680 ) ESKİ ASKERLER ASLA ÖLMEZLER, SADECE GÖZDEN KAYBOLURLAR !..

   

Amerika’da 1951 yılının ilkbaharında başlayan “başkan adayı arama” faaliyeti, gerek Demokrat gerek Cumhuriyetçi çevrelerde de yavaş yavaş ısınırken, ABD’nin o sıradaki en güncel konusunu oluşturmaya devam eden Kore Savaşı devam ediyordu..
Başkanlığının son dönemindeki Truman, Eisenhower kadar şansı olmasa da, Cumhuriyetçilerin başkan adayları arasında gene de adı geçen General MacArthur’u bir “gece yarısı operasyonu” ile görevden alıverdi. 1950 yılı haziran ayından beri süregelen Kore Savaşı sırasında Pasifik’teki tüm ABD kuvvetlerinin komutanı olan MacArthur “Şahin”, Başkan Truman ise “Güvercin” olarak nitelendiriliyorlardı ve aralarında keskin sayılabilecek görüş ayrılıkları vardı..
Truman, sadece Pasifik bölgesinde değil, tüm dünyadaki durumla ilgili istihbarat bilgilerine dayanarak, Çin‘i de içine alacak bir savaş tırmanmasının Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesine yol açabileceğinden kaygı duyuyordu. MacArthur ise asıl tehlikenin, Çin ile Sovyetler Birliği’nin Asya’daki yayılma stratejisi olduğunu öne sürüyordu. Diyordu ki :
Çinliler, eğer bu zayıf zamanlarında Kore’de üzerlerine gidilmezse, bir süre sonra yeniden toparlanır, Güney Kore’ye yeniden taarruz ederler. Onunla da kalmazlar, Asya’da yeni yeni hedeflere yönelirler. Bu gelişme, Sovyetler Birliği’ni de yeni hedeflere yöneltir. Sonuçta Avrupa’nın savunulması da güçleşir..

  

MacArthur, bu görüşünü, Amerika’daki dostlarına yazdığı mektuplarda, “Biz burada, sadece Asya’yı değil, Avrupa’yı da savunuyoruz,” diye ifade ediyordu..
Kısacası, başkanının düşüncelerinin ve endişelerinin tam karşıtı bir politikanın temsilciliğini yapıyordu. Sadece temsilciliğini yapsa neyse, o politikasının uygulamacılığını yapmaya başlayabileceğinin işaretlerini veriyordu..
ABD Başkanı ile kendi tayin ettiği komutanı arasındaki bu anlaşmazlık, MacArthur’un Kore’deki birlikleri teftiş ettikten sonra Tokyo’ya gelip basına yaptığı bir açıklamayla kopma noktasına geldi. Bu açıklamada MacArthur, 38. Paralele ulaşan BM birliklerinin, gerekirse, o sınırın kuzeyinde de operasyon yapabileceklerini bildiriyordu. Ve bunu, cephedeki birlik komutanlarının takdirine bırakıyordu..
Başkan Truman, bu basın toplantısından dört gün önce, Kore’deki karşıt güçlerle bir mütareke girişiminde bulunmaya hazırlandığını bildirmişti. Bu yüzden, General’in basın açıklaması, zaten dolmuş olan bardağı taşıran damla oldu..

10 Nisan 1951 gününü 11 Nisan gününe bağlayan gece yarısında, Washington’daki Beyaz Saray muhabirleri, bir kısmı yataklarından kaldırılarak, başkanın bir açıklama yapacağını öğrendiler. Merak içinde Beyaz Saray’ın basın bölümüne gittiklerinde, kısa bir süre önce istirahate çekilen Başkan’ın yazılı bir açıklaması dağıtıldı basın mensuplarına. Giriş ve sonuç bölümleri şöyleydi :
Büyük bir üzüntüyle şunu tespit etmiş bulunuyorum ki, Orgeneral Douglas MacArthur, ABD Hükumeti ve Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen politika ilkelerini kayıtsız şartsız desteklemesi gerektiğini kabul etmemektedir (….)
Bu nedenle General MacArthur’u görevden aldım ve yerine General Matthew B. Ridgeway’i atadım..

