724 ) HALKINI BÜTÜNÜYLE KUCAKLAYAN BİR EĞİTİM MUCİZESİ..

     

Türk Kurtuluş Savaşı ardından başlayan “bağımsızlık savaşı”nın en önemli adımlarından birisi, yapılan devrimlerdir. Kalıcı ve öncü devrimler olan padişahlığın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması ardından, eğitim alanındaki laik devrimlerin de topluma anlatılması gerekiyordu. Buradan hareketle Cumhuriyet’in eğitim ordusu için “Köy Enstitüleri” kuruldu, çağdaş laik kültürün yaygınlaştırılması, toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması için de “Halkevleri” açıldı..

Köy Enstitüleri’nin ilk adımı 1934-35 yıllarında daha Gazi Mustafa Kemal sağken atılmıştır. Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’ın, İsmail Hakkı Tonguç’u ilk öğretim genel müdürlüğüne getirmesiyle başlayan bir süreçtir. 
17 Nisan 1940 tarihi, Köy Enstitüleri’nin öğretmen okulu adı değiştirilerek yasa ile kuruluş tarihidir.. Bu enstitüler, kurulduğu dönemde tüm dünyanın dikkatini çekmiş, araştırmalara konu olmuştur…
Köy Enstitüleri, bir ülkeyi ve halkını bütünüyle kucaklayan bir eğitim sisteminin adıdır ; geçmişte ve çağımızda, hiçbir ülkenin eğitim tarihinde görülemeyen büyüklükte, ulusçu eğitim yolunda çağdaş, demokratik, üretime dönük ve halkçı bir eğitim hareketidir ; Mustafa Kemal Türkiye’sinde feodal kalıntılara karşı, Kemalist devrimin cumhuriyetçi, halkçı, devletçi ve laiklik ilkeleri üstüne kurulmuş bir bütünlüğün eğitim kurumlarıdır..
Bu enstitüler kurulup sayıları arttıkça ve mezunları da yeniden köylerine dönerek halkı aydınlattıkça toprak ağaları, şeyhler, din baronları, devrimlerin karşıtları, bu genç öğretmenlere ve onların yetiştiği okullara karşı akıl almaz bir kampanya başlattılar. Üretimci, halkçı ve laik yapılanma yüzlerce yıllık geleneği sarsmaya başlayınca, o sırada cumhurbaşkanlığında İnönü’nün ve iktidarda da CHP’nin olmasına rağmen, muhalefet de başladı..

   

Enstitüler mezunlarını verip bu öğretmenlerin eğittiği öğrencilerin ve köylülerin uyanışı siyasi iktidarın da işine gelmemeye başladı. Bu eğitim kurumları hakkında olmadık dedikodular üretilmeye başlandı. Bunlar genel olarak :
1. Buraları komünist yuvalarıdır,
2. Kız erkek birlikte okuyorlar, buraları fuhuş yuvası oldu,
3. Kızlar hamile kalıyor,
4. “Turkish Daily News” tarafından 1999 yılında da bu enstitülerin, Nazi benzeri eğitim sistemi uygulayarak ırkçı, faşist öğretmenler yetiştirdiği suçlamaları getirilmiştir..

   

Daha farklı muhalif görüş ileri sürenlerin suçlamaları da dört grupta toplanabilir :
Birinci Grup : (Fethi İsfendiyaroğlu, Prof. Ziya Fahri Fındıkoğlu, Emin Soysal, Prof. Mümtaz Tarhan, Ali Uygur, Tevfik İleri) 
1. Köy Enstitüleri fesadı gizlemek için kuş uçmaz, kervan geçmez, susuz dağ başlarına kurulmuştur. Enstitü duvarları içine alınıp körpe Türk çocukları kültürden yoksun bırakılarak, dünya ile bağlantıları kesilmiştir.
2. Enstitülere ilkokul öğretmenleri atanarak, öğretmen kadroları zayıflatılmıştır. Enstitü binaları öğrenci ve öğretmenler tarafından değil, 200 milyon harcanarak müteahhitler eliyle yaptırılmıştır.
3. Köy Enstitüsü müdürlerine geniş yetkiler verilmiş, devlet içinde devlet olmuşlardır.   
İkinci Grup : (Necdet Sancar, Cahit Okurer, Ali Uygur, Prof. Z.Fahri Fındıkoğlu)
1. Sistem demokratik değildir. Öğretmenler arasında ikilik yaratmıştır.
2. Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlere başöğretmenlik verilmesi sakıncalıdır.
3. Köy Enstitülerine yalnız köy çocuklarının alınması, köy-şehir ayrılığı ve sınıf ayrılığı bilinci yaratmıştır.
Üçüncü Grup : (Fethi İsfendiyaroğlu, Necdet Sancar, Ali Uygur, Bedri Alagan, Şükrü Selçukoğlu, Emin Soysal, Cahit Okurer)
1. Köy Enstitüleri yıllarca plansız, programsız çalışmışlardır. Programları bilimsel değildir.
2. Enstitülerde iş ön plana alınmıştır. Öğrenciler, genel bilgi ve meslek bilgisi yönünden zayıf yetiştirilmiştir. Kalem kağıt yerine, çapa, kürek, orak, örs kullanılarak bilgi düşmanlığı yapılmıştır.
3. Milli ahlaka az yer verilmiştir.
Dördüncü Grup : (Fethi İsfendiyaroğlu, Necdet Sancar, Ali Uygur, Kadircan Kalfı, Prof. Z.Fahri Fındıkoğlu, Prof. Osman Turan, Aclan Sayılgan, Cahit Deniz, Dr.Fethi Tevetoğlu, A. Okçuoğlu, İlhan Darendelioğlu, Şükrü Selçukoğlu, Süleyman Kadıoğlu, Mustafa Demir, Fedai Coşkuner, Osman Seval, Fahri Alpaslan)
1. Kız ve erkek çocukların birlikte eğitim görmeleri solculuk metodudur. Karışık eğitim zararlı olmuştur. Köydeki namus anlayışı yıkılmış, kız öğrencilerin namusu ayaklar altına alınmıştır.
2. Köy Enstitüleri sistemi, Sovyet Rusya eğitim sisteminin bir kopyasıdır. Bunun için yönetici ve öğretmenleri bu kurumlardan atılmıştır. Bu okullarda, vatan, millet, aile düşmanlığı yapılmıştır. Bu okullar, Güney Amerika, Meksika köycülük hareketlerinin benzeridir.
3. Köy Enstitüleri kitaplıkları, millet, askerlik aleyhine komünistlik aşılayan kitaplarla doldurulmuştur. Köy Enstitüleri dergisi zararlı yazıların kaynağı olmuştur…

