700 ) SON BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ…

    

İstanbul ve çevresini sarsan, 1999′daki depremden önceki son büyük deprem olan, 10 Temmuz 1894 depremi öğlen ezanı okunduğu sırada, saat 12.27′de meydana gelmiştir. Depremin başlangıcı dakikası dakikasına bilinmektedir, çünkü deprem başlar başlamaz şehirdeki bütün büyük duvar saatleri aynı dakikada durmuştur. Depremin merkezinin Yeşilköy açıklarında Marmara Denizi’nde bulunduğu genel olarak kabul edilmekle birlikte, deprem sırasında İstanbul’da sismik ölçüm yapacak bir alet bulunmadığından, bu bilgi biraz tartışmaya açıktır.. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, İstanbul’dan Küçükçekmece’ye ve Kadıköy yakasında da Tuzla’ya kadar uzanan sahil şeridinde deniz önce 50 metre geri çekilmiş, beş dakika sonra da dev bir dalga denizdeki her şeyi sahile vurarak sahilde açılmış bu boşluğun tekrar suyla dolmasına neden olmuştur.. 

   

Osmanlı devlet arşivlerindeki belgelerden anlaşıldığına göre, 10 Temmuz 1894 tarihinde meydana gelen büyük depreme kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda bir sismografi aleti ve bir “deprem uzmanı” bulunmamaktaydı. Depremden hemen sonra İstanbul’a davet edilen Atina Rasathanesi Müdürü M.D.Eghinitis, 25 Temmuz günü İstanbul’a gelerek Rasathane-i Şahane Müdürü Kumbari Efendi ve onun yardımcısı Emile Lacoine ile birlikte incelemeler yapmış ve bulgularını bir rapor haline getirmişti.
İstanbul’da toplam 474 kişinin öldüğü, 482 kişinin de yaralandığı bu 17 saniyelik “büyük hareket-i arz” için kaynaklar ; Şimdiye kadar İstanbul’da duyulan en şiddetli depremdir. Üç sarsıntı ile olmuştur : Birincisi yatay olup yalnız eşyaları düşürmüştür, ikincisi dikey olup bütün hasara sebep olmuştur, üçüncüsü ise yine yatay olmuştur.. şeklinde bahseder.
M.D.Eghinitis, Atina Rasathanesi’nden yaptığı ölçümlere dayanarak, 10 Temmuz 1894 depreminin Richter ölçeğine göre 9 şiddetinde olduğunu öne sürmüştür. Ancak, deprem sırasında İstanbul’da bir sismik ölçüm aleti bulunmadığı için, depremin sismik ölçümleri İstanbul’dan yapılamamıştır. Atina’da Eghinitis’in yaptığı ölçümlere dayanan tahmininin ise gerçeği pek yansıtmadığı düşünülmektedir..

  

10 Temmuz 1894 depremi Osmanlı toplumsal hayatında, özellikle de İstanbullular arasında önemli etkiler bırakmıştı. Depremden sonra, İstanbul’da yapılacak olan inşaatların kalitesiyle ilgili önlemler alınmıştı. Ahşap evlerin depreme daha dayanıklı olduğu gözlendiğinden, ahşap ev yapımına büyük önem verilmişti. Ayasofya ve Kapalıçarşı gibi depremden zarar gören tarihi yapılar onarılmış ve depreme karşı daha dayanıklı hale gelecek şekilde restore edilmişti. Depremden sonra alınan önlemler arasında, İstanbul’a bir sismografi aletinin alınması da gündeme gelmişti. Bu amaçla Osmanlı İmparatorluğu’nun sefarethanelerine çeşitli yazılar gönderilmiş, sismografi aleti yapımıyla ünlü, İtalya’dan, Roma Hareket-i Arziye Şubesi Müdürü Mösyö Agamemnon karısı ve çocuklarıyla birlikte 1894 Eylül’ünde İstanbul’a getirtilmişti. İstanbul’a geliş ve gidiş yol masrafları Osmanlı hükumeti tarafından karşılanmak şartıyla, Mösyö Agamemnon yıllık 8.500 Frank maaş ve Rasathane içinde bir lojman karşılığında görev yapmaktaydı. Deprem uzmanının gelecekteki deprem ölçümlerinde kullanılması ve nasıl kullanacağını Osmanlı görevlilerine de öğretmesi amacıyla, iki adet sismografi aleti de ısmarlanmıştı. Roma Rasathanesi Müdürü Mösyö Tacchini aracılığıyla tanesi 3.200 Frank’a yaptırılan bu aletlerin bir tanesi Kandilli Rasathanesi’ne, ikincisi ise vehimleriyle ünlü Sultan İkinci Abdülhamid’in ikametgahı olan Yıldız Sarayı’na yerleştirilmişti !..  