Tabii, kıyamet koptu !.. Beyaz Saray’a telgraflar yağdı. O zamanki bir değerlendirmeye göre, sadece New York’tan çekilen telgraf sayısı 125 bin idi. Bunların 42 bininde Truman şiddetle protesto ediliyordu. 32 bininde de Truman’ın, hakkında Kongre‘de soruşturma açılarak, başkanlıktan düşürülmesi isteniyordu..
Kongre içinde de aynı eğilimler vardı. Truman’ı o karar için eleştirenler arasına, sadece Cumhuriyetçiler değil, Truman’ın yandaşı Demokratlar da katılıyordu. Buna karşılık Cumhuriyetçilerin bir kısmı da Truman’ı haklı buluyordu..
MacArthur’u tutup, Truman’a veryansın edenlerden biri, 1950‘lerin ABD’sindeki “komünist avcılığı”nın ünlü ismi, Cumhuriyetçi Senatör Joseph McCarthy idi.. Truman’ı komünistlerin emellerine hizmet eden bir sarhoş olmakla suçluyordu !.

   

Kongre’nin dışında, Truman’a karşı olup MacArthur’u tutanların sesi daha çok çıkıyordu. Anketlere göre, sokaktaki her beş Amerikalıdan dördü General’i destekliyordu. Onun lehine birçok şehirde gösteriler yapılıyordu ve gösterilerin çoğunda, MacArthur en güzel sözlerle övülürken, Truman şiddetle yeriliyordu.
Truman’ın bu gelişme karşısındaki tutumu son derece soğukkanlı ve dikkatli oldu. Çeşitli vesilelerle bulup yaptığı yaptığı konuşmalarda, o da MacArthur’u, çok güzel sözlerle övdü. Onun büyük bir kahraman olduğunu vurguladı..
Truman bir şey daha yaptı : Kerr adında bir Demokrat senatör arkadaşı vardı. Truman‘ı savunmak için MacArthur’u ağır şekilde suçlayan bir konuşma yapmıştı. Truman onu şiddetle eleştirdi. Kongre‘nin tüm Demokrat üyelerine hitap ederek, onlardan MacArthur’a saygılarını eksik etmemelerini istedi..
Ayrıca, Cumhuriyetçi Partililerin bir önerisi vardı : MacArthur’un Kongre’de bir konuşma yapmasını istiyorlardı. Görevinden alınmış bir generalin Kongre’de konuşma yapması o zamana kadar görülmüş bir şey değildi. Buna karşı çıkan Kongre üyeleri vardı. Bir kısmı da doğrudan karşı çıkmıyorlardı ama, “konuşacaksa kütüphanenin toplantı salonunda konuşsun,” diyorlardı..
Truman iki itirazın da geri çekilmesini sağladı. MacArthur gibi bir “kahraman”, Kongre’de tüm senatörlere ve Temsilciler Meclisi üyelerine hitap edebilmeliydi..
Ve Truman bunu sağladı. Böylece, siyasetçiler ve halk arasında, MacArthur’a hayranlık duyanlar azalmadı ama, hayranlık duydukları generali görevden alanın Truman olduğunu hatırlayanlar azaldı !..
MacArthur’un, Tokyo’dan hareket ederek San Francisco’da karşılanışı görkemli oldu. Havaalanından itibaren yüz binlerce kişi tarafından coşkuyla selamlandı. Orada yaptığı teşekkür konuşmasında siyaset dışında kalacağını belli etti. Başkan Truman’la da, başkalarıyla da bir polemik içine girmek istemediği belliydi…

