678 ) KADININ GÜCÜ !…

    

“Aristo ve Phyllis” söylencesi, 13. yüzyılda şair Henri d’Andeli’nin kaleminden çıkan “Le Lai d’Aristote” (Aristo Manzumesi) adlı eserinden kaynaklanmaktadır. Söylenceye göre Eski Yunan filozofu Aristoteles (Aristo), öğretmeni ve danışmanı olduğu Büyük İskender’i, kendisini tensel aşkın tehlikelerinden uzak tutması konusunda uyarmak isteyerek, güzel ve ihtiraslı kadınların, erkekler üzerinde olumsuz bir etkide bulunduklarını söyler, böylece gençlik dolu imparatoru, Phyllis adlı metresinden ayırmayı düşünür ; çünkü Phyllis, İskender’in tüm zamanını ve enerjisini tüketmekte, onun politik işlerini savsaklamasına yol açmaktadır. İskender bu ayrılığı gönülsüzce kabullenir ve Phyllis’i de buna ikna eder. Ancak Phyllis, Aristoteles’in bu müdahalesini boşa çıkarmayı, sevgilisinin ilgisini yeniden kazanmayı aklına koyar ve Aristoteles’ten intikam almak üzere bir plan kurar…


Bir sabah erken saatte Aristoteles, genç bilginlerle kitaplar üzerinde çalışırlarken, Phyllis onun çalışma odasının bitişiğindeki bahçeye iner. O sırada odanın penceresi açıktır. Phyllis, pencerenin karşısında bahçede dans edip şarkı söylemeye başlar. Çıplak ayakları, rüzgarda savrulan saçları ve kemeri çözülmüş geceliği ile Phyllis, Aristoteles tarafından hemen fark edilir. Aristoteles, “Aman Tanrım !” diye bir çığlık atarak gördüğü manzara karşısında çarpılır. Eros’un aşk okları, hedefini bulmuştur. Aristoteles pencereden sarkarak ona yumuşak bir şekilde sarılır ve birlikte olmayı önerir. Phyllis, bunun karşılığında ona bir koşul öne sürer. Eğer Aristoteles, kendisini bir at gibi sırtına bindirip bahçe çevresinde gezdirirse, onunla birlikte olacağı konusunda filozofa şeref sözü verir..
Bahçede bu şekilde dolaşırlarken, İskender’in dikkatini çekip penceresinden bahçeye bakması için bir işaret olarak Phyllis yüksek sesle zafer şarkısı söyler..
Yaşını başını almış ve saçları ağarmış bilge bir kişi bile aşkın gücüne karşı koyamazken, gençlik dolu ve kanı kaynayan İskender, pencereden gördüğü manzara karşısında dikkatli bir tavır takınarak duruma kızmaz. Aristoteles, İskender’in gözünde saygınlığını yitirirken, İskender, Phyllis’in kendisi için fazla bir sorun oluşturmayacağı hükmüne vararak yeniden onunla bir araya gelir..

   

Gerçek yaşamda ise ünlü filozof Aristoteles, ilk eşi Pythias’ın ölümünden sonra kendisinden çok genç olan Herpyllis (Phyllis) ile birlikte yaşamaya başlamış ve ondan, kendi babasının adını verdiği Nicomachos adlı oğlu olmuştur. Ancak Aristoteles’in, Herpyllis’in buyruğuna girdiği ve dizginleri ona teslim ettiği anlaşılmaktadır. 

Başka bir bilgiye göre, Aristoteles’in kur yaptığı genç kız, Hintli olup Campaspe adını taşır. 
“Aristo ve Phyllis” konusu, çokça işlenen ve sevilen bir konu olmuş ve özellikle grafik formunda sergilenmiştir. Bu konu, Rönesans döneminin ünlü gravürlerinde ve el sanatı ürünlerindeki süslemelerde sıkça işlenen bir konu olmuştur. Bunlar arasında en iyi bilineni, Hans Baldung Grien’in “Kadının Gücü” adlı, 1513 tarihli, ahşap oyma resim dizisinde yer alanıdır(Altta).. 
Bu resimlerde, erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu öğretmeye çalışan Aristo, kadının gücüne boyun eğmek zorunda kalmış bir kişi olarak betimlenmektedir. Resimlerde Phyllis, kadının gücünü sergiler tarzda, elinde bir de kırbaç tutmaktadır !..  

KAYNAK :
PROF. DR. ZEKİ TEZ, “Gündelik Yaşam ve Eğlencenin Kültürel Tarihi”

Leave a reply:

Your email address will not be published.