565 ) GİYOTİN VE BASTİLLE HAKKINDA İLGİNÇ NOTLAR…

George Bernard Shaw, “Varlıklı sınıfları gördükçe giyotinin varlığını daha iyi anlıyorum” demiş bir zamanlar..  
Kafa kesmek.. Tarihin ilk zamanlarından beri süregelen bir ceza yöntemi.. Kılıçla, balta ile vd.. Tıbbi açıdan, koparılan bir kafanın bilincinin, en iyi tahminle, 5-13 saniye arasında tahmin ediliyor !..  Bu kanlı ceza biçimine  daha bir “teknik” görüntü katan alet ise : GİYOTİN..

 

Giyotin, İngiltere’de Yorkshire bölgesinin Halifax şehrinde icat edilmiştir. Yukarıda resmi görülen Halifax Darağacı (Halifax Gibbet) , yaklaşık 4,5 metre uzunluğundaki iki dikey destekten oluşuyordu ; bu desteklerin arasında da bir ip ve makarayla kontrol edilen, kurşun kaplama bir çapraz kirişe yerleştirilmiş demir bir balta asılıydı. Resmi kayıtlara göre, 1286 ile 1650 yılları arasında bu aletle en az 53 kişi idam edildi..
Halifax Ortaçağ’da geçimini kumaş ticaretinden sağlıyordu. Çok büyük miktarlarda pahalı kumaş, kuruması için imalathanelerin dışarısında bırakılıyordu. Hırsızlık çok ciddi bir sorundu ve şehirdeki tüccarların hırsızları caydıracak etkili bir şeye ihtiyaçları vardı.

  

Fransızlar, bunlardan ve daha sonra bunun İskoçya’daki bir benzeri olan “Maiden” (yukarıda solda) adlı aletlerden esinlenip kendi isimlerini ortaya atmış olabilirler. 
Dr. Joseph Ignace Guillotin (yukarıda sağda) insancıl, yumuşak huylu bir doktordu ve halkın huzurundaki infazlardan hoşlanmıyordu. Guillotin 1789′da, Fransız ceza sistemini ıslah etmek ve onu daha insancıl bir hale getirmek için Ulusal Meclis’e iddialı bir plan sundu. Kir pas içinde asılan fakirler ile görece daha temiz biçimde idam edilen zenginler arasında ayrım yapmayan, standartlaştırılmış ve mekanik bir idam yöntemi önerdi. 
Guillotin’in önerileri biri dışında tereddütsüz reddedildi: Etkili bir öldürme makinesi kavramı.. Guillotin’in önerisi Cerrahlar Akademisi Sekreteri Dr. Antoine Louis (aşağıda solda) tarafından geliştirildi. 1792′de, bildiğimiz, çapraz bıçak ağzıyla çalışan ilk aygıtı yapan, Guillotin değil, Louis idi. Hatta onu geliştiren kişiye istinaden, kısaca “Louison” ya da “Louisette” (aşağıda sağda) diye adlandırıldı.

      

Ama her nasılsa, Guillotin‘in adı bu aletle anılır oldu ve ailesinin tüm çabalarına rağmen bu isim öyle kaldı. Yaygın söylencenin aksine Guillotin, adını verdiği alet tarafından öldürülmedi, o, 1814′de omzundaki bir çıban yüzünden öldü !..

Giyotin ilk “demokratik” idam yöntemi oldu ve tüm Fransa’da benimsendi. Tarihçiler giyotinin ilk on yılında 15.000 kişinin idam edildiğini tahmin ediyor. Bu aletle yalnızca Nazi Almanya’sı daha fazla kişi idam etti : 1938 ile 1945 yılları arasında 40.000 kişinin giyotinle idam edildiği tahmin ediliyor..
Giyotinle idam edilen son Fransız, Hamida Djandoubi adında Tunuslu bir göçmendi ve 1977′de bir genç kıza tecavüz edip öldürmekten suçlu bulunmuştu. 
Fransa’da idam cezası 1981 yılında kesin olarak kaldırıldı..   

  

Fransız İhtilali hakkındaki görsel malzemelerde, Bastille Hapishanesi ile ilgili olarak genellikle yukarıdaki tarzda örneklere rastlarız.. Peki, şimdi siz bu örneğe şöyle bir bakıp ta, “Bastille’in zapt edilmesinden sonra kaç mahkum serbest kaldı ?” sorusuna nasıl bir yanıt verirdiniz ?.. Yorulmayın, yanıtı hemen verelim : 7 !.. Evet, yazıyla da tekrarlayalım : YEDİ !..

Bastille 14 Temmuz 1789′da zapt edildi. Bundan kısa bir süre sonra, mahkumları iskeletlerin yanında bitkin bir biçimde zincire vurulmuş yatarken gösteren tüyler ürpertici gravürler Paris sokaklarında satışa sunuldu ; o zamandan bu yana Bastille’deki koşulların halkta uyandırdığı izlenimi işte bu gravürler oluşturdu.. 
13. yüzyılda kale olarak kullanılan Bastille, yüzyıllardır bir hapishaneydi. XVI. Louis zamanında, kralın ya da bakanların talimatları üzerine, komplo ya da yönetimi devirme girişimi gibi suçlardan tutuklananlara ev sahipliği yaptı. Burada kalan tanınmış eski mahkumlar arasında Voltaire de vardı ve “Oedipe” adlı eserini 1718′de burada yazmıştı..

14 Temmuz 1789 günü orada bulunan yedi mahkum şunlardı : Dört kalpazan, “cinsel bir suçtan” içeride bulunan Solanges Kontu, ve iki akıl hastası.. Bunlardan biri Major Whyte adlı bir İngiliz ya da İrlandalı idi, diğeri ise kendini Julius Caesar zanneden, beline kadar sakallı bir adamdı..
Bastille’e gerçekleştirilen saldırı sırasında 100 kişi öldü ; ölenler arasında vali de vardı ve valinin kafası bir mızrağın üzerinde Paris sokaklarında dolaştırıldı..
Hapishanenin muhafız birliği, askere alınmayıp çürüğe çıkarılan kişilerden oluşan bir gruptu ve hapishane koşulları birçok mahkum için oldukça rahattı..
Ressam Jean Fragonard’ın 1785′teki bir ziyaret gününü tasvir eden resmi ; avluda mahkumlarla (ki bunlara cömert bir harçlık, bolca tütün ve alkol ile evcil hayvan besleme izni veriliyordu) dolaşan şık kadınları gösteriyordu (aşağıda)… 

1759′dan 1760′a kadar burada hapis yatan Jean François Marmontel şunları yazıyordu : “Şarap mükemmel değildi ama idare ederdi. Tatlı yoktu : Bir şeylerden mahrum kalmanız kaçınılmazdı. Bir bütün olarak baktığımda hapistekilerin burada çok iyi ağırlandığını söyleyebilirim.”

Bastille’in zapt edildiği gün için XVI. Louis’nin günlüğünde şu satırlar okunuyordu : “Rien” (hiçbir şey) .. 
Kral, o gün avladığı hayvan sayısından bahsediyordu !..

    

KAYNAK : JOHN LLOYD – JOHN MITCHINSON, “Cahillikler Kitabı”



Leave a reply:

Your email address will not be published.