665 ) İSKAMBİLDEN “KÖPRÜ” !…

Genel olarak iskambil kağıtlarının köken yerinin Hindistan olduğu, buradan Batı’ya göç eden Çingeneler tarafından fal aracı olarak kullanılmak suretiyle yayıldığı, bunu İspanya’ya sokan Mağriplilerin, bunu Çingenelerden öğrendikleri söylenir..
Oyun kağıtlarının Çin ya da Memluk kökenli olduğu, ya da Eski Mısır kökenli olup onların hiyeroglif yazılarından esinlendiği de ileri sürülmektedir. Her biri 14 karttan 4 renkli (toplam 56 kart) iskambil oyunlarının Doğu’da 969 yılında oynandığı saptanmıştır. Buna karşılık Avrupa’da 14. yüzyıl ortalarına kadar kağıt oyunu henüz bilinmiyordu. İlk olarak İtalyan hümanist şairi Francesco Petrarca’nın “De remediis utriusque fortunae” (Alınyazılarına Karşı Çareler Üzerine) adlı 1354 tarihli eserinde, kağıt oyunundan bahsedilmektedir.. (altta)

Kağıt oyununun Uzak Doğu’dan İran’a, İran üzerinden Arap dünyasına, tıpkı satrançta olduğu gibi Haçlı Seferleri yoluyla, Kuzey Afrikalı Sarazenler ya da Mısır Memlukları aracılığıyla Venedik üzerinden İtalya ve İspanya’ya getirildiği de söylenmektedir..
Johannes von Rheinfelden, 1377 tarihli “Traktat de Sitten” (Görenekler Üzerine Kitapçık) adlı eserinde, her bir renkten 13 kartla (toplam 52 kağıtlık, üç tanesi resimli, on tanesi sayı işaretli kartlar olmak üzere, klasik deste) oynanan oyunları betimlemiştir. 
1377-1382 yılları arasında iskambil oyununun İsviçre, Burgund, Fransa, Hollanda ve Nürnberg’de oynandığı kanıtlanmıştır. 1404 yılında Fransız Kilisesi, kağıt oyunuyla zaman geçirilmesini yasaklamıştır..
Memluklarda 52 kartlık destede dört takım kağıt vardı. Günümüz iskambil kağıtlarındaki dört renk (Karo / Kupa / Maça / Sinek), Memluklarda “Tuman” (Kase) / “Dirhem” (Sikke) / “Seyf” (Kılıç) / “Çevgan” (Polo sopası) şeklinden yer almaktaydı.. Her bir takımda 1′den 10′a kadar sayı işaretli kağıtlar ve üç tane de soylu kart vardı : “Malik” (Kral) / “Na’ib-i Malik” (Kral Naibi) / “Sani-i Na’ib” (İkinci Naib)… 
Böyle bir 52′lik eksiksiz Memluk iskambil destesi L.A.Mayer tarafından 1939 yılında İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nde keşfedilmiştir. Bunun 1400 yılı sonrası yapımı olduğu ve benzer örneklerinin 12. -13. yüzyıllarda da hazırlandığı anlaşılmıştır. 


Avrupa’da ilk oyun kartları elle süslenerek ayrı ayrı hazırlanmış ve yalnızca yüksek tabakadan insanların elde edebildiği son derece güzel bir lüks mal olmuştur. Ahşap baskı yöntemiyle Nürnberg, Augsburg ve Köln’de 1418-1450 arası dönemde oyun kağıdı basılmış olup bunun en eski örnekleri 1423 tarihlidir. Matbaanın icadıyla da oyun kartları basımı kolaylaştığı için geniş kitlelere yayılır duruma gelmiştir. 

Günümüzde kupa, karo, maça ve sinek şeklinde bilinen dört takım, 1480 yılı dolayında Fransa’da biçimlenmiştir.. “Sinek” için kullanılan “Tréfle” terimi, simgesinin üç yapraklı yoncayı andırmasından ve olasılıkla da meşe palamudundan esinlenmiştir. Yaprak motifinde olan “maça” için Fransızca “Pique” (pik) terimi, İtalyan kartlarının “kılıç” teriminden türemiştir. “Kupa” için “Coeur” (kör) terimi, kalp şeklinde olmasından ve o anlamda alınmıştır. “Karo” ise Fransızca “Carreau”dan (karo) gelir ve bu bağlamda simgesi baklava dilimi şeklindedir..

