579 ) İSTANBUL İLE ANADOLU ARASINDA İPLER KOPUYOR !..

   

İtilaf Devletlerinin baskısı altında akla hayale gelmedik icraata yönelen Sadrazam Damat Ferit Paşa Hükumeti’nin teşebbüs ettiği, fakat başarılı olamayarak akamete uğrayan Sivas Kongresi’ni basma girişimi hakkındaki komployu, Kuvayı Milliyeciler siyaseten değerlendirme konusunda aktif bir hareket içine girdiler.. Nitekim kolordu komutanlıklarınca İstanbul’a çekilmek üzere önemli bir telgraf metni hazırlandı. Telgrafta, “Hükumetin milli ve meşru olan Sivas Kongresi’ni basarak Müslümanlar arasında kan dökmeye yöneldiği, Kürtleri ayaklandırmak suretiyle vatanı parçalama yoluna girdiği, ancak bu cinayetleri işlemeye memur ettiği kişilerin zararsız hale getirildiği, bu hareketi planlamış olanlara artık milletin güveni kalmadığı, namuslu insanlardan mürekkep yeni bir hükumetin kurulması gerektiği, böyle bir hükumet kuruluncaya kadar Türk milletinin Merkezi Hükumet ile muhabere ve münasebette bulunmayacağı, ordunun da milletten ayrılmayacağı,” açıklanıyordu..
Kolordu komutanları hazırladıkları bu metni bizzat Padişah’a takdim etmek istiyorlardı. Onun için 11 Eylül 1919′da Sadaret makamına başvurarak doğrudan doğruya Padişah’a maruzatta bulunmalarına engel olunmamasını istediler. Fakat Sadrazam buna karşı çıktı. Bunun üzerine Umumi Kongre Heyeti devreye girdi ve 11-12 Eylül gecesi sabaha karşı dörtte Sadrazama bir telgraf çekerek “Milletle Padişah arasında engel olma konusundaki tavırlarını bir saat içinde değiştirmezlerse, zaten gayrimeşru kabul ettikleri hükumetle her türlü bağlantıyı keseceklerini, İstanbul ile her türlü telgraf ve posta muhaberesini tamamen kesmeye karar vermiş olduklarını ve bundan sonra kendilerini her türlü harekat ve icraatında serbest telakki edeceklerini” ilan ettiler.
(M.TAYYİB GÖKBİLGİN, “Türk İstiklal Harbi”, S.28)
Sivas Kongre Heyeti tarafından alınan bu karar vilayetlere ve kumandanlara da tebliğ edildi..
Bu durum Anadolu’nun bundan böyle Merkezi Hükumeti tanımayacağı anlamına geliyordu. Umumi Kongre Heyetince İstanbul’a tanınan bir saatlik süre dolunca, sabaha karşı saat beşte çekilen ikinci bir telgrafta, “Meşru bir hükumet iş başına gelinceye kadar İstanbul ile her türlü bağlantıyı kestiklerini” duyurdular. (NUTUK, c.1, s.100)
Ayrıca bu durum, yabancı devlet temsilciliklerine de birer muhtıra halinde duyuruldu. (BEKİR SITKI BAYKAL, “Heyet-i Temsiliye Kararları”, s.3)

