697 ) SİYAH RUS !..

   

Vladimir Alexandrov’un yazdığı “Siyah Rus” adlı kitap bize inanılmaz bir yaşam öyküsünü aktarıyor. Bir roman değil, nesnel bir biyografi bu. Ama öylesine akıcı ki, bir romandan bile daha keyifle okunabiliyor..
Kitabın başkahramanı Frederick Bruce Thomasİç Savaş bittikten yedi yıl sonra, 1872′de Birleşik Devletler’in güneyinde Coahoma County’de dünyaya gelmiş. Anne ve babası, Hannah ve Lewis Thomas, savaştan önce köleler. Ama Lewis kısa sürede toprak sahibi olmayı ve para kazanmayı başarır. Köle kökenli bir siyahinin toplum içinde böylesine yükselmesi, bölgenin beyaz zenginleri tarafından hoş karşılanmaz. Çeşitli baskılar sonucu aile topraklarını yitirir ve Memphis‘e göçer. Baba, 1890 yılında evlerinde kiracı olan bir diğer siyahi, Frank Shelton tarafından öldürülür. Babasının ölümünden sonra Frederick evden ayrılır ve Chicago‘ya gelir. Büyük bir otelde garson olarak çalışmaya başlar. Hizmet sektöründeki çalışmaları önce Chicago, sonra New York‘da devam eder. 1895 yılında bir transatlantikle İngiltere’ye oradan da Paris’e geçer. Amerika ile karşılaştırıldığında siyah olmanın sorunlarını hemen hiç hissetmediği bu şehirde yaşamak Thomas için olağanüstü bir şeydir. Beş yıl boyunca Avrupa’nın büyük şehirlerini en güzel otellerde çalışarak gezer : Ostend, Cannes, Cologne, Berlin, Düsseldorf, Leipzig, Monte Carlo, Milano, Venedik, Trieste, Viyana, Budapeşte.. Bu süre içinde metrdotel seviyesine yükselir, kendini mesleğinde başarılı bir kişi olarak kabul ettirir..
Thomas 1899 yılında Rusya’ya göçer. Önce Moskova’da bir lokantada garsonluk yapar. 1903 yılında ise Moskova gece yaşamının en önemli mekanlarından olan “Aquarium”da metrdotel olarak çalışmaya başlar. 1907 yılında kentin en şık lokantası “Yar Restaurant”da aynı görevi üstlenir. Giderek ilişkileri ve itibarı iyice yükselir ve 1911 yılında Aquarium’u iki ortağıyla birlikte işletmeye başlar. Kısa sürede mekan Moskova’nın bir numaralı gece kulübü haline gelir. (altta)

Thomas, çeşitli müzikal gösteriler yanı sıra 1912 yılında Amerika’nın siyahi ağırsiklet boks şampiyonu Jack Johnson‘ı da Rusya’ya getiri ve gösteriler düzenler. İki yıl sonra 1913′de eski bir tiyatrodan bozma Maxim‘i açar. Her iki mekanı da yönetmeye 1917‘ye kadar devam eder ve bu girişimlerinden büyük miktarda para kazanır. 
Thomas’ın kazandığı başarı Ekim Devrimi ile bir anda sıfırlanır. Bolşevikler Aquarium’u işgal ederler, banka hesaplarına el konulur. Daha yeni satın aldığı blok apartmanlar devletleştirilir. Bir süre önce gelişmelerden endişelenerek Odesa’ya göçmüş olan Thomas ve ailesi (üçüncü eşi Elvira ve üç oğlu) 1919 Nisan’ında tıka basa dolu bir gemiyle zor bir yolculuk yaparak sonunda İstanbul‘a gelirler..
Frederick Thomas İstanbul’da her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalır. İstanbul’un işgal yıllarıdır ve kentin eğlence yaşamı oldukça zengindir. Geleli daha bir ay olmadan iki ortak bularak Şişli’de La Paix Hastanesi’nin karşı sırasında bir kulüp açar : “Anglo-American Garden Villa”, ya da daha tanınan adıyla “Stella Kulübü”..

Stella ; birinci sınıf Rus-Fransız mutfağına sahip “bahçe restoran”ı, Amerikan barı, özel odaları, büyük dans pisti, çingene müzik topluluğu ve varyete numaralarıyla hemen popüler olur..
“Stella” Thomas’a yetmez ve 1921 yılı yaz bitiminde yeni bir yer açmaya karar verir. Bu yer, Sıraselviler Caddesi’nin başında yer alan, o dönemin en şık sinemalarından “Majik”in bodrumudur..Thomas sonunda kış-yaz kullanılabilecek bir mekana kavuşmuştur, hem de şehrin nabzının attığı Taksim Meydanı’nın dibinde.. Adını Rusya’daki kulübünden taşır : Maxim.. Ya da Türkçe okunuşuyla “Maksim”…



Evet hepimizin bildiği Maksim’in tarihini başlatan işte bu Siyah Rus’tur !.. Maksim’de çok başarılı yıllar geçirir Thomas. Ama sonunda işler kötüye gitmeye başlar. Bunun asıl nedeni ise 1925 sonbaharında Yıldız Sarayı’nda açılan kumarhanedir. Çünkü burası sadece şık bir kumarhane değil, aynı zamanda dans salonları, barları, restoranlarıyla şehrin yeni çekim merkezi olmuştur. Müşteriler hızla buraya yönelir ve Maksim gözden düşer. Thomas’ın işleri bundan sonra giderek daha kötüleşir. Borçlarından dolayı hapse düşer. Sonunda buradaki yaşam koşulları nedeniyle hastalanır. Hastalık hızla ilerleyince Pasteur Fransız Hastanesi’ne kaldırılır. Frederick Thomas 12 Haziran 1928 günü 55 yaşında ölür..
Bu olağanüstü yaşam öyküsü, çok ustaca bir kurgu ile kitaba aktarılmış. Yazarımız Vladimir Alexandrov Amerikan, Rus ve Türk kaynaklarını elden geçirerek, Thomas’ı her döneminde izlemiş ve kaleme almış. 19. yüzyıl sonlarında Thomas gibi, döneminde hor görülen bir Afrikalı-Amerikalının kayıtlarını bulabiliyorsunuz. Rusya’nın devrim öncesi gazetelerini ve broşürlerini elden geçiriyorsunuz. Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu’nun tutanaklarını okuyabiliyorsunuz. Sonunda “Siyah Rus” Thomas’ın yaşam öyküsü ete kemiğe bürünüyor..

GÖKHAN AKÇURA’nın “Radikal Kitap” dergisindeki yazısından alıntıdır..  



NAZIM HİKMET de “835 SATIR”da, Maksim’in o eski şaşaalı günlerine şu dizelerle yer vermiş :

“Çalsın Maksimbarın cazbant kolu
çal bre kara köpoğlu
anlatayım konstantinopl’u ; 
Yüzük, bilezik, gerdanlık, küpe
müslin, krepdöşin, tül, ipek
-Şu herif de karıma sersemce kur yapıyor pek !..”

Leave a reply:

Your email address will not be published.