterlerini ve kasalarını dolduran ya da hedeflenen siyasal eylemlerin gerçekleşmesini sağlayan sadece parıltılı madeni akçelerden ibaret değildi. Sıradan vatandaşlar da, özellikle Hitler ve partisine, yardım etmişlerdi. Evler, arsalar, mücevherler, sanat yapıtları, milis örgütlerine ve parti ordularına verilen tonlarca gıda malzemesi, toplumun saygın kişileriyle kurulan dostane ilişkiler, devlet kuruluşlarının, basının, mahkemelerin, polis ve ordunun destekleri ; silah ve savaş malzemesi, diktatörlere iktidara giden yolu açan paradan çok daha değerli oluyordu çoğu kez.. 
Tarihin sonraki döneminde yaşamış olan diktatörlerin de bolca nasiplerini aldıkları bu türden parasal destek ve yardımlara ilişkin bir takım söylentilerin çıkması, bu nedenle pek de rastlantı sayılmamalı.. 
Genelde yaygın olan bir kanaat vardır ki, bunu değiştirmek pek de mümkün görünmemektedir : Para hem iktidarda olanlar, hem de iktidara soyunanlar için bir güçtür. Madalyonun bir diğer yüzü ise şudur : Bağışı yapanlarla alanlar, çoğu kez her ne kadar farklı dünya görüşüne sahip olsalar da, sonuçta aynı hedef ve fikirde birleşmektedirler. Son Alman imparatorunun Lenin’e verdiği milyonlarca Mark bunun en güzel kanıtıdır..

    

Leave a reply:

Your email address will not be published.