578 ) VATAN CEPHESİ !..

          




1957 seçimlerinden sonra DP, tüm basın ve muhalefete karşı neredeyse savaş ilan etti. Muhalefet yapan gazeteler kapatılıyor, sayısız basın davası açılıyordu. Her önemli olaya yayın yasağı konuluyor, yasaklama kararları kasten baskılara çok yakın bir saatte gazetelere bildiriliyordu. O günkü teknikle gazeteyi hemen değiştirmek mümkün olmadığından sayfadaki haberler kazınıyor ve beyaz sütunlarla yayınlanmak zorunda kalınıyordu..
İşte tam o günlerde Türk siyasi hayatında önemli bir gelişme oldu. Muhalefet partileri arasında ciddi bir toparlanma girişimi görüldü. 16 Ekim 1958′de Türkiye Köylü Partisi ile Cumhuriyetçi Millet Partisi birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) kuruldu..
Aradan bir ay geçti, bu defa Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu’nun lideri olduğu Hürriyet Partisi, CHP’ye katıldı. Muhalefet, böylece saflarını sıklaştırınca, Menderes karşı hücuma geçti ve Manisa’da yaptığı konuşmada “kin ve husumet cephesi” olarak nitelendirdiği bu birleşmelere karşı “Vatan Cephesi”nin kurulmasını istedi..



Gerçekten de Vatan Cephesi kuruldu ve bu cepheye katılanların adlarının radyodan yayınlanması kararlaştırıldı. 1 Ekim 1958′den itibaren de radyodan “Vatan Cephesi’ne katılanların listeleri” yayınlanmaya başlandı. Vatan Cephesi yayınlarının birinci derecede tanığı olan spiker Jülide Gülizar bakın o günleri kendine özgü üslubuyla nasıl anlatıyor :

Bayar-Menderes ikilisinin şahane buluşları olan bir garip yayın Türkiye radyolarından ilk kez 1 Ekim 1958 günü yapıldı. O günkü 19.00 haber bülteninde ‘Vatan Cephesi’ kurulduğu, ülkenin iyiliğini, esenliğe çıkmasını isteyenlerin bu cepheye katılmaya başladıkları duyuruldu. Bu ilk yayını, her 19.00 bülteninde Vatan Cephesi’ne katılan vatanseverlerin (!) adlarının okunması izledi. Türkiye’yi kurtarmak için Vatan Cephesi’ne koşanlar öylesine hızlı ve öylesine büyük artış gösterdi ki, yalnızca akşam bültenlerine sığmaz oldu. Yöneticiler, bu adları öğle saatlerine de aktarmak zorunda kaldılar.
“Önceleri makul sayılabilecek ölçülerde verilen listeler giderek kabarmaya başladı. Kimler yoktu ki bu çarşaf çarşaf okuduğumuz listelerde. Günün ünlü iş adamları, toplumun yakından tanıdığı bazı kişiler, sanatçılar, aydınlar ve sade yurttaşlar.. Hemen her kuruluşta bir Vatan Cephesi Ocağı açılıyor, elimize verilen uzun listelere bakılırsa insanlar, bu cephenin kapısında, uzun upuzun kuyruklar oluşturuyordu.
“Bizler bile başlangıçta okuduğumuz listelerin doğru olduğuna inanıyorduk. Ama işin çığırından çıktığının, listelerin alabildiğine sulandırıldığının ve kantarın topuzunun hepten kaçtığının anlaşılması uzun sürmedi.Çünkü okuduğumuz listelerde olmadık adların, 8-10 yaşında çocukların, bebeklerin, ölmüşlerin hatta kedi köpeklerin bulunduğu ortaya çıktı !.. İlk zamanlar okuduğumuz bazı adların, Vatan Cephesi’ne katıldıklarına ilişkin haberleri gazeteler ve radyolara yazdıkları mektuplarla yalanladıkları olurdu. Elbette biz bu yalanlamaları radyodan duyuramazdık. Ama iş vıcık vıcık duruma geldikten sonra, anadan doğma atadan görme CHP’li olduğu için Vatan Cephesi’ne girmeyeceklerini bildirenler bile ipin ucunu bıraktılar. Gazeteler Vatan Cephesi’nin kısa adı olarak kullandıkları VC’yi kısa süre sonra sonra WC’ye çevirerek, alaya aldılar..
“Radyodaki Vatan Cephesi yayınları ciddiyetten o kadar uzaklaşmıştı ki, ‘Radyodan adını duysun da sevinsin garipler’ esprisi içinde başladık biz spikerler de aklımıza gelen her adı okuduğumuz listelere eklemeye.. Hemen hepimiz nöbete gelmek üzere evden çıkarken konu komşuya, karşı apartmandakilere, ‘Bugün VC’de sizin de adınızı okuyacağız, dinleyin’ gibisinden bir şeyler söylüyor, cepheye katkıda bulunuyorduk. Bu katkımız radyo yönetiminden hiçbir tepki görmüyordu. Bir Allah’ın kulu çıkıp da ‘Nedir bu sizin yaptığınız ?’ diye sormuyordu. Ağızdan ağza dolaşan esprilerde ve bazı gazete haberlerinde Türkiye’nin 35 milyon olan nüfusunun VC sayesinde 70 milyona çıktığı anlatılıyordu !..”