İstanbul’da yayınlanan hemen hemen bütün gündelik gazetelerde depremin neden olduğu maddi tahribat ve can kaybıyla ilgili haberler yayınlanmıştır. “Sabah” gazetesi depremin ertesi günü depremin yol açtığı hasar ve kayıplarla ilgili olarak ayrıntılı bir başmakale yayınlamış ve bu nedenle de bir günlük kapatma cezası almıştır. 
Depremin yol açtığı yıkım, neden olduğu can kaybı ve yarattığı korku o denli büyüktü ki, Sultan Hamid tarafından verilen 5.000 lira ile başlatılan yardım kampanyası kısa bir süre zarfında geniş katılımın sağlanmasıyla büyük bir “iane”ye dönüşmüştü. Depremin olduğu 10 Temmuz‘dan 5 ay 19 gün sonra, 28 Aralık 1894 gününe kadar toplanan yardımların miktarı 82.874 altın liraya ulaşmıştı..
Yardımda bulunanların isimleri gazeteciler aracılığıyla ilan edildiğinden, iş yardım seferberliğine dönüşmüş, devlet görevlileri arasında bir “iane verme yarışı” başlamıştı.. Bunda, yardım listesinin başında 5.000 liralık bağışıyla Padişah’ın yer almasının da etkisi olmuştu tabii !..
Depremden zarar görenlerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla toplanan “iane”leri dağıtmak için İstanbul Şehremaneti (Belediye) bünyesinde ve Padişah’ın fahri başkanlığı altında “İane-i Musabin Komisyon-ı Alisi” (Felaketzedelere Yardım Büyük Komisyonu) kurulmuştu. Daha sonra, İstanbul şehrinin her belediye dairesinde depremden zarar gören binaları ve kişileri izlemek amacıyla, birer alt komisyon kurulmuştur.. Bu komisyonların faaliyetleri gündelik gazetelerde ayrıntılarıyla yayınlanmıştır..

KAYNAKÇA

M.D. EGHINITIS, “Rapport sur le tremblement de terre de Constantinople 3/15 Aout 1894, Zikreden : FERİHA ÖZTİN, “10 Temmuz 1894 İstanbul Depremi Raporu” ; OSMAN KÖKER, “İstanbul, Adapazarı, İzmit, Yalova, 10 Temmuz 1894: Sansüre Uğramış Bir Deprem” ; NURİYE PINAR ve ERVIN LAHN, “Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu” ; AFİFE BATUR, “1894 Yazı Pek Heyecanlı Geçmişti: Bir Depremin Yüzyıl Dönümü” ; Deprem Uzmanı Mösyö Agamemnon’un İstanbul’a getirilmesiyle ilgili belge olarak : TC. BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivleri) , İradeler Tasnifi, İrade-i Hariciyye, Genel No : 562 (393), Hususi No:8, 12 RA 1312  ; YAVUZ SELİM KARAKIŞLA, “1894 Depreminde Ölenlerin Ailelerine Yardım” , Toplumsal Tarih, Kasım/1999 ;  MEHMET Ö. ALKAN, “Toplumsal ve Siyasal Açıdan 1894 İstanbul Depremi Üzerine” 

Leave a reply:

Your email address will not be published.