591 ) OSMANLI SARAYINDA KIZLARAĞASININ ÖNEMİ ! …

   

17. yüzyılda darussaade ağasının (kızlarağası) görevleri şöyle saptanmıştır :
Haremin korunması, hadımları disiplin altında tutmak, haremin idari işleri, özellikle terfi ve cezalar için padişaha arz (rapor ve dilekçe) sunmak, padişah kızlarının düğünlerini örgütleme ve haremi temsil etmek, padişahın dini görevlerini (başlıca Sürre Alayı) örgütlemek, valide sultanla veziriazam arasında ilişki sağlamak..
Valide sultan, doğrudan kendi emrindeki valide sultan başağası aracılığıyla harem idaresini kontrol altında bulundurur, darussaade ağalığına çok kez bu hizmette bulunanlar gelir.. 17. yüzyılda kafes yöntemi yerleşmesiyle, haremin siyasi önemi, dolayısıyla kızlarağasının nüfuzu son kertede artmış bulunmaktaydı. (II. Osman’ın katline neden olan darussaade ağası Süleyman Ağa örneği) Bu nedenle, azledilen darussaade ağaları İstanbul’dan uzak yerlere, Limni, Kıbrıs gibi adalara veya Mısır’a sürgün gönderilirdi. 
Kızlarağası Celali İbrahim Ağa, Sultan İbrahim’in delice hareketlerini önlemeye çalıştı ve onun katlinde rol oynadı : Keza, büyük valide Kösem’in iktidarına karşı küçük valide Turhan Sultan’ın kızlarağası Süleyman, Kösem’in katlinden sorumlu idi..

Darussaade ağası, Enderun’da önceleri babussaade ağasına (kapıağası) bağlı iken, 17. yüzyılda, valide sultanların ve Harem’in artan nüfuzu sonucu olarak 1582 yılında Enderun’un bağımsız başı olmuştur..
17. yüzyıl sonlarında ağanın rütbesi, veziriazam ve şeyhülislamdan sonra gelirdi. Hadım ağalarından en kıdemlisi Eski Saray ağalığına, oradan Yeni Saray’da Harem-i Hümayun darussaade ağalığına atanırdı. 
Darussaade ağasının emrinde para işlerine bakan hazinedar-ağa, padişah haremde iken yanında bulunurdu. Önde gelen öteki kara ağalar, Kafes’teki şehzadeler ağası, kiler ağası, cariyelerin bir arada bulunduğu Büyük Oda ve Küçük Oda ağalarıdır.. 
Darussaade ağalarının otoritesi, II. Selim döneminden sonra valide sultanların artan önlemine denk olarak ziyadesiyle artmış, devlet işlerinde başlıca söz sahibi olmuşlardır. Valide sultanlar, küçük yaştaki padişahlar adına karar mevkiinde oldukları zaman, Divan üyeleriyle darussaade ağası vasıtasıyla ilişki kurarlardı. Darussaade ağasını padişah doğrudan doğruya kendisi tayin ederdi. 1587′den başlayarak darussaade ağaları Mekke ve Medine evkaf nezaretini üstlenmiş, bu zengin kaynakların kontrolünü ele geçirmişlerdir.. Bu zengin kaynağın hediye, pişkeş olarak yağma edilmesi yanında, vakıf mütevelliliklerinin rüşvetle verilmesi gibi yolsuzluklarla ağalar, büyük servet sahibi olmuşlardır.. Zamanla 360 camiin vakıfları darussaade ağasının kontrolü altına verilmiştir..

   

Darussaade ağalarının devlet işlerine karışmalarını kendilerine yediremeyen veziriazamlar, 1655 tarihinde İbşir Mustafa Paşa, özellikle Şehid Ali Paşa (1715) zenci hadımları idareden uzak tutmaya çalışmışlardır. Haremeyn Evkafı gelirleri toplamı 1576 yılında 9.862.124 akçeye (166.000 altın) yükselmiştir. Haremdeki ağalara bu gelirden önemli paralar tahsis edilmiştir. Örneğin Musahib Ağa 6.850 kuruş (1 kuruş=80 akçe) almaktadır. Hareme cariye satın alınması için evkaf parasından ödeme yapılmış, valide sultanın bahşişleri için 10.000 kuruş ayrılmış, tespih, sorguç, elmas küpe (8.400 kuruş) alınmış, azadlı dokuz cariyeye verilen para, ebekadın, daye, dadı ve cariyelere verilen paralar ve başka harem masrafları için evkaf gelirinden ödemeler yapılmıştır. Haremeyn ve Selatin Evkafı yıllık muhasebe defteri (dolab) padişahın onayına sunulurdu. (Burada yapılan yolsuzluklar nedeniyle dilimize “dolap” deyimi yerleşmiştir)
Eyaletler ve sancaklar gelirleri haremde hasekilere paşmaklık (terlik) parası diye peşkeş çekiliyordu. Sultan İbrahim, beşinci hasekisine Hamidiye sancağını, yedinci hasekisine Şam eyaletini bağışladı. İlginçtir, Şam gelirini tahsil etme görevi için o zaman Köprülü Mehmed Paşa “mütesellim” atanmıştır!.. 

