588 ) İSTANBUL’DA KÖSTEBEKLERİN DANSI !..



1942 yılı itibarıyla, İstanbul’da on yedi ayrı istihbarat örgütü faaliyet gösteriyordu. Ajanların hayatı o kadar aleniydi ki, bir istihbarat şefi Park Otel’in balo salonuna girdiği anda orkestra, “Boo Boo Baby, I’m a Spy” şarkısını çalmaya başlıyordu !..  

    

Ben Macintyre (yukarıda sağda), “Büyük İhanet” adlı kitabında, casusluk tarihinin en ünlü köstebeklerinden Kim Philby’nin (en yukarıda) hayatını anlatmış. 
Sovyetler Birliği’nin İngiliz kurumlarının “kalbine” yerleştirdiği köstebekler Cambridge mezunu oldukları için, “Cambridge Beşlisi” olarak anılıyor. 

   

MI6′da Guy Burgess (yukarıda soldan 1.), Nazi kodlarının kırıldığı Bletchey Park’ta Kim Philby (soldan 2.) ve John Cairncross (soldan 3.), MI5′te Anthony Blunt (soldan 4.), Dışişleri Bakanlığı’nda Donald Maclean (soldan 5.)…
Bu köstebekler yıllarca Sovyetler Birliği’ne gizli istihbarat bilgilerini sızdırmışlar..

Kitabın yazarı Macintyre’a göre, “Sırlar ve dedikodular, arka sokaklarda ve barlarda havada uçuşuyordu. Hilekar gece kulüplerinde ajanlar, göbek dansçıları ile bilgi değiş tokuş ediyor, gerçekler ve yalanlar, şişirilmiş fiyatlara, rüşvet yiyen görevliler tarafından satılıyordu. Alman istihbarat subayları ; Rus kabadayılar, Arap, Polonyalı, Çek ve Yugoslav muhbirler, İranlı tetikçiler, hatta Mısırlı prenslerden faydalanıyordu !..”
  
 

1942 yılının baharında, İngiltere’nin Türkiye’deki operasyon  faaliyetlerini yürütmek üzere İstanbul’a gönderilen 26 yaşındaki Nicholas Elliott’ın (üstte) daha ilk gecesinde götürüldüğü “Taksim’s” adlı mekan lokanta, gece kulübü, kabare ve kumarhane karışımı havasıyla İstanbul’un casus merkeziydi. Bolşevik devriminden kaçmış Beyaz Rusların işlettiği bardaki garsonların Çarlık Rusya’sının düşesleri olduğu rivayeti dolanıyordu..  
Bir gece Elliott, sahnede “beyaz tenli, kömür saçlı” dansözü, egzotik Türk güzeli niyetine keyifle seyrederken dansözün ayağı kaydı ve sahneden düştü. Bileği burkulan dansözün İngiltere’nin kuzeyindeki Bradford’a has bir aksanla ağır küfürler savurması ; gizli kimliklerin bolluğunu ve güven duymanın imkansızlığının ipuçlarını veriyordu..
İstanbul’un gece hayatının bir diğer önemli figürü, kendi adını taşıyan “Ellie’nin Yeri” isimli barı işleten ve sarı saçları ile dikkat çeken, Romanyalı bir kadındı. Mükemmel İngilizce konuşan Ellie görünüşte Almanlardan nefret ediyordu. Fakat aslında barına gelen İngiliz istihbarat görevlilerini sarhoş edip ele geçirdiği sırları Alman istihbaratı Abwehr’e veren usta bir casustu. Ellie’nin her daim dolu olan mekanının müdavimlerinden mavi gözlü, Macar Wilhelmina Vargasy Müttefik ajanları baştan çıkararak bilgi topluyordu. ABD’li bir görevlinin dul eşi olan, Alman asıllı Hildegard Reilly’nin de avlanma alanı burasıydı. Reilly, İngilizleri ve Amerikalıları bir anda “konuşkan yapmaktaki” becerisiyle ün kazanmıştı..

Nicholas Elliott, sekreteri Elizabeth Holberton ile (yukarıda), 10 Nisan 1943‘te, İstanbul Park Otel’de evlendi. Nikahı, on beş yıl sonra Papa seçilecek olan, Monsenyör Roncalli kıydı. Bekarlığa veda partisinde yan masada Almanya Büyükelçisi ve askeri ataşesi oturuyordu !..

