538 ) TÜTÜN !..

Mısır’ın ünlü mumyası, İÖ 1300 yılından kalma İkinci Ramses 1979’da Paris’te bilim insanlarınca incelendiğinde, birçok bitkiyle doldurulmuş bağırsaklarında kıyılmış tütün yaprakları da bulundu. Eski Mısır’da tütün içilmediği bilinse de, bu buluş tütün bitkisinin varlığını kanıtlıyordu. Ama tütünü ilk tüttürenler Kızılderililer idi ve beyazların ilk kez Amerika’da karşılaştıkları koka gibi, törensellik atfettikleri bu bitkinin esiri olmuş değillerdi..
   1492 yılı Kasım ayında Küba’ya yaklaşan Kristof Kolomb’un gemisinde Rodrigo de Jerez (yukarıda) adlı bir İspanyol Yahudisi de vardı. Yahudilerin İspanya’dan sürgün edildiği bu yılda Rodrigo gemiye İbranice, Arapça ve Keldanice bildiği için alınmıştı, çünkü (Hindistan sanılan) ada halkından bu kadim dillerden hiç olmazsa birini bilenin çıkacağı umuluyordu. Jerez yurduna döndüğünde ağzından burnundan dumanlar çıkıyordu !. İlk tütün tiryakisi beyaz adam, içine şeytan girdiği suçlamasıyla hapsedildi ve tütün tanınana kadar hapiste kaldı.
Tütün bilimsel adıyla Nicotiana tabacum‘un “tabacum” kısmını Orta Amerika Tabago Adası ya da Yucatan’ın tütün bölgeleri Tabaco ve Tabasco’dan almıştır. “nicotiana” ise Fransa’nın Portekiz elçisi Jean Nicot’nun (aşağıda) adından gelir ; tütünü 1560’lı yıllarda Fransa’ya getiren odur..  
Tütün önce süs bitkisi olarak bahçelere ekildi, sonra öksürük, astım, baş ağrısı, kusma, aybaşı ağrılarına iyi geldiği iddia edildi. Doktorlar tütün yetiştiriyordu, hatta Vatikan’ın bahçesine bile ekilmişti !..

1586’da Virginia kolonisinde bir buçuk yıl yaşam mücadelesi veren göçmenler pes edip İngiltere’ye döndüler. “Fena halde kokan buhardan başka bir şey olmayan tütün dumanını eğlence ve sağlıklarını sürdürebilmek için büyük bir şevkle çeken, ağız ve burunlarından tekrar dışarı üfleyen” göçmenler tütünü hızla yaydılar. Ama tütün pahalıydı. Pipoyla içiliyor ve “tabagieen” denilen bir tür birahanede pipolar elden ele dolaşıyordu. Ceviz kabuğunu oyup kamış takanlar da vardı, gümüşten pipo yaptıranlar da.. Zengin gençler için pipo içmek, dans etmek, ata binmek, kağıt oynamak gibi bilinmesi gereken meziyetlerden biri olmuştu. Tütün içmesi öğreniliyor, dumanından halkalar yapıp savruluyordu..
   Tütünün paraları havaya savurmak olduğu tartışması başladı. 1605 yılında Oxford Üniversitesi’nde kralın da katıldığı felsefi bir toplantı düzenlendi. Kral I. James kendisi de söz aldı ve tütünün medeni ülkelerde bulunmadığını, barbarlara özgü olduğunu savundu. Üniversite profesörlerinden Doktor Cheynell ise ağzında piposuyla kürsüye çıkarak, kahkahalar arasında tütünün yararlarını anlattı..
   1619’da tütün ekimi yasaklandı. Virginia’da altın bulamayıp tütün yetiştirmeye başlayan göçmenler, kralın İspanyollarla işbirliği yaptığını düşünmeye başlıyor, tütün taşıyan İspanyol gemileri yağmalanıp ganimet İngiltere’de satılıyordu. 1625’de yeni kral I. Charles ithal tütünden vergi alma yolunu seçti. 1643 yılında ise tütün tekeli ihaleye çıkarılarak ekimi serbest bırakıldı ve vergiler artırıldı..
   Tütün İtalya’ya 1615’de girdi ve Venedik’te 1622’de olmak üzere, şehir devletlerinde vergiye bağlandı. Otuz Yıl Savaşları tütünün yayılmasında büyük etken oldu. Örneğin İsveçliler tütünü 1630’da savaşa girerek öğrendiler…
   Fakat savaştan sonra yasak dönemi geldi. Alman şehirlerinin çoğunda tütün yasaklandı. Eczane dışında satışına ve serbestçe kullanılmasına cezalar getirildi. Yasak 1634’de Rusya’ya girdi ; tütün içenlerin burnu yarılıyor, kırbaçlanıyorlar, mallarına el konuyordu..
   Tütünü Osmanlı topraklarına Cenevizli tüccarlar getirdi. Kısa sürede herkes çubuk sahibi oldu. Tütün düşmanı Dördüncü Murad’ın İran seferiyle tütün bu ülkeye de girdi. Şah da tütün içmenin cezasını idam olarak belirledi..