17. yüzyılda valide sultanlar, vakıflar ve has gelirlerine el atarak muazzam servetler yığmışlar, hayrat eserleri yapmışlardır..
Burada şunu belirtmek gerektir ki, Osmanlı ülkesinde vakıfların çoğu, servet ve akar sahiplerinin servetlerini kendi soy sopuna tahsis etmeleri için en güvenilir araç olarak kullanılmıştır.. 

Dini bir belge olan Vakfiyye şartlarına göre, hesapların kontrolü (nezaret) kadı veya darussaade ağasına aittir. Dış devlet hazinesi sıkıntıya düştüğünde Haremeyn hazinesinden ödeme yapılırdı. Haremeyn ve Selatin Vakıflarının gelirlerini toplamak (cibayet) darussaade ağası tarafından “cabi” denilen tahsildarlar eliyle yapılır, yahut mültezimlere iltizama verilir, onlar geliri toplar ve taksitle (kıst) Haremeyn Hazinesi’ne yatırırlardı. İltizamlarda darussaade ağaları tarafından yapılan yolsuzluklar, alınan rüşvetler o dönem kaynaklarında kaydedilmiştir.. 
1576 muhasebesi, paraların nerelere harcandığını açıkça göstermektedir. Darussaade ağası kontrolünde Haremeyn ve Selatin Evkafı geniş bir organizasyona vücut vermiştir. Ağa, işleri görüşüp karar almak için bir divanın başındadır. Haremeyn Evkafı nezareti dolayısıyla, Mekke’ye gönderilen Surre Alayı darussaade ağasının nezareti altında yapılırdı..
Darussaade ağası, aynı zamanda, padişah ailesinin resmi temsilcisi olarak nikahta vekil sıfatıyla hareket ederdi. 

Darussaade ağalarının devlet içinde ne derece iktidar kazanmış olduğuna, I.Ahmed ve I. Mustafa döneminde bu mevkide bulunan Mustafa Ağa hakkında çağdaş tarihçilerin kayıtları tanıktır (Günümüz Türkçesi ile) : “Darussaade ağası Mustafa Ağa I. Ahmed döneminde tam bir bağımsızlıkla alıp vermede önde olup tüm devlet büyükleri onun önünde baş eğip sözüne itaat ederdi.”
Ağa, Sultan Mustafa’nın düzensizliğini eleştirdiğinden valide sultana şikayet ettiler, valide önemsemedi. Herkes, Darussaade ağası Mustafa’dan harekete geçmesini istiyordu. Şeyhülislam ve vezir kaymakamı paşaya haber gönderip padişahı tahttan indirdiler. Bu olay, darussaade ağalarının daha bu dönemde padişah culus ve hal’inde ne derece güç kazandığını gösterir. 
Kargaşa döneminde Kafes’te şehzadeleri ve Selatin vakıflarını kontrolü altında tutan darussaade ağaları, politika hayatında birinci derecede rol oynamışlardır. 
Darussaade Ağası Süleyman, Kösem Sultan‘ın 1651′deki katlinden sonra Veziriazam Siyavuş’un azlinde başlıca rol oynamış ve büyüklerin başvurduğu devletlü durumuna gelmiş, aldığı rüşvetlerle büyük bir hazine yığmıştı. Yeniçeri ocağı katibi onun adamlarından idi. Valide sultanın yakınlarından Hoca-zade Mesud’un tavsiyesiyle Tarhoncu Ahmed, veziriazamlığa getirilmişti. Süleyman Ağa bu değişikliklerde kenarda kaldığından üzüntüde idi, valide sultana dargınlığını meydana vurmaya ve valideye aksi muamelede bulunmaya başladı. Bir yandan da Tarhoncu Ahmed Paşa ile çekişmeye başlayınca, valide sultana aleyhinde şikayetler gelmeye başladı. Valide sultan en nihayet Süleyman Ağa’yı darussaade ağalığından azletti…

                          KAYNAKLAR :

Ç. ULUÇAY , “Harem I ve II”  ; HALİL İNALCIK, “Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab” ; FR. BABINGER, “Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı” ; NECDET SAKAOĞLU, “Bu Mülkün Kadın Sultanları” ; NAİMA, C. II ; İ.H. UZUNÇARŞILI, “Saray Teşkilatı” ; MUSTAFA GÜLER, “Haremeyn Vakıfları” ; M.ARSLAN, “Osmanlı Saray Düğünleri ve Şenlikleri”  ; HALİL İNALCIK, “Devlet-i Aliyye II”


Leave a reply:

Your email address will not be published.