    

1958 yılında Papa seçilerek XXIII. Johannes adını alan (yukarıda sağda) Angelo Giuseppe Roncalli, o yıllarda (yukarıda solda, Türkiye’de iken) ikili bir oyun oynuyordu. Ateşli bir faşizm karşıtı olan “Türk Papa”, Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Papen’in eşinin günah çıkartacak kadar güvendiği bir isimdi. Fakat, elde ettiği bilgileri Musevileri Nazi işgali altındaki bölgelerden kurtarmak için kullanıyordu..
Nicholas Elliott, Roncalli’nin yardımcısı Monsenyör Rici’nin İtalyan askeri istihbaratına çalıştığını Türk Emniyeti’ne ihbar ederek onun Anadolu’da taş kırma cezasına çarptırılmasını sağlamıştı..

27 Aralık 1943′de, İstiklal Caddesi üzerindeki bir binada, Alman İstihbaratı Abwehr için çalışan Erich Vermehren (yukarıda eşi ile) ile Elliott buluştu. Dini sebeplerle Nazi karşıtı olan Vermehren, eşi Elizabeth ile İngiltere’ye iltica etmek ve elindeki bütün istihbarat bilgisini Müttefiklerin kullanımına sunmak istiyordu. İngiltere’ye kaçırılan çift, savaştan hemen sonra “Demokratik ve Hristiyan” bir Almanya’nın kurulmasında hayati rol oynayabilecek, komünizm karşıtlarının teşkil ettiği yeraltı ağındaki isimleri tek tek adresleri ile teslim etti. MI6, Sovyetler Birliği ile savaşta müttefik olmalarına rağmen, listeyi Sovyetler ile paylaşmadı. Fakat Philby isimleri çoktan Moskova’ya sızdırmıştı. Doğudan Almanya’ya giren Ruslar, tek tek bu Katolik aktivistleri infaz etti..
Yıllarca, bu infazları, yenilmelerine ramak kala Nazilerin yaptığı düşünüldü. Oysa ki Vermehrener, Almanya’yı komünist bir rejimin kurulmasından kurtardıklarını zannederken dostlarını kendi elleriyle Sovyetler’e yem etmişti. Bu sızıntı, Almanya’nın belki de kaderini değiştirmişti..

Eylül 1944′de Philby, MI6 bünyesinde, yükselen komünizm tehdidine karşı kurulan “Dokuzuncu Bölüm”ün başına geçirildi. Aynı günlerde İstanbul’daki Sovyet Konsolosluğunda görevli olan Konstantin Dimitrieviç Volkov, İngiltere Konsolosluğunda “uluslararası casuslukta güç dengesini değiştirecek” bir öneriyi dile getiriyordu. Volkov, İngiltere ve Türkiye’deki bütün Sovyet ajanlarını açığa çıkarmayı vaat ediyordu.. İstanbul’daki gerçek görevi istihbarat şefi yardımcılığı olan Volkov, İngiliz istihbaratının içerisindeki köstebeklerin varlığını bildiği için taraf değiştirme isteğinin çok sınırlı bir çevrede kalmasını istedi. Fakat pozisyonu gereği Philby çoktan her şeyi öğrenmişti. Moskova’ya bütün durumu anlatan Philby, Volkov’la bire bir konuşmak için, çok da acele etmeden, İstanbul’a doğru yola çıktı. İstanbul’a vardığında ise, Rus’tan geriye tek bir iz kalmamıştı !.. Sovyet görevli ve eşi Zoya, Rusya’ya giden bir uçağa apar topar bindirilmişti.. 
Philby 1963 yılında açığa çıktıktan sonra Moskova’ya kaçmıştı. Daha sonra da, Elliott’a, Helsinki ya da Berlin’de buluşmayı teklif ettiğinde Elliott ona cevap olarak tek satırlık bir mektup gönderdi : 
“Moskova’da benim için, zavallı Volkov’un mezarına çiçek bırak..” dedi.

Moda Yat Kulübü’nde, kendisi gibi Sovyet casusu olan Guy Burgess ile, bir gecede 52 kadeh brendi tüketecek kadar zevkine düşkün olan Philby ; en yakın dostu olan Elliott’ın ardından, Türkiye’deki istihbarat şefliği görevini 1947′de üstlendi.
Bu görevi sırasında, Sovyetler Birliği toprağı Gürcistan ve Ermenistan’a muhalifleri sızdırma operasyonlarını da Moskova’ya bildirmeyi ihmal etmedi !..



   

Leave a reply:

Your email address will not be published.