500 ) ROSENBERGLER ÖLMEMELİYDİ !..

    

FBI görevlileri, 17 Temmuz 1950 günü Rosenberg’lerin kapısını çalar. Rus casusu olmakla suçlanan Julius Rosenberg ölüm cezasıyla karşı karşıyadır. 11 Ağustos’ta Ethel Rosenberg’in de tutuklanmasıyla “bir çift güvercin” demir parmaklıkların ardına kapatılır..
Mahkeme 1951 yılının 6 Mart’ında başlar. Savcı, Ethel Rosenberg’in erkek kardeşi David Greenglass’ın çalışmakta olduğu Los Alamos, New Mexico’daki araştırma merkezinden atomla ilgili bulgular sağladığını iddia eder. İddiaya göre David, Julius Rosenberg tarafından gönderilen Harry Gold’la bir otelde buluşur ve bilgileri ona verir. Kanıt olarak da, otel kayıt defterinin fotokopisi gösterilir. David Greenglass, devletle işbirliği yaparak kendisini kurtarır ve Rosenberglerin de anlaşma yoluna giderek suçu kabulleneceğini, dosyanın da böylelikle kapanacağını sanır. Oysa Rosenbergler, mahkemenin ilk gününde söyledikleri “Biz suçsusuz” sözünden dönmeyip, devletin yalanlarına karşı direnirler.
“Bir Soruşturmaya Çağrı” kitabının yazarı olan Walter ve Miriam Schneir yıllar sonra otel defterindeki imzaların sahte olduğunu kanıtlayıp aslına ulaşırlar. Ama mahkemeye sunulan “buluşma günü” olduğu iddia edilen sayfanın defterden yırtılarak yok edildiğini görürler !..
Rosenberglerin delilleri Rusların hediye ettiği (!) bir masada sakladıkları da iddia edilir. Jüriye gösterilen delillerden biri de masanın bir fotoğrafıdır. Masanın Rusların hediyesi olmayıp Rosenberglerin dediği gibi “Maey” mağazasından alındığı da sonradan ortaya çıkan gerçekler arasındadır. 
Ethel ve Julius Rosenberg’in “Rus casusu” olduklarına karar verdiren en önemli delil ise David Greenglass’tan aldıkları iddia edilen bomba taslağıdır. Nagasaki’ye atılan atom bombasının mühendisi olan Philip Morrison, Rosenberglerin ölümünden on üç yıl sonra, sular durulduğunda, söz konusu bomba taslağının bir “karikatür” olduğunu açıklayacaktır !..

    

Dünyanın birçok köşesinde insanların “Rosenbergler Ölmemeli” diye alanları doldurmasıyla, ABD Hükumeti Ethel Rosenberg’e çirkin bir teklif sunar : Bir kadın olarak yaşamı bağışlanacak, ama kocası elektrikli sandalyeye oturtulacaktır. Bundaki amaç, “casusluk sırlarını” ileride açıklama olasılığıdır. Ethel Rosenberg, avukatları Manny Bloch’a 9 Şubat 1953’te yazdığı mektupta kararını açıklar : “Ey yoldan çıkmış para yiyiciler, ey satılmışlar, ey bu güzel dünyamızı kirleten iğrenç, kötü insanlar, işte size yanıt : Sizin lanetlenmiş lütfunuza başım eğik yaşamaktansa kocamla birlikte ölmeyi yeğlerim.”

Rosenberglerin çağımıza yakışan davranışı nedir ?.. Ethel Rosenberg’in bir mektubunu okuyoruz : “Yarışın sonu nereye varacaksa varsın, ister koşucu sayılalım ister kaçıcı, dürüst kişiler dışında hiçbir şey sayılmamıza izin verdiğimiz görülmeyecektir. Dürüstlüğümüzden ödün verdiğimiz asla söylenemeyecektir..”

1953 yılının 18 Haziran günü, yani Rosenberglerin düzmece bir davayla, uydurmaca kanıtlarla elektrikli sandalyeye oturtulacakları an giderek yaklaşır. Devletin pazarlıkları sonuçsuz kalırken, suçu kabullenmeleri karşısında ölüm cezalarının kaldırılacağı teklifini Rosenbergler her seferinde geri çevirirler.. Ve can pazarlığının son günü : Sing Sing Hapishanesinin ölüm odasında üç gazeteci, ABD Hapishaneleri Genel Müdürü Paul D. McGinnis, Müdür Filfred Denne, iki doktor, cellat ve birkaç gardiyan vardır.. Bir de Devlet Bakanı William A. Carroll.. 
Rosenberglerin cansız bedenleri sedyeyle taşınırken devlet bakanı, gerçeği açıklar :
Ölümlerinden önce Rosenberglere, boyun eğip suçu kabullenmeleri halinde, hattın öbür ucunda Washington’ın olduğu telefonla idamın durdurulacağı ve evde kendilerini bekleyen oğulları 6 yaşındaki Robert ile 10 yaşındaki Michael’a kavuşacakları söylenir.. Bu son teklif üzerine Rosenbergler suçsuz olduklarını yineleyip şunları söyler : “Peki ya, suçsuzluğumuza inanan onca insan, onlar da bizim çocuklarımız değil mi ?.. Satar mıyız hiç onları ?..”

Rosenbergler sonlarının elektrikli sandalye olduğunu çok iyi biliyorlardı. Yasalar karşısında istedikleri şeyi de elde etmişlerdi !… İnfaz günü olan 18 Haziran 1953 on dördüncü evlilik yıldönümleriydi.. İdamlarını bir gün sonraya, 19 Haziran’a erteletmeyi başararak, korktukları şeyin başlarına gelmesine engel olurlar !..

“Ne olur, bir şeyler yap Manny. Evlenme yıldönümümüzde idam edilmek gibi büyük bir acımasızlığı yapabileceklerini aklım almıyor. Çünkü ben ne de olsa, insan gibi görünen, insan gibi konuşan, ama aslında sadist birer şeytandan başka bir şey olmayan kişilerin varlığına inanamayacak kadar yumuşak yürekli bir kişiyim.. Sevgilerimle, Ethel..”

 

SUNAY AKIN’ın “Ay Çöreği ve Denizyıldızı” adlı kitabından derlenmiştir..

Leave a reply:

Your email address will not be published.