636 ) HADİSLERDE TÜRKLER !…


Hadisler, Kur’an’dan sonra İslamiyetin temel kaynağını oluşturur ; Kur’an’da olmayan pek çok şeyde nasıl bir tutum alınması gerektiğine ilişkin yol gösterici işlev görürler. Hadisler içinde her ne kadar kimi kuşkulu olanlar varsa da “Sahih Hadis” diye tabir edilenler, “doğru senetlere ve ravilere isnat edilerek müspet olarak kat’i bilinen” hadisler olarak her türden kuşkudan uzaktırlar. 
Türklere ilişkin belirlenen hadislere gelince, bunlar, ifade değişiklikleri bir yana tüm güvenilir hadis kitaplarında söz konusu edilmiş, dolayısıyla kuşkudan en uzak olanlardandır..  
Peygamber’e göre Türklerle Arapların savaşı bir “kıyamet alameti” sayılacak denli önemlidir. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin sorular karşısında Hz. Muhammed ; “Kıyamet kopmadan (az) önce siz kıldan çarıklar giymiş bir milletle muharebe edeceksiniz. Onların yüzleri sanki (çekiçle dövülmüş) derilerle kılıflı kalkan gibidir. Çehreleri kırmızı, gözleri çekiktir” der. 
Pek çok yerde yinelenen sözkonusu bu Hadis’in diğer varyantları da : “..kuvvetli bir kavim olan Türklerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır” (Müslim) ;  
“…kıyamet kopmasının şartlarından biri de sizlerin kıldan çarıklar giyen bir kavimle (Türklerle) harp etmenizdir..” (Buhari) şeklindedir.

Özetle Türklerle savaş Müslümanlar / Araplar açısından çekinilmesi gereken, kıyamet alameti olan bir durum olarak görülür. Daha sonra halife Ömer’e, Muaviye’ye aktardığımız bu sözleri ettiren de işte bu bakış açısıdır.. Sözkonusu yargı bu kadarla kalmaz, daha önemlisi başka hadislerde Türkler, Müslümanlığın ve onun özdeşi anlamında kullanılan Araplığın sonunu getirecek olan düşman olarak gösterilir. 

Abdullah b. Mesud tarafından rivayet edilen Hadis’e göre ; “Hazreti Peygamber buyurmuşlardır ki, Türkler size dokunmadıkları sürece siz de onlara dokunmayınız. Zira Kantura Oğulları (soyundan) gelen(bu Türk)ler ilk defa Allah’ın ümmetime verdiği mülk ve saltanatı onların ellerinden çekip alacaklardır..”

Ebubekir’den rivayet edildiğine göre Peygamber buyurmuştur ki ; “Ümmetimden bir kısmı Dicle kıyısında Basra adı verilen bir ovada konaklayacaklardır. Sonra da halk çoğalacak ve burası da Müslüman şehirlerinden biri olacaktır. Ahir zaman olduğunda, geniş yüzlü, küçük gözlü Kantura Oğulları gelip nehrin diğer bir yerine konaklayacaklardır. Bunun üzerine şehir halkı üç kısma ayrılacak, bir kısmı öküzlerinin peşine takılıp kırlara kaçacak, fakat mahvolacaklar. Bir kısmı da kendi canlarının derdine düşüp dinlerinden döneceklerdir. Üçüncü kısma gelince, ehl ve evladını arkalarına alıp onlara karşı harbedeceklerdir. İşte bunlar şehitlik mertebesine ulaşacaklardır..”   
   
Abdullah b. Büreyde’nin babasından rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber buyurmuştur ki : “Sizler şüphesiz, çekik gözlü bir kavimle çarpışacaksınız. Onlar sizleri üç defa sürüp kovalayacaklar ve sonunda sizlere Arabistan Yarımadasında yetişeceklerdir. Birinci istilada onların önünden kaçanlar kurtulacaklardır. İkinci takipte ise bazılarınız kaçıp kurtulacak ve bazılarınız ise helak olup gideceklerdir. Üçüncüde ise, onların istilalarının kökü kesilecektir..”