     

   İtalya’da tütünün günah olup olmadığı tartışıldı. Papazlar kürsüde tütün içiyorlar, ayin boyunca cemaat aksırıp tıksırıyordu. 1642’de Papalık tütün içmeyi yasakladı. Fakat bu yasağın, bu konuda soru soran Seville kiliseleri için olduğu söylendi. 1650’de ikinci yasak kararı geldi ; bunun da St. Pierre Kilisesi için getirilmiş olduğu savunuldu. İtalya’da günah ve yasak tartışmaları 1655’de tütün tekeli şarap tekeli ile birlikte ihaleye çıkarılana kadar devam etti. 
  Tütün tekellerinin kurulmasıyla yasaklar kalkmaya başladı. Büyük Petro İngiltere’de tütüne alışmıştı ; din adamlarının günah kararına karşı zevkle tütün içiyordu ; 1698’de İngiltere ile tütün anlaşması yaptı ve tekel hakkını Mençikov’a verdi. 
   Alman devletleri dışında, tütün artık serbestti..

   Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, 1687 yılında hazine sıkıntı içinde olduğundan içki emanetinin yeniden kurulduğunu, meyhanelerin açıldığını ve tütüne de izin çıkarılarak gümrük konduğunu yazar.. Tütüncülerin esnaf loncası halinde örgütlenmesi de 1725 yılında olmuştur. Bu dönemde yeni bir moda başladı. Soylular artık pipo içmiyor, enfiye çekiyorlardı. Dumanı başkasının yüzüne gözüne üflemek artık ayıp olmuştu. Osmanlı üst sınıfları da enfiyeye başlamıştı. Yolda birbirine rastlayan tiryakiler hemen enfiye kutularını çıkarıp ikram ediyorlar, buna da “kaldırım sohbeti” deniyordu. Esrarı kabaktan içmeye alışkın Ortadoğulular ise bu yöntemi geliştirerek nargile içmeye başlamışlardı…


   1853 Kırım Savaşı sigaranın yayılmasında en büyük etken oldu. Sigara İspanya’ya Brezilya’dan gelmiş, 1844’de Fransa’da üretimi başlamıştı. Kırım’da İngiltere, Fransa, Osmanlı orduları ilk kez bu çapta sigara tüketilen bir ortam yarattılar. Savaştan sonra sigara alışkanlığı yayıldı ve birçok devlet puroyla rekabet edebilmek için iyi tütün ve sigara kağıdı kullanımına özen göstermeye başladı. Birinci Dünya Savaşı başladığında sigara birincil asker ihtiyaçları arasına girmişti..

KUDRET EMİROĞLU’nun “Gündelik Hayatımızın Tarihi” adlı kitabından derlenmiştir..


Leave a reply:

Your email address will not be published.