629 ) İŞRET FERMAN DİNLEMEZ !..

     

Kanuni Sultan Süleyman zamanında dıştaki başarılar, fetihler ve zaferler bakımından Osmanlı İmparatorluğu en yüksek düzeye ulaşmış, saray ve çevresindeki kapıkulu halkı gurur, böbürlenme ve zafer sarhoşluğu içinde gevşemiş, kendisini bırakmıştır.. Bunun içindir ki Kanuni Süleyman’ı izleyen İkinci Selim’in padişahlığı zamanı (1566-1574), İstanbulluların zevk ve eğlence alemlerinin derinliklerinde koştukları bir dönemdir. Doğal olarak başta padişah ve adamları olmak üzere..
İçki yasağı unutulmuş, meyhaneler yeniden açılmıştı ve günden güne çoğalıyordu. Böyleyken, özellikle hocalar arasında bu durumdan şikayet edenler de yok değildi..
1571′de Galata Kadısı padişaha mektup göndermiş, kendi bölgesi içindeki Müslümanlardan birçok kimsenin “Meclis-i Şer’i”ye gelip Müslüman olmayanların açıkta şarap taşımalarından, dince yasak olan bir şeyin böyle açığa dökülmesinden şikayetçi olduklarını bildirmişti. Kadı’nın mektubu çok düşündürücüydü. 
“Çevre köylerden Galata iskelelerine şarap gemileri geldiği zaman kafirler takımının şaraplarını mahzenlerine fıçıyla götürmeyip tulumlarla taşıdıklarını ve şehirler içinde gezip Müslümanların giysisine dokuna dokuna alıp götürdüklerini,” yazdıktan sonra ; özellikle, önceleri böyle sokakta tulumla şarap taşıyan bir gayrimüslim meclis-i şer’i’de yargılandığı zaman o zamanki müftü, “Şiddetli azarlama ve uzun hapisle önlemek gereklidir” diye fetva ve kadılara belge vermişken, yeni padişah döneminde bu durumun yasak olmamasını ve kafirlerin direnip fetvayı dinlemediklerini önemle belirtiyor, bunun önüne geçilmesini istiyordu..



Padişah gerçi kendi eğlencesindeydi. Halktan da, böyle gayrimüslimlerin sokakta tulumla şarap taşımalarına kızacak olanların herhalde pek o kadar çok olmadığını da biliyordu. Fakat ne de olsa memnun olmayanların da çoğalmasını da istemiyordu. Galata Kadısı’na, o yılın 15 Zilhiccesi (10 Mayıs) tarihiyle bir hüküm yazdıysa da pek ileriye gitmeyip, “Bundan böyle adı geçen kafirlere tulumla şarap taşıtmayıp kimseye İslam şeriatına aykırı iş yaptırtmayın” demekle yetindi.
Önceleri gayrimüslimlerin şehre şarap getirmeleri yasaklanmış, fakat onlar bu işi kaçak sürdürdükleri için, hem buyruğun yerine getirilmesine olanak bulunmamış hem de gelir azalmıştı..
İkinci Selim bu konuda bir fetva çıkartıp gayrimüslimlerin şehre vergisini vermek suretiyle serbest içki getirebilmelerine izin vermiş, içki vergisini toplamaya bir de görevli atamıştır. Bu konuda şikayetler çoğalınca bir süre sonra İstanbul Kadısı padişaha başvurarak dikkatini çekmiş ve İkinci Selim 1573′de İstanbul Kadısı’na bir hüküm çıkarıp yollamıştır ki, şu satırlar o hükümden alınmıştır :
“Buyurdum ki, (emir) ulaştığında Yahudi ve Hristiyan takımına ve İstanbul şehri kapıcılarına gereği gibi tembih ve tekrarlayasın ki, şehre açıktan açığa fıçı, varil ve tulumlarla şarap ve rakı getirmeyip kendileri için geceleyin gizlice getirdiklerini de Müslümana satmayıp ve birbirine sattıklarında da gizlice verip evlerini meyhane yapmayıp açıktan açığa şarap ve rakı sattırmayıp ve düğünlerinde çalgı çaldırmayıp açıktan açığa o çeşit toplantı yaptırmayıp dine uymayan törenlerin gösterişinden çok sakınıp İslam şeriatı ve büyük emre aykırı bir kişiye iş yaptırmayasın. Uslanmayıp yüce şeriata ve büyük emre aykırı iş yapanları sabit olduktan sonra fırsat vermeyip, hapsedip, isim ve belirtileriyle yazıp mutluluk kapıma bildiresin ki, onun hakkında yüce emrim ne biçimde çıkarsa gereği ile işlem yapasın.” 


Leave a reply:

Your email address will not be published.