522 ) BÜYÜK SAVAŞ ÖNCESİNDE OSMANLI-ALMANYA-RUSYA İLİŞKİLERİ…

Kasım 1913′te Liman von Sanders (üstte) başkanlığında bir Alman askeri heyeti İstanbul’a gelmiş ve Türk ordusunun ıslahatına girişilmişti. Bu durum, Avrupa başkentlerinde, ama özellikle Petersburg’ta büyük ilgi konusu oldu ve kaygı uyandırdı. Türkiye’nin Almanya ile sıkı yakınlığı, bu yakınlığın daha da kuvvetleneceğini açık bir şekilde hissettirdi.
Rusya’nın İstanbul’daki Askeri Ataşesi Leontyev, heyetin gelişini, “Türkiye’nin felaket saatleri yaklaşıyor” şeklinde değerlendirirken, Karadağ Elçisi Almanya’nın emri altına girmesiyle Türkiye ile çatışmanın kaçınılmazlığını vurguladı. 
1914 Şubat’ında ise Enver Paşa’nın askeri danışmanlarından General von Bronsart’ın (Schellendorf) nezareti altında Türkiye’de seferberlik hazırlıkları için celp edilecek sınıfların listesi hazırlanmaya başladı..



Alman heyetinin Türkiye’ye gelişiyle ilgili görüşmeler 1913 yılının ilk aylarına dayanır. Ancak Almanya, Balkan Savaşı’nın bitmesini ve büyük devletlerin onayını almayı beklemişti. 1913 Baharında II.Wilhelm’in (üstte sağda) kızının Berlin’deki nikahına Rus Çarı II.Nikolay (üstte solda) ve Britanya Kralı V.George da (üstte ortada) katılmış ve Alman İmparatoru, bu durumu fırsat bilerek konuyu onlara açmıştı. Fakat II.Wilhelm, yeni gidecek olan Alman heyetinin, Osmanlı’da 1909-1912 arasında görev yapan von der Goltz heyetinin bir devamı olduğunu ifade ederek, heyetin geniş yetkilerini İngiliz Kralı ve Rus Çarından sakladı. Böylece, bu durumu makul karşılayan İngiliz ve Rusların onayı alınmış oldu..
Ancak von Sanders heyetine II.Wilhelm tarafından verilen görevler, Ruslar tarafından ortaya çıkarıldı. Rus Genelkurmayına gelen bir raporda bu görevler, şöyle ifade ediliyordu : 
1- Türkiye’nin Harbiye Nezareti’nin örgütlenme faaliyetlerinin yönlendirilmesi ve doğrudan kontrolü yoluyla Türk ordusunun Almanlaştırılması.
2- Türkiye’deki diğer büyük devletlerin politikalarının dikkatlice gözlemlenmesi ve sıkı kontrolü.
3- Rusya’nın saldırgan yöneliminin dengelenmesine hizmet edecek kadar Küçük Asya’daki Türk askeri gücünün desteklenmesi ve geliştirilmesi.
(Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi / RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 2870, yaprak 18)

Diğer taraftan von Sanders’in emrine 1 milyon Mark verilmiş ve harcama tasarrufu tamamen kendisine bırakılmıştı. Ayrıca imparator tarafından imzalanmış elli adet boş atama emri de von Sanders’in elindeydi. Gerekli gördüğü zamanlar, istediği kişileri istediği görev ve rütbelere getirebilecekti..

İstanbul ve Boğazlar’ın Rusya için önemi büyüktü. Rusya Dışişleri Bakanı S. D. Sazonov(üstte), II.Nikolay’a, “Boğazlar’a hakim olan sadece Karadeniz ve Akdeniz’in anahtarını eline geçirmeyecek, ayrıca Küçük Asya’ya yönelik harekatlar ve Balkanlar’da hegemonya için de anahtara sahip olacaktır” diye yazmıştı. Sazonov’un Çar’a gönderdiği başka bir mektupta da, Boğazlar’ın güçlü bir devletin elinde olması sonucunda Rusya’nın güneyinin ekonomik kalkınmasının tamamen o devlete bağlı olacağı ifade edilmişti. Sazonov, ayrıca Berlin’deki Rusya Elçisi Sberbeyev’e gönderdiği telgrafta, von Sanders heyetinin yetkileriyle ilgili Almanlar tarafından bilgilendirilmemelerinden yakınır ve İstanbul’daki Türk ordularının Alman generale tabi olmalarının Rusya için büyük bir tehlike yarattığını belirtmişti. Bu çerçevede Alman hükumetiyle görüşmesi emredilen Rus Elçisi, Alman yetkililerle yaptığı görüşmelerin sonunda, Rusya’nın endişelerinin temelsiz olduğunu ve Berlin’in Türkiye’nin isteklerini reddetme imkanı olmadığını bildirdi..
Diğer taraftan Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Freiherr von Wangenheim da Rus askeri yetkilisini yatıştırmaya çalıştı. Alman elçiye göre, General von Sanders’in İstanbul’daki Türk ordularını komuta etmesi Rusları endişelendirmemeli idi. Alman Elçisi, yakında von Sanders’in yetkilerinin sınırlanacağına kefil oldu ve sözlerini şöyle tamamladı : “Hemfikir olursunuz ki, bir general büyük Rusya için tehlike arz etmeyecektir..”  (RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 7415, yaprak 57) 

