517 ) EZBER BOZAN VENEDİK ARŞİVLERİ !..

  

Maria Pia Pedani bir İtalyan kadın tarihçi.. 1979 yılından itibaren Osmanlı tarihiyle ilgileniyor. Venedik Devlet Arşivi’ne daha yeni girmiştir ki, birkaç ay sonra müdürü ona, “Sen çok dil biliyorsun (İngilizce, Fransızca, biraz Rusça ve Almanca, Latince ve antik Yunanca bilmektedir) bu Osmanlıca belgeleri düzene koy,” der ve ona “Documenti Turchi” (Türk Belgeleri) koleksiyonunu verir. Bir derlemedir bu, imparatorluğun yazmanlık belgeleridir ve bin belgeden fazla belgeden oluşmaktadır.. 
Pedani’nin ilk olarak düşündüğü, müdürün kendisiyle dalga geçiyor olmasıdır ; çünkü konuyla yakından uzaktan hiçbir ilgisi olmamıştır ve belgeleri hangi tarafından tutarsa doğru tutmuş olacağını bile bilmiyordur.. Ama azimli ve inatçı birisidir ; yapmak zorunda kaldığım iş eğer buysa, en iyisini yapmalıyım, der kendi kendine..
Sonra üniversiteye dönerek Osmanlıca, Türkçe öğrenmeye başlar. Doğal olarak, başka işleri de olduğu için, çok zaman alır bu iş.. Ama on beş yıl sonra, sözünü ettiği belgelerin dizin kataloğunu çıkarır. Bu çalışmanın sayesinde de üniversitede profesör olur.. 
Çalışmaları konu olarak geniş bir yelpaze içine yayılmıştır Venedik-Osmanlı diplomasi tarihinden, sınırlar tarihine ; askeri ittifaklardan kültürel etkileşimlere (cenaze törenlerinden yemek pişirme sanatına)… Daha yapacak çok işi vardır çünkü Venedik Arşivi en büyük arşivdir İtalya’da. Vatikan Saklı Arşivi’nden  sonra, gerçek anlamda önemli ve ilginç konuların yer aldığı derin bir kaynaktır.. 

      
Önemli belgelerden biri, 1384 yılında, ilk Osmanlı diplomatik görevlisinin Venedik’e gelişini haber veren belgedir. Gelen bir çavuştur ama adından söz edilmediği için bilinmemektedir. Bu haber, Osmanlı sultanlarının Hristiyan devletlere temsilcilerini gönderdikleri yıl olarak bilinen zamandan bir yüz yıl öncesinin haberidir..

Kanuni Süleyman’ın ilk kez Pargalı ile nerede karşılaştığı haberi, sözcüğün tam anlamıyla, çok daha ilginç bir haberdir. Çoğu kaynakta yazıldığı gibi Manisa’da değil, Büyükçekmece’de karşılaşmışlardır !.. 
Venedik belgeleri kesindir, Büyükçekmece adı geçmiyorsa da, belirlenen yerin kesin olduğunu düşünmektedir İtalyan tarihçi.. İddiasını şu sözlerle anlatıyor
“O zamanlar Pargalı, orada bir konağı bulunan Mihaloğlu İskender Paşa’nın kızlarından birinin kölesiydi. Bu konak sonraları yıkıldı ve yerine bugün Mimar Sinan köprüsüne yakın bir yerde bulunan kervansaray yapıldı. Kanuni, o konakta duymuştu ilk kez Pargalı’nın ‘violetta’ çaldığını. Bu, keman değildi, kemanın ilkel biçiminde bir çalgıydı. Bu çalgıya benzer bir tane, Edirne yakınındaki Bayezid Külliyesi’ndedir..
“Bu bilgi, birkaç kaynağın birleştirilmesiyle oluşmuş bir bilgidir. Kaynaklardan biri inanılır bir kaynaktır. Pargalı’yı şahsen tanımış bir Venedikli diplomat, Sultan Süleyman’ın, onu Edirne-İstanbul arasında bulunan Dul Konağı’nda tanıdığını söyler. Mutlaka o zamanlar çok bilinen bir yerdi. Çok uzun zaman bu isimde bir yer aradım, ama boşuna.. Bir yıl önce eşim ve bir arkadaşımla otoyoldan Edirne’ye giderken sık sık yolda yol boyunca durduk ve oralardan bir yerlerin antik adının aradığımız yer olup olmadığını sorduk. Daha sonra başka bir kaynak buldum. O kaynakta Dul Konağı’nda bir taşkından söz ediyor ve kuzeye gitmekte olan bir askeri birlikten çok sayıda askerin bu taşkından ötürü öldüğünü yazıyordu.. Ardından bir Osmanlı güncesinde, aynı tarihteki taşkından söz ederken, İstanbul’dan bir günlük bir yerde kurdukları her zamanki ordugahlarına gitmekte olan askerlerin sulara kapılıp öldüklerini yazar.. O yer Büyükçekmece idi.. Ardından yaptığım araştırmalar, kervansarayın daha önce varolan bir konağın yerine yapıldığını gösteriyordu. Çember tamamlanmıştı. Farklı kaynakların, burada olduğu gibi, kesişmesi tarihsel araştırmanın en heyecan verici yanıdır..”

   

Leave a reply:

Your email address will not be published.