57) FIRSATLAR ÜLKESİ OSMANLI !..

   Osmanlı tarihi hiçbir tarihte rastlanmayan garip olaylarla dolu… Her olay da adeta birer macera romanı gibi.. Bunlardan biri de 3.Ahmed’in vezir-i azamı Hoca İbrahim Paşa ile ilgili …
   Osmanlı’da liyakat sistemi geçerli olmuş uzun yıllar boyunca.. Birçok devşirme genç arasından yetenekleri ve becerisiyle üst kademelere çıkan çok kişi var. Aşçıbaşılıktan, cellatlıktan hatta kölelikten gelip de vezir-i azam olanlar var.. Ama bazen yetenek ve beceri dışında bir şey daha gerekiyor : Şans …
   Serez doğumlu olan İbrahim, donanmada hocalık etmiş ve “Hoca” lakabını bu şekilde almış. Sonra sarayda cellatlık yapmış, Cezayir’e kaçıp çımacılık yapmış.. Bir süre sonra tekrar gelmiş İstanbul’a.. K ayıkçılıkla, ufaktan ufaktan balıkçılığa girişmiş..
   Bir gün 3. Ahmed, kılık değiştirmiş dolaşırken, bir rastlantı, Hoca İbrahim’in kayığına binmiş. Pek de hoşlanmış Hoca’nın muhabbetinden.. “Sen” demiş, “benim özel adamım olur musun ?” ..Hoca da, “Emredersiniz sultanım” demiş, “elbette olurum” .. Padişah, “Öyleyse dinle !” demiş, “gizlice Girit’e gideceksin, orada vali bulunan Kalaylıkoz Ahmed Paşa’ya, kendisini vezir-i azam tayin ettiğimi bildiren hatt-ı humayunumu vereceksin..”
   Yıl 1703… Bizim Hoca İbrahim Ağa, tüccar kılığına girerek bir gemiye kereste yüklemiş ve doğru tutmuş Girit’in yolunu.. Ve Girit valisi Kalaylıkoz Paşa’yı aynı gemiyle İstanbul’a getirip Küçük Çekmece’ye çıkartmış..
   Hoca’ya bu başarısına karşılık önce kalyon kaptanlığı verilmiş ; sonra kaptan-ı derya olmuş ve nihayet 1713 yılının 4 Nisan günü vezir-i azamlığa getiriliyor…
   Kokuşmuş gemici fesine sarılı burma sarığı çıkartılıp başına vezir kavuğu konulduğunda odaya yayılan pis koku, amber tütsüsü ile ancak dağıtılabilmiş !..
   3.Ahmed’in böyle serüvenci eski bir balıkçıyı vezir-i azam yapması çevresindekileri epey şaşırtmış.. Aralarında, “canım bu kadar da olur mu ?” gibisinden fısıldaşmışlar.. Eski hoca, cellat, çımacı, kayıkçı, balıkçı, kaptan, kaptan-ı derya ve çiçeği burnunda vezir-i azam Hoca İbrahim Paşa’nın değişik huyları olduğu hemen çıkmış ortaya.. Kalabalık yollarda kadınlara laf atmak gibi.. Aynı zamanda sevmediklerini, suikast düzenleyerek ortadan kaldırmaya da meraklıymış !..
   Önce padişahın damadı Silahtar Ali Paşa’yı, kendisine bağlı kayıkçılara öldürtmeye kalkışmış, işi denk getirememiş !.. Ali Paşa suikastı haber almış, daha dikkatli davranır olmuş..
   Bunun üstüne bizim Hoca İbrahim Paşa, Ali Paşa’yı zehirlemek için bir ziyafet ayarlıyor. Ziyafete elçileriyle birlikte İsveç Kralı 12. Şarl’ı, Kırım Hanı Kaplan Giray’ı, reis-ül küttap (dönemin dışişleri bakanı) Abdülkerim Bey’i ve tabii Ali Paşa’yı çağırıyor..
   Damat Ali Paşa, ne olur olmaz diyerek gitmemiş ziyafete.. Ayrıca kuşkusunu padişaha bir mektupla yazmış : “Şu herifi getirüp devleti kayırır deyu, vezir-i azam eyledin ; devlet nabzından bihaber.. Bana da sana da kasdı mukarrer ve yarın bütün ayan-ı devleti ve İsveç Kralını ve balyosları ziyafet ve meşveret bahanesiyle Edirne’ye davet edip beni ve İsveç Kralını öldürecektir. Öleceksem, beni sen öldür. gitmem…”
   Padişaha sığınmış olan İsveç Kralı da bir hastalık bahane ederek gitmemiş ziyafete…
   Padişah 3. Ahmed çağırmış taze vezir-i azamı : “Düşman ahvali ne oldu ? ” diye sormuş. Hoca İbrahim Paşa da, ” Yeniçeri ocağını kendime uydurdum, yeniçeri ağası ile de etle tırnak gibiyiz” demiş.. Padişah fena halde kuşkulanmış bu sözlerden.. Hemen mühr-ü humayunu aldırmış Hoca İbrahim Paşa’dan. Ve bir cellat gönderilmiş eski vezir-i azama ; Haseki Kara Mustafa..
   Kara Mustafa boğmuş vezir-i azamı ve kemendi boynuna geçirirken de şöyle demiş : “Nimet kadir bilmez hain.. Bir murdar kayıkçı iken seni bu surete getiren sultana suikast eyledin kafir !.” Sonra başına birkaç yumruk vurup sersemlettikten sonra kemendi çekivermiş.. Cesedini de Tunca Nehri kıyısına gömmüş..
   Tarih : 27 Nisan 1713.. Sadareti yirmi bir gün sürebilmiş !..

   Tarihi genellikle bir tiyatro sahnesine benzetirler. Aktörlerinin, aktrislerinin, figüranlarının, sonunun ne olduğunu kendilerinin de bilmedikleri bir oyunu oynadıktan sonra kaybolup gittikleri bir tiyatro sahnesine…  

Leave a reply:

Your email address will not be published.