630 ) TEK VE SON TANIK : AT HEYKELİ !..

   

Moda’da bulunan Kadıköy Kız Lisesi’nin bahçesinde, İstanbul’un en görkemli köşklerinden biri vardır. Yüz yıl öncesinde halk arasında “Mermer Konak” olarak bilinen tarihi yapının ilk sahibi Dimitri Velademi’dir. Köşk, Mısır Hıdivi İsmail Paşa’nın kızı Nimetullah Hanım tarafından 1897 yılında satın alınır.
Nimetullah Hanım, Mahmut Muhtar Paşa ile evlense de, köşkü terk etmez ve eşini “Mermer Konak”ta oturmalarına ikna eder. Nimetullah Hanım, çocuklarına ve eşine son derece düşkün, fakirlere de yardım eden bir hayırsever olarak ünlenir. Oysa, köşk çalışanları için o, gölgesinden bile korkulması gereken bir kadındır !.. Bunun nedeni, 1911 yılının bir bayram sabahında yaşanılan bir olayın korkunçluğudur..

O bayram sabahı da, tüm bayram sabahları gibi güzel başlamıştır. Mahmut Muhtar Paşa köşkün selamlığında, Nimetullah Hanım da alt kattaki salonda misafirleri ağırlamaktadır. O sırada içeri giren bir hizmetli hüzünlü ve soğuk bir ses tonuyla, Yegane ile Selma‘nın öldüğünü bildirir Nimetullah Hanım’a..
Selma ile Yegane, Nimetullah Hanım’a günlük işlerinde yardım eden, ona en yakın olan iki yardımcıdır (yukarıda, Büyükada’da, arabada). Hanımları nereye gitse bir çift kanat gibi yanında onu takip eden bu iki genç kızın bu ani ölümüne odada bulunan misafirler bir anlam veremez.. Anlayamadıkları bir de, ölüm haberi karşısında Nimetullah Hanım’ın takındığı ilgisiz tavırdır..
Mermer Konak’ın hizmetlileri iki genç kıza yapılan suçlamayı fısıltıyla konuşmaya başlarlar.. Nimetullah Hanım, en değerli mücevherlerini içinde sakladığı, karyolasının altındaki çekmecenin anahtarını boynuna asmaktadır bir zincirle. Durum böyleyken, bir gün çekmeceyi açtığında içinin boşaltılmış olduğunu görür. Hırsızlıkla suçlanan iki kişi vardır : Selma ve Yegane..
Yaptıkları hırsızlığın utancına daha fazla dayanamayıp zehir içen iki genç kız, köşkte bayramlaşma devam ederken, başlarında bekleyen doktorun yardımıyla hayatta kalma kavgası vermektedirler. Ne var ki, doktorun çabaları da bir sonuç vermez, iki genç hizmetli kız gözlerini hayata kaparlar..   
Selma ile Yegane, gerçekten suçlu mudur ?.. Ve bayramlaşmaya gelen konuklara söylendiği gibi, utançlarından mı intihar etmişlerdir ?..
Aslında Mermer Konak’taki hizmetlilere sorulsa, tüm anlatılanların yalan olduğu ortaya çıkar. Çünkü Selma ile Yegane, konağın bodrumunda suçlarını itiraf etmek için ağır işkence görmüş ve yapılan zulme dayanamadıkları için zehir içmişlerdir !.. Hemen hastaneye kaldırılmayıp doktor çağrılmasının nedeni de, bedenlerindeki işkence izlerinden, yapılan insanlık dışı davranışın anlaşılma telaşıdır !..
İşkencenin en dayanılmaz olduğu anlarda bile suçlamayı reddeder iki genç kız.. Kaybolan mücevherler de zavallıların ne üstünde ne de kaldıkları odada bulunabilir. O yıllarda, konaklar birer Orta Çağ şatosu gibi olduğundan, içeride yaşanılanlar dışarıya yansıtılmaz, her şey kapalı kapılar ardında kalmaktadır. Bu yüzden, yapılan işkenceler yüzünden Nimetullah Hanım’ın başına herhangi bir iş gelmez !..  
İki genç kızın korkunç çığlıklarını duyanlar birer birer çekilirler hayattan. Gün gelir, bu trajik olayı anımsayan tek görgü tanığı bir heykel kalır.. Konağın bahçesinde duran simsiyah bir at heykeli !..



Söz konusu at heykeli, Nimetullah Hanım tarafından satın alınan Abraham Paşa Çiftliğinde bulunmaktadır. Önce Mahmut Muhtar Paşa’nın Feneryolu’ndaki bahçesine getirilen heykel, oradan Paşa’nın isteğiyle Mermer Konak’a taşınır. Heykel, yolda dikkat çekmemesi için hasıra sarılır ve taşıma işlemi sabahın erken saatlerinde gerçekleştirilir..
Taşıma sırasında bir kazaya uğramasın diye, insanların nazarından gizlenecek denli güzel olan at heykeli, 1864 yılında heykeltıraş Louis Daumas tarafından yapılmıştır. Bu güzel at heykeli, uzun yıllar Moda’daki Mermer Konak’ın bahçesini süslese de, günlerden bir gün, Selma ve Yegane adlı genç kızların sırlarıyla birlikte yok olur !.. Güzelliğini görmek için konağın parmaklıklarına tırmanan insanlar heykelin yerinde olmadığını görünce çok üzülürler.. Zamanla, faytonları çeken atlardan sonra, at heykeli de unutulur gider Moda’da… Mermer Konak da, Kadıköy Kız Lisesi oluverir..
Bugün, Emirgan‘da, rahmetli Sakıp Sabancı‘nın günümüzde müze olan Boğaz kıyısındaki köşkünün bahçesinde duran ve bu yüzden de köşkün “Atlı Köşk” diye anılmasına neden olan at heykeli, işte bu at heykelidir…



SUNAY AKIN’ın “Tuncay Terzihanesi” adlı kitabından alınmıştır..  

Leave a reply:

Your email address will not be published.