“Tarot”, talih falcılığında kullanılan, genellikle 78 (22+56) karttan oluşan özel tasarlanmış resimli kart destesidir. Sihirli sanatlar arasında yer alan tarotun Doğu (Hindistan ya da Çin) ya da Eski Mısır kökenli olduğu ve Batı’ya Çingeneler aracılığıyla getirildiği sanılmaktadır. Sanskritçe “iskambil (kağıt) destesi” anlamına “taru”dan türediği sanılan “tarot”, 14. yüzyılda İspanya’da ve Fransa sarayında kullanılmış, 1430’larda İtalya’da görülmüştür. Bu kartlar karıştırılıp şekillere göre düzenlendiğinde, dünyanın işleyişine ve kadere ilişkin yorumlara varılmaktadır. Tarot destesinde “Arcana Major” (Büyük Giz) adı verilen 22 simgesel resim ile “Arcana Minor” (Küçük Giz) adı verilen ve 14′erli 4 takım halinde 56 işaretli kart bulunmaktadır. 1′den 21′e kadar numaralı ve 22. kartına “deli” adı verilen “Arcana Major” kartları arasında kimileri tuhaf ve şaşırtıcı olan “Hokkabaz”, “Kadın Papa”, “Papa, “İmparatoriçe”, “İmparator”, “Aşık”, “Araba”, “Adalet”, “Münzevi”, “Feleğin Çarkı / Talih Çarkı”, “Güçlülük”, “Asılmış Adam”, “Ölüm”, “Ölçülülük”, “Şeytan”, “Kule”, “Yıldızlar”, “Ay”, “Güneş”, “Yargı”, “Dünya” ve “Budala” gibi resim ve unvanlar taşıyanlar bulunmaktadır ve her birinin kendine özgü anlamı vardır. Bu 22 kart, “Yaşam Ağacı”nın 22 yoluna ve İbranice alfabenin 22 harfine karşılık gelir. 13’erli 4 takımdan oluşan çağdaş 52 kartlık iskambil kağıtları “Arcana Minor”den türemiştir. 

Fransa’nın Rouen saraylarında ; maça, kupa, karo ve sinek serilerindeki son üç soylu kartın her biri birer tarihsel kişilikle özdeşleştirilmiş olup bunlar, rualar için “Yahudi Kralı Hz.Davud (maça) – Frank İmparatoru Şarlman (kupa) – Roma İmparatoru Jül Sezar (karo) – Makedonya Kralı Büyük İskender (sinek) “ ; damlar için “Savaş tanrıçası Palas (maça) – Hz. Yusuf’un annesi Rachel (kupa) – Latince ‘kraliçe’ anlamına ‘Regina’nın anagramı olan Argine (karo) – Kutsal Kitap’ta geçen söylencesel bir kişilik (sinek)” ; valeler için ise “Truvalı Hektor (maça) – Jeanne d’Arc’ın silah arkadaşı La Hire (kupa) – Şarlman’ın bir şövalyesi Danimarkalı Ogier (karo) – Suriyelilere karşı Yahudi isyanının önderi Judas Maccabeus (sinek) “ şeklindedir..

Rönesans hümanistleri için kart oyunu, matematikle akraba sayılmıştır. Bilgin kişilikli İtalyan hekim ve matematikçi Geronimo Cardano, 1564 yılında kağıt oyunları üzerine “Liber de ludo aleae” (Zar Oyunları Üzerine Kitap) adlı bir inceleme eseri yazmıştır. 
Fransa’da François Rabelais, 1535′de yazdığı “Gargantua” adlı eserinde, genç dev Gargantua’nın iskambil kağıtlarıyla oyun değil de matematiksel kurallar bulmaya, sayılar biliminin inceliklerini kavramaya çalıştığını anlatır.

“Skat”, 1800′lü yılların başında Almanya’da geliştirilmiş ve Almanların ulusal kağıt oyunu niteliğini kazanmıştır. 
“Briç”in kökeni hala belirsizdir. Briçin öncüsü olan ve dört kişiyle oynanan “Whist” ise ilk kez 1529 yılında rahip Lattimer’in güncesinde geçmektedir ve 17. yüzyıl ortalarından itibaren İngiltere’de sevilen bir oyun olmuştur. İlk “Whist” yarışması 1857′de Londra’da yapılmıştır. “Briç” adı altında modernleştirilmiş şekli, Amerika ve İngiltere’de 1890′larda görülmeye başlanmıştır. Oyunun isim babası olan Albay Studdy’nin “Whist”in bu yeni şeklini 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında Plevne siperlerinde oynadıklarını ve Levanten kökenli bir oyun olduğunu bildiğini söylediği bilinmektedir..
O dönemlerde briç oyununun, Kahire’deki “Hıdiv Kulüp” adlı bir dernekte oynanan en saygın kağıt oyunu olduğu da söylenmektedir. Öte yandan bu oyun için İngilizce’de “köprü” anlamına gelen “bridge” adının Galata Köprüsü’nden kaynaklandığı, kimi Levantenlerin, işlerini bitirdikten sonra, Pera’da Galata Köprüsü’ne bakarak bu oyunu oynadıkları da söylentiler arasındadır..
“Whist”e yakın ve daha basit bir oyun (“Pişti” olmalı !) 1860 yılı dolayında Rusya, Yunanistan ve Türkiye’de yayılmıştır. 
1886 yılında İstanbul’da “briç”in erken bir şekli, “Hıdiv” adı altında oynanıyordu. Briç ile Whist arası bu oyun, 1893′te New York‘ta, bir yıl sonra da Londra’da oynanmaya başlandı ve 1925 yılında Amerikan yüksek maliyesinin bir uzmanı olan Harold Stirling Vanderbilt, modern briç oyununu yarattı… 

KAYNAKÇA :

PROF.DR. ZEKİ TEZ, “Gündelik Yaşam ve Eğlencenin Kültürel Tarihi” ; PROF.DR. ZEKİ TEZ, “Bilim ve Teknikte Ortaçağ Müslümanları” ; C. TEKİN, “Ruh ve Doğa Ötesi Bilimleri Sözlüğü” ; D. BURTON-D.GRANDY, “Büyü, Gizem ve Bilim”

Leave a reply:

Your email address will not be published.