“Hazreti Peygamber buyurmuştur ki ; Şüphesiz ümmetimi üç defa, yüzleri geniş, çehreleri sanki derilerle kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavim kovalayacak ve sonunda Arap Yarımadasında yetişeceklerdir. İşte onlar Türklerdir. Nefsim yedi kudretinde olan Allah’a yemin ediyorum ki, onlar mutlaka atlarını Müslümanların mescitlerinin direklerine bağlayacaklardır..”

   

Sözkonusu hadislerde hiçbir başka yoruma olanak vermeyecek bir açıklıkla görüyoruz ki Peygamber ; Allah’ın Arap/Müslümanlara (ümmetime) verdiği farzedilen mülk ve iktidarı Türklerin çekip alacağını söyleyerek Türklüğü, Araplık/Müslümanlık’ın dosdoğru karşıtı olarak görmektedir. Kaldı ki önceden de işaret ettiğimiz gibi İslamiyet’in Arap’a özgü bir din olduğu yargısı bizzat Kur’an’a aittir ve yukarıdaki hadislerce de tekrar tekrar doğrulanır..

Özetle ortodoks (yoğun muhafazakar ve şekilci) İslamın gözünde Türkler, sonradan Müslüman olma, hele ki hilafeti temsil etme olasılığına sahip bir kavim olmayıp, tam tersine, yapısal olarak İslam karşıtı, İslam’ın potansiyel yıkıcısı ve işte bu anlamda kıyamet alametlerinden biri olarak görülür. Bu açık gerçeğin aksine edilen sözler, eğer ki bir cehalet veya iyi niyet ürünü değillerse, açıktır ki insanımızı aldatmaya yönelik çıkarcı yaklaşımlardır ; gerçek İslam’ın aslını bozma örnekleri olarak Tanrı’ya ortak koşma anlamına geldiği de cabası..

Türklere ilişkin, bu tarzda biçimlenen İslamcı yazın, gerçekte Zekeriya Kitapçı gibi uzlaşı yolu bulmaya çalışanları bile çileden çıkaracak niteliktedir. Öyle ki bizzat Kitapçı’nın, “büyük alim, hadis ilminin kritik yazarlarından” diye tanıttığı Aliyyü’l-Kari’nin, “Türklere dokunmayınız / ilişmeyiniz” hadisine ilişkin yaptığı dosdoğru İslamcı/Arap açımlama aynen şöyledir :
“Türklerde insanlığa has yumuşaklık ve çelebi insanlara mahsus merhamet yoktur”- der Aliyyü’l-Kari. Belki onlar, başka bir tür insan cinsidirler. Onlara insan değil de nesnas (uzun kuyruklu bir maymun) denilse daha uygundur. Türklere Yecuc ve Mecuc artıkları ve onların kardeşleri ve temsilcileri olduklarını söylemek, onların ne menem insanlar olduklarını beyan etmeye kafidir. Bununla beraber hiçbir şüphe yoktur ki onlar, son derece zararlı ve fesad ehlidirler. İslam ülkelerine ve Müslümanlara verdikleri zararın haddi hesabı yoktur. Allah onların yüzlerini kıyamete kadar bize göstermesin.”   (Mirkatü’l Mefatih)

İşte aynen böyle diyor “hadis ilminin büyük alimi” !.. Aklını sokağa atmamış ortalama her insanın kabulleneceği gibi, bilimsel bir bakış açısından saçmalamış tabii. Ancak aynı şeyi İslamcı bir bakış açısından söylemek olanaksızdır. Yalnız Aliyyü’l-Kari değil ki böyle bir yaklaşım sunan.. Bizzat Z. Kitapçı’nın ifadesiyle ; “Ne yazık ki İslam alimlerinden pek çoğui bu nevi hadislerin yorumlarında Türkleri insafsızca kötüleme yolunda bir nevi yarışa girmişlerdir..”



KAYNAKÇA :

ZEKERİYA KİTAPÇI, “Hz. Peygamberin Hadislerinde Türk Varlığı” ; ERDOĞAN AYDIN, “İslamiyet Gerçeği” ; ERDOĞAN AYDIN, “Nasıl Müslüman Olduk ?” ; İLHAN ARSEL, “Arap Milliyetçiliği ve Türkler” 

Leave a reply:

Your email address will not be published.