593 ) ÜLKEMİZİN VE DÜNYANIN İLK BİLİM TARİHİ DOKTORU..

Atatürk, 1933 yılında Ankara Erkek Lisesi’nin tarih-coğrafya grubu bakalorya sınavına girmişti. Bir rastlantı eseri olarak (1913 doğumlu) Aydın Sayılı’nın sınavını bizzat Atatürk yaptı ve bir saat yirmi dakika süren bu sınav boyunca ona çeşitli sorular sordu. Atatürk’ün sorduğu sorular arasında, Osmanlılar döneminde Volga Nehri ile Don Nehri’ni birleştirme girişiminin siyasi ve ekonomik değeri, Sovyetler Birliği’nin kurulmasında Türkiye’nin yapmış olabileceği etki ve Timur ile Bayezid arasındaki savaşın nedeni gibi sorular da bulunuyordu..
Sınav bittikten sonra, Sayılı’nın verdiği yanıtları çok beğenen Atatürk ile Sayılı arasında şu konuşmalar geçti :
“Aferin Aydın. Sen ne olmak istiyorsun ?”
“-Su mühendisi, Paşam..”
“Herkes su mühendisi olabilir. Seni tarihçi yapalım, ne dersin ?”
“-Ailece böyle bir karar verdik. Bunu değiştirmek için anne ve babamın onayını almam gerekiyor Paşam”.
Çocuğun bu yanıtı Atatürk’ün çok hoşuna gitmişti. 
“Aferin, bravo Aydın ! Peki onlarla görüş, benim teklifimi de söyle, gel Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’e kararını bildir.”
Aydın salondan çıkınca Atatürk, Reşit Galip Bey’e dönerek ; 
“Bravo bu çocuğa. Şimdiden hoca olmuştur. İnsan ona güvenerek bir ortaokula öğretmen gönderebilir. Bu çocuğu takip edelim..”

Aydın Sayılı’nın daha sonraki görüşmesinde Bakanlık, bilim ile tarihi bir araya getiren bir dal olarak henüz yeni kurulmuş bilim tarihinin Sayılı’ya daha iyi geleceğini düşündü ve ona bu öneriyi iletti. Sayılı’nın da bu öneriye sıcak bakmasıyla, onun yaşamını belirleyecek olan bilim tarihçiliği süreci başlamış oldu. Yurtdışı öğrenimi için açılan sınavı kazanan Sayılı, bilim tarihi öğrenimi görmek üzere ABD’ye gitti..
Sayılı, ABD’de 1934 yılı baharında Harvard Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. Bu fakültede birinci yılda temel bilimler ve ikinci yılda da fizik ile ilgili dersleri izledi ve üçüncü yılın ilk sömestrisi sonunda da fizikten master derecesini aldı. Bundan sonra da bilim tarihi eğitimine başladı.

Harvard Üniversitesi’nde bilim tarihi bölümünün başında, bu disiplinin kurucusu olan George Sarton (üstte sağda) bulunuyordu. Sarton, ortaçağ İslam uygarlığındaki bilimsel çalışmalara ve bunların Batı bilimine olan etkisi konusuna büyük bir ilgi duyuyordu. Çok yetenekli bilim insanları tarafından yetiştirilen Sayılı, “İslam Dünyasında Bilim ve Eğitim Kurumları” başlığını taşıyan tezini tamamladı ve 2 Mart 1942′de bilim tarihinde doktora derecesini aldı..
Bu doktora, Harvard Üniversitesi’nde Sarton’un yönetimi altında ve çok büyük olasılıkla dünyada yapılmış ilk bilim tarihi doktorası idi.. 

Aydın Sayılı 1943’de Türkiye’ye döndü ve Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Enstitüsü’nde “ilim tarihi ilmi yardımcılığı”na atandı. Sayılı, 1946 yılında doçent ve 1952 yılında da bilim tarihi profesörü oldu. Türkiye’de ilk bilim tarihi kürsüsü, 25 Nisan 1955’de Ankara Üniversitesi DTCF Felsefe bölümü içinde kuruldu ve 
31 Mayıs 1955’de Aydın Sayılı buraya kürsü profesörü olarak atandı. Böylece “Bilim Tarihi”, dört yıllık eğitim veren ve araştırmacı yetiştiren akademik bir dal haline geldi. 
1982’de emekli olan Aydın Sayılı, 1983 yılında Atatürk Kültür Merkezi başkanlığına getirildi 1993’teki ölümünden bir ay öncesine kadar bu görevi yürüttü..
Aydın Sayılı yayımladığı çok sayıdaki kitap ve makalelerinde özellikle İslam ve Türk dünyasındaki bilimsel gelişmelerin tarihi üzerinde durdu. “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” adlı, 1948’de yazdığı kitabı onun temel eserlerinden biridir. Richard Nelson Frye, kitabı, özgün bir düşünce ürünü ve düşünceyi kamçılayıcı bir eser olarak nitelemiştir. H. Floris Kohen, Sayılı’nın kitaplarında ortaya koyduğu görüşlerini karşılaştırmalı olarak incelerken, onun sorunları ele alış biçimine hayran kaldığını söylüyordu..

KAYNAK : 

REMZİ DEMİR-MELEK D.GÖKDOĞAN, “Aydın Sayılı” ;
OSMAN BAHADIR, “Aydın Sayılı” başlıklı yazısı, 26 Eylül 2014, CBT

Leave a reply:

Your email address will not be published.