Rusya, kaygılanmakta kendi açısından haklıdır. 1913 Kasım ayından itibaren İstanbul’dan Petersburg’a yollanan Rus askeri istihbarat raporlarında, Türk filosunun Rus Karadeniz filosuna üstün olduğu, Boğazlar’a yapılacak bir saldırı için harcanacak güç ve insan kaybının yetersiz kalacağı ve Türkiye ile savaştan kaçınılması gerektiği ifade edilmekte idi.. Kısacası Rusya, daha Türkiye ile savaşa hazır değildi. Acil olarak Karadeniz’de Rusya’nın savaş gücünü artıracak önlemler alındı. Boğazlar’ı işgal komisyonu, 14 Ocak 1914 tarihinde Sankt Petersburg’da kuruldu ve 8 Şubat’da faaliyete başladı. 23 Mart’da onaylanan plana göre Kırım ve Ukrayna’da bulunan 7. ve 8. Kolordulara Boğazlar’ı işgal görevi verildi. Bu harekat için gerekli nakliye ve savaş filoları belirlendi. Sazonov, güç yoluyla Boğazlar’ın ele geçirilmesini savunurken, askeri uzmanlar bunun amaca uygun olmadığını, orduların esas olarak Almanya ve Avusturya’ya karşı kullanılması gerektiğini dile getirdiler. 
Ancak aynı günlerde, 8 Şubat 1914 tarihinde, Rusya ile Türkiye arasında Ermeni reformlarının Türk hükumeti tarafından uygulanmaya başlaması hakkında Yeniköy Antlaşması yapıldı. 

Türk hükumeti bir taraftan Almanya’ya yakınlaşırken, diğer taraftan Rusya’yı oldukça memnun edecek bir antlaşmaya imzasını atmaktaydı. Rusya da, her şeye rağmen çıkabilecek bir savaşta Türkiye’nin tarafsız kalmasını umuyordu.. 
Bu temelde Rusya, Anadolu’da demiryolu inşaatı için belirlenen yasak bölgenin küçültülmesini de kabul etti. Türk-Rus Dostluk Cemiyetleri, bu ortamda kurulurken, hemen ardından Talat Paşa’nın Rus Çarı II. Nikolay’ı ziyaret etmek üzere Livadia’ya gitmesi kararlaştırıldı. 10 Mayıs 1914′de Livadia’ya varan Talat Paşa, ziyareti sırasında Sazonov’la da görüşmeler yaptı..
Talat Paşa, bu görüşmelerde hükumetinin Almanya’dan teknik mahiyette yardım istemek mecburiyetinde olduğunu, ama hiçbir surette Almanya’ya siyasi imtiyazlar tanımayacaklarını, bu konuda kararlı olabilmeleri için Rusya’nın dostluğuna güvenmeleri gerektiğini vurguladı. Talat Paşa, ayrıca bir yemek esnasında Sazonov’un kulağına eğilerek Türkiye ile Rusya arasında bir ittifak akdi teklifinde bulundu. Kendi anlatımına göre Sazonov, meselenin İstanbul’da Büyükelçi Girs ile müzakere edilebileceği cevabını vermişti. (“S.Sazonov’un Anıları”, Yayına hazırlayan Sabahattin Özel, s.160) 
Talat Paşa ise Sazonov’un gülüp alay ettiğini belirtir..(Akdes Nimet Kurat, “Türkiye ve Rusya”, s.217)
Rus Askeri (Deniz) Ataşesi A. N. Şeglov, 1914 Haziran ayında İstanbul’dan yazdığı raporda şunları ifade etmektedir :
“Türk yetkililer, kudretli ve büyük komşularıyla dostluğun Türkiye için ne kadar gerekli olduğunun oldukça iyi bilincinde (…) Zaten artık Türk iktidarı altında Rusya ile savaşa yol açabilecek tek sebep olan Slav toprakları da kalmadı..”

Leave a reply:

Your email address will not be published.