529 ) DARBE !..

    

CHP lideri Ecevit İstanbul’da, 6 Eylül 1980′de, Petrol-İş Sendikası genel kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşmasında şöyle diyordu : 
“Türkiye’de sanki bir maç oynanıyor. Bu maçta sahada siyasal partiler ve siyaset adamları vardır. Toplumun büyük kesimi ise tribünlerde seyirci durumundadır. Sahada oynanan kavgalı, dövüşlü, tatsız tuzsuz sıkıcı ve sabır taşırıcı bir maçtır. Bu maçı izlemekten usananlar artık zaman zaman zaman tuttukları takımlara bile kızar olmuşlardır. 
“Ortada bir yanlışlık var. Bu yanlışlık nerede ?..
“Yanlışlık sahada aranıyor, takımlarda aranıyor, kaptanlarda aranıyor, kurallarda aranıyor.. Bence asıl yanlışlığı daha derin bir yerde aramak lazımdır. 
“Sonunda korkarım ki biri çıkar, düdüğü çalar, ‘Oyun bitti, herkes evine’ der ve bir anlamsız oyuna dönüşen demokrasi de böylece sona erer..”

11 Eylül Perşembe günü Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı Vekili İhsan Sabri Çağlayangil ile haftalık görüşmesini yapacaktı. Başbakan Demirel’in kulağı tetikteydi. Hava ve Deniz Kuvvetlerinde “kırmızı alarm” verildiği söylentisi yaygınlaşıyordu. Saat 16:30’da yanına çağırdığı Milli Savunma Bakanı Birincioğlu ve İçişleri Bakanı Orhan Eren, “anormal bir durum” görmemişlerdi.. Demirel, Çağlayangil’i arayarak, “Değişik bir hava var çevrede, Genelkurmay Başkanını yoklayın bakalım, ne çıkacak” dedi. Çağlayangil’in yöneticilik yaşamının Emniyet Genel Müdürlüğü’nde başladığını bildiği için, “Bir polis gibi koklayın havayı” diye şaka yollu bir de eklenti yaptı..
Çağlayangil, 18:00’de Demirel’i aradı. “Bir hava alamadım, Genelkurmay Başkanı ‘normaldi’.” dedi. 
Yıllar sonra Ali Baransel’e 12 Eylül duygularını şöyle açıklayacaktı Çağlayangil :
“11 Eylül 1980 günü sabahtan gece yarısına kadar Cumhurbaşkanı Vekili olarak beni koruyan asker ve sivil yetkililer, 12 Eylül sabaha karşı, alacakaranlıkta ellerinde ağır makineli tüfeklerle evimi abluka altına almışlardı..”  
12 Eylül sabahı Kenan Evren Çağlayangil’i aramış ve : “Dün sordunuz size söyleyemedim,” diyerek bir çeşit özür dilemişti !..

      

O gece, Türkiye saatiyle 03:30’da ABD Milli Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze, evinden Beyaz Saray’da “Situation Room”u aradı. Pentagon’un, Dışişleri’nin, CIA’in ve başkanın öğrenmesi gereken, ABD için çok önemli gelişmelerin bildirildiği bu telefonu açan kişi hemen söze girdi : “Paul, your boys have done it” (“Paul, senin çocuklar işi bitirdi”). Görevli, bu haberin Ankara’daki Amerikan Yardım Heyeti JUSMATT’a T.C. Genelkurmay Başkanlığı tarafından resmen bildirildiğini de belirtti. Henze’nin yanıtı kısaydı : “Öyle mi ? Çok memnun oldum.” 
Yarım saat sonra, Kennedy Center’da “Fiddler On the Roof” (Damdaki Kemancı) müzikalini izlemekte olan ABD Başkanı Jimmy Carter’ın locasının dışındaki telefon çaldı. Hattaki kişi ABD Dışişleri Bakanı Edward Muskie idi. Muskie’nin, “Türk ordusunun komuta heyeti yönetime el koydu. Kuşku veya kaygıya gerek yok. Müdahale etmesi gerekenler müdahale etti.” sözleri üzerine, Başkan Carter rahatladı. Ortadoğu’da Türkiye dışındaki ikinci önemli müttefiki İran’ı kaybeden ABD, artık NATO’nun güneydoğu kanadı için kaygılanmayacaktı. 1974 Kıbrıs Harekatı sonrası NATO’nun askeri kanadından çekilen Yunanistan’ın geri dönmesi için de engel kalmayacaktı. Nitekim öyle oldu, Kenan Evren dostu General Rogers’ı kırmadı (!) ve Türkiye herhangi bir karşılık almaksızın Yunanistan’ın NATO askeri kanadına geri dönmesi için yeşil ışık yaktı..

  

Sonra, 12 Eylül günü saat 05:00’de, parti liderlerine Kenan Evren imzalı birer zarf uzatıldı.. Sadece Türkeş’e ulaşamadılar.. Saptanan adreste yoktu..

“Yapılan bütün uyarılara rağmen, siyasi partilerin takındıkları uzlaşmaz tutum ve aşırı suçlara sempati gösterilmesi veya destek sağlanması ; anarşi, terör ve bölücülüğü büyük boyutlara ulaştırarak ülkemizi parçalanma noktasına getirmiştir. 
“TSK ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmak maksadıyla ; İç Hizmet Yasası’nın kendisine tevdi ettiği Cumhuriyeti koruma ve kollama yetkisine dayanarak Yüce Türk Milleti adına Ülke yönetimine el koymuştur. 
“Parlamento ve Hükumet feshedilmiş, siyasi faaliyetler durdurulmuştur. 
“Parlamento üyeliği sıfatınız kaldırılmıştır. Hiçbir konuda beyanat vermeye yetkiniz yoktur. 
“Can güvenliğiniz TSK’nin teminatı altındadır. Bu maksatla, emniyet içinde evinizden havaalanına götürülecek, oradan uçakla Hamzaköy/Gelibolu’ya gideceksiniz. Arzu ettiğiniz takdirde ailenizi de yanınızda götürebilirsiniz. Geçici bir süre ikamet edeceğiniz adres aşağıdadır. Bir saat içinde hazırlanıp, harekete hazır olduğunuzu güvenliğiniz için gelen subaya bildiriniz. 
“Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz.
“Bu talimat ile belirtilenler dışındaki her türlü tutum ve davranışınız suçtur.
“Rica ederim.
Kenan EVREN Orgeneral / Genelkurmay ve MGK Başkanı”

ACI  BİLANÇO :

1.7 milyon kişi fişlendi..
650 bin kişi gözaltına alındı..
210 bin dava açıldı..
230 bin kişi yargılandı..
7 bin kişi için idam cezası istendi..
517 kişiye idam cezası verildi.. 50 kişi idam edildi..
98 bin kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı..
30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı..
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı..
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti..
937 film yasaklandı..
24 bin derneğin faaliyeti durduruldu..
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi, onlara 3.300 yıl ceza verildi..
13 büyük gazete için 303 dava açıldı..
39 ton gazete ve dergi imha edildi..
300 tutuklu kuşkulu bir şekilde öldü..
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi..
43 kişinin intihar ettiği bildirildi..
3 gazeteci silahla öldürüldü..
300 gazeteci saldırıya uğradı..
14 kişi açlık grevinde öldü..  
95 kişi çatışmada öldü !..



    

CÜNEYT ARCAYÜREK, “11 Cumhurbaşkanı 11 Öykü ÇANKAYA”, 
EMİNE UŞAKLIGİL, “Benim Cumhuriyet’im” adlı kitaplardan derlenmiştir…

Leave a reply:

Your email address will not be published.