Washington’daki konuşması ise çok iyi hazırlanmıştı. İzleyiciler, onun büyük bir hitabet ustası olduğu kanısına vardılar. 
MacArthur iki bloklu dünyadaki Amerikan siyasetinde Pasifik bölgesinin önemini vurgulayan, bilinen görüşünü savunduktan sonra, konuşmasını Amerikan kamuoyunda derin etkiler yapan cümlelerle bitirdi..
Elli iki yıl önce askeri okuldan mezun olurken, o günlerin bir halk şarkısını dinlemişti. O şarkıyı hiçbir zaman unutmamıştı. Şarkının iki cümlesini de tekrarladı : “Eski askerler asla ölmezler, sadece gözden kaybolurlar..” (Old soldiers never die, they just fade away).. 
Ardından, kendisini dinleyenlere şöyle veda etti : “Ben de bu şarkıdaki gibi, bir eski asker olarak, görevimin gereğini -Tanrı’nın bahşettiği ışık sayesinde- gören ve yerine getirmeye çalışan bir eski asker olarak, kariyerimi bitiriyorum ve gözden kayboluyorum. Allahaısmarladık..”
Konuşmasının sonu, dinleyenleri gözyaşlarına boğdu. General kürsüden görülmemiş ölçüde büyük bir alkış tufanı içinde ayrıldı.. 

ABD şehirlerindeki karşılama programları bir hafta devam etti. Bunlardan en görkemlisi New York’taydı. Manhattan Caddesi’nde toplanan insanların sayısı 7,5 milyon tahmin ediliyordu. Arabasının geçtiği yerlere bakan apartmanlardan aşağıya konfeti yağmuru yağıyordu. Konfeti bulamayanlar kağıt parçaları atıyorlardı. Kağıt bulamayanlar ise, telefon kulübelerindeki rehberlere el koymuşlar, MacArthur’un arabasının üstüne rehberlerin sayfalarını yağdırıyorlardı !..
Bu büyük sevgi ve saygı havası içinde, MacArthur’un politikaya girmesini ve başkan adayı olmasını isteyenler arttı. Hatta bunun için bir de komite kurulmuştu. Fakat “eski asker”, bunu hiç düşünmediğini belirtiyordu. Bir hafta süren o törenlerden sonra da, gerçekten gözden kayboldu. Bir süre özel bir kuruluşta yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Sonra da emeklilik hayatına çekildi, 1964 yılındaki ölümüne kadar..

MacArthur gözden kayboldu ama, konuşmasının sonunda sözünü ettiği eski halk şarkısı Amerikan kamuoyunu uzun süre meşgul etti. Plak şirketleri o şarkının orijinalini bulmak için çok uğraştılar, ama bulamadılar.. Ya elli küsur yıl önce söylenirken artık unutulmuştu, ya da MacArthur onun sözlerini yanlış hatırlıyordu…
Hatta bir söylenti çıktı : 19. yüzyıl sonlarında, benzer içerikte eski bir İngiliz şarkısı varmış. Ama, öğretmenlerle ilgiliymiş. Sözleri şöyleymiş : “Eski öğretmenler asla ölmez, sadece sınıflarından ayrılırlar” (Old teachers never die, just lose their classes)..
Bu arada bir müzik şirketi, generalin söylediği cümleleri esas alıp MacArthur’u yücelten bir şarkı sözü yazdırıp ona uygun bir de kovboy müziği besteleterek Copyright’ını satın aldı. Plak, hemen çok satanlar listesine yerleşti ve büyük ün kazandı. “Old soldiers never die” adıyla hala hatırlardadır..
General MacArthur’un “eski asker” olarak etkili bir şekilde “gözden kaybolması”, yaklaşan başkanlık seçimleri için “eski asker”lere olan ilgiyi artırdı ve bunlardan biri olan General Eisenhower, önce Cumhuriyetçi Parti’nin aday seçiminde Robert Taft‘ı, sonra da kasım ayındaki başkan seçiminde Demokrat Parti adayı Stevenson’u açık farkla yenerek ABD’nin 34. Başkanı seçilecekti..


ALTAN ÖYMEN’in “Öfkeli Yıllar” adlı kitabından derlenmiştir..        

Leave a reply:

Your email address will not be published.