Köy Enstitüleri sistemi hakkındaki olumlu yorumlar, ülkemize gelip bu sistemi inceleyen yabancı araştırmacılar tarafından yapılmıştır :
Son yıllarda, hayalimdeki okullar Türkiye’de kurulmaktadır. O da Köy Enstitüleridir..” (PROF. JOHN DEWEY)
Köy ile şehir arasında uçurum açmışsınız. Birkaç Köy Enstitüsünü ziyaret ettikten sonra anladım ki, bu uçurum Köy Enstitüleri ile düzeltilebilir. Türkiye’de köylü ile şehirli, halk ile aydınlar arasındaki uçurumu doldurmak için bulunmuş pek maharetli bir çare..” (ARNOLD TOYNBEE, İngiliz tarihisi, 1948)
Uzayıp giden bir listedir bu..

Sonra da, yurdumda her güzel ve başarılı işin başına gelebileceği gibi, bu uygulama da ortadan kaldırıldı !..
1946 seçimleri sonrası İsmet İnönü liderliğindeki CHP, büyüklü küçüklü sermeye gruplarına, ağa, şeyh, eşraf, aşiret ve bey takımlarına teslim olmuştur. Çünkü bu hileli seçimin sonucu artık CHP’nin halkından koptuğunu, tek parti dönemi oligarşik yönetiminin halkı yıldırdığı, en önemlisi de Kemalist devrimlere sahip çıkılamadığının kanıtları ortaya çıkmıştır. CHP içinde Kemalist kadroların ve devrimcilerin yerini “milliyetçiler” aldı. Böylece, köylünün uyanmasından korkanlar, uyanmasını istemeyenler, oy peşinde koşanlar, türlü nedenlerle Köy Enstitülerinden uzaklaştırılanlar, kin ve garezleri doğrultusunda hareket edenler, kısacası kurulu düzenden yana olan tüm çıkarcı, tutucu ve gerici çevreler, Köy Enstitüleri karşısında büyük bir cephe oluşturdular. Bu nedenle, önce, iktidarda bulunan CHP hükümetlerinin Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer ve Tahsin Banguoğlu’nun ekipleriyle Köy Enstitüleri üzerinde operasyonlar yapıldı. Demokrat Parti’de Tevfik İleri ile, 1954 yılında çıkartılan yasayla, enstitüler tamamen kapatıldı !..

Konuya gerçekçi ve bilimsel olarak yaklaşanların ortak görüşünü yansıtan Yakup Kepenek’in özetlemesi şöyle :
Enstitülerin neden yıkıldığı çok açık. Halkın uyanışını, kendi sömürü süreçlerini sarsacak birer tehdit ya da tehlike olarak gören çevrelerin, enstitülere hoşgörü ile bakması elbette beklenemezdi. Köylü uyanırsa sömürülemezdi, kendisini sömürenlere karşı çıkardı ; üreterek ekonomik güç kazanıp çiftçi olunca, asırlardır kendisini uyutarak ezen ve sömürenlerin kölesi olmaktan kurtulacaktı. Bu gelişmelerden kimlerin zarar göreceği açıktır..    

Enstitüler kapatılınca ne oldu ?.. Onlarca madde alt alta konup sıralanabilir ama yalnızca ikisini öne çıkarmak istiyorum. İlköğretim seferberliği değil, ilköğretim davası diye bir şey kalmadı.. Eğitim öğretim alanında en az 50 yıl kaybettik, bugün “kendi okulunu kendin yap” diye kıvranıp duruyoruz. İnönü dönemi CHP’nin son dönemindeki milli eğitim bakanları gibi sahte Atatürkçüler nedeniyle asıl kaybeden laik cumhuriyet oldu…

Leave a reply:

Your email address will not be published.