Bu durum İstanbul’da şok etkisi yarattı. Çünkü Sadrazam Damat Ferid Paşa uzun zamandan beri Anadolu’nun İstanbul’la bağlantılarını keserek bağımsızlığını ilan etmesi olasılığından çekiniyordu. Bu konudaki endişelerini, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe (üstte) ile 23 Temmuz’da yaptığı görüşmede kendisine açıklamıştı. 
(SALAHİ  R. SONYEL, “1919 Yılı İngiliz Belgelerinin Işığında Mustafa Kemal ve Milli Mukavemet”, c.1, s.108)
İyice köşeye sıkışan Sadrazam Damat Ferid Paşa, İstanbul ile Anadolu’nun bağlantısının kopması üzerine, hemen aynı gün o ana kadar kendisini yönlendiren İngiliz mümessilliğine gitti. Bu görüşmede Damat Ferid ile, İngiltere adına M.S.Francer, H.Morlan ve G.Churchill adlı İngiliz ajanları arasında “Türkiye’nin İngiliz mandasını kabul ettiğine dair” gizli bir anlaşma imzalandığı iddia edildi. 
(“Türk İstiklal Harbi”, c.II,ks.II, s.7 ; Ömer Kürkçüoğlu, “Türk-İngiliz İlişkileri /1919-1926”, s.58 ; Kazım Karabekir, “İstiklal Harbimizin Esasları”, s.384 ; Afet İnan, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler”, s.330)
Bu iddia büyük bir hızla her tarafa yayıldı. Öyle ki, Müttefiklerin kendi aralarında bile problem olacak boyuta ulaştı. Oysa ki böyle bir anlaşmanın imzalanıp imzalanmadığı bile belli değildi. Neden böyle bir yola başvurulmuş olabileceği konusu hep merak edildi. 29 Ocak 1920 tarihli bir İngiliz istihbarat raporunda yer alan görüşe göre, bu iddianın Damat Ferid’i iktidardan düşürmek için hazırlanmış sahte bir belge olduğu iddia edildi.   (Salahi R. Sonyel, “İngiltere Dışişleri Bakanlığı Belgelerinin Işığı Altında 1919 İngiliz Osmanlı Gizli Anlaşması”, Belleten, C.XXXIV, No.135, Temmuz 1970, s.437-449)
Kaldı ki, böyle gizli bir anlaşma Türkler tarafından önerilmiş olsa bile, İngilizler tarafından asla ciddiye alınmayacaktı. Anlaşmaya dair daha sonraki belgelerin Türk kaynaklı olduğu düşünülürse İ Türkler böyle bir anlaşmayı resmen inkar etseler bile, böyle bir belgenin İngiltere ve Fransa’yı birbirine düşürmek ve aralarını açmak için kasıtlı olarak düzenlendiği veya olmadığı halde var olduğunun iddia edildiği olasılığı daha da kuvvet kazanmaktaydı.
Bu konu İtilaf Devletlerinin kendi aralarında bile öylesine konu oldu ki, böyle bir anlaşmanın doğruluk derecesi sürekli merak konusu oldu. İstanbul’da bulunan Amerikan ve Fransız yüksek askeri yetkilileri Aralık 1919′da bahsi geçen anlaşmanın özetini ele geçirdiler. Belge, Fransız gazetesi Eclair’in 11 Şubat 1920 tarihli sayısında yayınlandı. 
Anlaşmayla ilgili haberler Dışişleri Bakanlığı’nı karıştırınca, Ocak ayının son günleri derinlemesine soruşturmalarla geçirildi. Soruşturmaların sonucunda, imzalandığı söylenen bu anlaşmaya imza koyan İngilizlerin kim olduklarına dair tek satır bilgi bile yer almadığının yanı sıra, böyle bir anlaşma için kimse tarafından hiçbir şekilde yetki verilmemiş olduğu da ortaya çıktı. Dışişleri Bakanlığı, belgenin İngiltere ile Fransa’nın arasını açmak gayesiyle gündeme getirilmiş bir sahtekarlık ürününden başka bir şey olmadığını belirtti. 
İngiltere’nin, Türklerin İstanbul’dan çıkarılması konusunda Fransızları ikna ettiği bir döneme denk gelen bu gizli Türk-İngiliz anlaşması iddiaları, konunun kimler tarafından ne amaçla gündeme getirilmiş olabileceği konusunda akıllarda hep soru işareti bırakmıştır.. (Paul Helmreich, “Sevr Entrikaları”)
Sadrazam Damat Ferid Paşa böyle bir anlaşmadan cesaret alarak olmuş olacak ki, hemen ertesi gün, 13 Eylül 1919 sabahı tekrar İngiliz mümessilliğine giderek, “Kuva-yı Milliyecileri ezmek için bir Osmanlı kuvvetinin gönderilmesi konusunda izinlerini istedi veya önemli bazı noktaları işgal etmek için müttefik kuvvetinin sevk edilmesini” teklif etti. (Gotthard Jaeschke, “Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri”, c.I, s.63)

Damat Ferid Paşa bu görüşmeyi, Amiral Calthorpe’un yerine 11 Eylül’de İngiliz Yüksek Komiseri olarak göreve başlayan Amiral J. De Robeck (üstte) ile yaptı. 
Ertesi günü Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi Heyeti adına “Damat Ferit Paşa’nın ihanetlerini” anlatan bir yazıyı Anadolu’nun tüm vilayetlerine gönderdi. 
(Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, s.82, belge 1787)
De Robeck, göreve başladıktan bir hafta sonra Lord Curzon’a gönderdiği ilk raporlarından birinde, “İttihatçıların evladı olan Mustafa Kemal ile müzakere ümitsizdir. Hükumet ve İtilaf Devletleri kuvvetsizdir. Mustafa Kemal’in hareketi Anadolu’da bağımsız bir cumhuriyete doğru gelişiyor,” diyecektir. 
(G.Jaeschke, a.g.e. ,s.64-65) 



Leave a reply:

Your email address will not be published.