Ancak bu eleştiriler ve alaya almalar iktidarın umurunda değildi. Bütçe komisyonunda radyonun Vatan Cephesi yayınlarını eleştirenlere karşı Basın Yayın Bakanı Server Somuncuoğlu’nun verdiği cevap ilginçtir :

“Vatan Cephesi neşriyatı bir memleket meselesidir. Milli tesanüdü (dayanışmayı) ve devlet otoritesini yok etmeyi ve iktidara karşı, milletin itimadını sarsmayı hedef tutan muhalefetin ve bazı basın mensuplarının sözleri karşısında memleketin huzur ve emniyetine inandıklarını beyan edenlerin isimlerini radyodan vermeyi, hükumet milli tesanüdü siyanet eden (koruyan) bir amme hizmeti saymaktadır..”

Vatan Cephesi’ne katılanların listelerinin okunması uygulamasına 1 Ekim 1958’de başlandı ve 26 Ocak 1960′a kadar bu listeler haber bültenleri içinde yayınlandı. Bu tarihten sonra Ankara Radyosu’nda her gün saat 14.00′te yayınlanan “Yurdun Dört Köşesinden” haber programında okunması öngörüldü. Önceleri 10 dakika süren program 16 Mart 1960′dan itibaren 30 dakikaya çıkarıldı. Gün geçtikçe süresi uzatıldı..
Her güm yayınlanan bu programda, adının hakkını vermek için olacak, önce sade suya tirit haberler veriliyor, sonra da filan tesisin açıldığı, falan tesisin temelinin atıldığı, şu köye su, bu köye elektrik götürüldüğü anlatılıyor, ardından da çarşaf çarşaf Vatan Cephesi listeleri okunuyordu. Radyo yönetimi, bu uygulamayla hem Vatan Cephesi listelerini haber bülteninden çıkarıp sözüm ona dinleyenlerin gönlünü ediyor, hem de az dinlenen bir saat de olsa, Vatan Cephesi listelerini daha geniş biçimde yayınlamış oluyordu. Akıllarınca ne şiş yanıyordu, ne de kebap !..



CHP Genel Başkanı İsmet İnönü de aynı tarihlerde düzenlediği basın toplantısında yayınlara ilişkin bir soruya verdiği cevapta özetle şöyle diyordu :
   
“İktidar, demokratik rejimi yerleştirmek için güç birliği şeklinde çalışmalarını birleştiren idealistlere karşı Vatan Cephesi adı altında yeni bir faaliyete geçmiştir. Bu faaliyetin kanun ve insaf dışı olan mahiyeti şuradadır : Devlet müessesi olan radyo, bütün vatandaşlara karşı eşit sorumlulukları olan devlet memurları, iktidar partisinin hususi ve şahsi faaliyetleri olan Vatan Cephesi teşkilatında faal bir surette kullanılmıştır. İktidarın bu tasarrufu bütün manasıyla kanun dışındadır..”

İnönü, bir süre sonra ziyaret ettiği Uşak’ta da aynı konuya değinerek şöyle diyordu :

“Siyasi huzur meselesi daha da ıstırap vericidir. Tasavvur ediniz ki, Ramazan Bayramının ilk günü tan yeri ağarırken vatandaşlar devlet radyosundan Vatan Cephesi propagandasının davullu zurnalı haberlerini dinlemişlerdir. Bu vatanın evlatları, kendi vergileriyle yaşayan radyonun, bütün vatandaşlara eşit gözle bakan bir hitabını ne zaman işiteceklerdir ?..”   

   

Leave a reply:

Your email address will not be published.