614 ) ÇANAKKALE SAVAŞINDA PLEVNE GAZİSİ BİR ANZAK !..

     

Hava ısınmaya başladığı için, iki siper arasında cansız yatan insanların cesetlerinden ağır kokular yükselmektedir. Her iki taraf da ölülerini gömmek ve inleyen yaralılarını toplamak için ateşkes ilan eder..
Sabah saat 08:00′de Anzak askerleri ve Türkler beyaz bayraklarla siperlerinden çıkarak cesetleri toplamaya başlar. Anlaşmaya göre, her iki taraf kendi bölgesinde kalan düşman askerini orta çizgiye kadar taşıyacaktır. Takvim yaprakları 24 Mayıs 1915‘i gösterirken tıp tarihinin en çarpıcı öykülerinden biri gün ışığına çıkacaktır !..
Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafın da birbirine en çok yaklaştığı, sigara ve yiyecek ikramı yaparak birbiriyle tanıştığı o gün, Türk doktorlar ve sıhhiye erleri gözlerini 60 yaşını geçmiş bir Avustralyalı doktorun üzerinden ayıramazlar. Türk şehitler arasında dolaşan, yaralılara yardım etmeye çalışan bu doktorun göğsünde “Mecidi” ve “Osmanlı” nişanlarının yanı sıra bir de Osmanlı madalyası takılıdır !..
Türk doktorlar, şehit ve yaralıların eşyalarını çalan bu adamdan adeta tiksinirler. Hele, ölü soyuculuğu yapan ve çaldıklarını hiç utanmadan göğsüne takan adamın doktor olması, gördüklerinin daha da utanç verici bir hale gelmesine neden olur.
Bizimkiler kendi aralarında Avustralyalı doktorun ayıbını konuşurlarken, duydukları ses karşısında iyice şaşırırlar :

“Ben hiç kimseden çalmadım madalyaları. Plevne savunmasında Gazi Osman Paşa’nın adına savaştığım için takıldı onlar göğsüme !..”

Ölü soyguncusu sanılan doktorun Türkçe konuşması ölüm sessizliğinin üstüne daha da büyük bir sessizlik katar.. Çanakkale Savaşı’nda, yerde yatan binlerce ceset arasında karşılıklı birbirine bakan Türk doktorlar ve bir Avustralyalı doktor. Bir bahar sabahının güneş ışığı Avustralyalı doktorun göğsüne takılı Türk nişan ve madalyalarında parlamaktadır !..



Melbourne’da başladığı tıp eğitimini Edinburgh’da tamamlayan Doktor Charles Snodgrass Ryan, Roma’da bulunduğu sırada “London Times” gazetesinde bir ilan görür. İlanda, Türklerin askeri cerrah aradığı yazılıdır. 1876′da İstanbul’a gelen Doktor Ryan, Rus Harbi’nde Plevne savunmasında yer alır. Savaş yıllarında Anadolu’nun doğusuna, Erzurum cephesine de giden Avustralyalı doktor, burada da tıp sanatının ışığını insanlara taşıdıktan sonra, 1878′de Avustralya’ya döner. Doktor Ryan, yirmi yıl sonra anılarını Türkçeye “Plevne’de Bir Avustralyalı” adıyla dilimize çevrilen kitabında yayımlar..
Doktor Ryan bu kitabında, Plevne’de dört süngünün ucuna takılı mumların ışığı altında yaptığı ameliyatları, bir caminin içini dolduran cesetler arasında nasıl yaralı aradığını ve ateş hattında atıyla yaralı askerleri nasıl taşıdığını ve daha nice ilginç öyküleri anlatır. 
Kitaptan bir bölüm :

“Geriye doğru yürürken Rus top mermilerinin başımın üstünden çığlıklarla geçtiğini duyuyordum. Bu yürüyüşümüz tabii pek yavaş oluyordu. Çünkü yürürken hem atı idare ediyor, hem de yaralıları attan düşürmemeye çalışıyordum..”




Kırk yıl önce hayatlarını kurtarmak için kendi hayatını ortaya koyduğu Türk askerlerinin cesetleri arasında Plevne’yi anlatan Doktor Ryan’ın gözleri dolar… Türk subaylar ve doktorlar öpmek için onun ellerine yapışırlar !..
Sonra.. Sonra herkes birbirine ateş etmek için yeniden siperlerine doğru yürür..
Türkler bir ara geriye bakarlar..
Doktor Ryan, göğsünde bir zamanlar hayatlarını kurtardığı insanlar için takılan madalyaların, yüreğinde ise yine aynı insanların cansız bedenleri arasında yürümenin ağırlığıyla iki büklümdür !..    



SUNAY AKIN’IN “Geyikli Park” adlı kitabından alıntıdır..

Leave a reply:

Your email address will not be published.