CÜLUS VE CENAZE (LER)

   3. Murad’ın cülusu gününde, babasının tabutu vezirlerin omuzlarında saraydan çıktı.Hamid Efendi dua ettikten sonra Padişah dairesine çekilmişti.Vezirler ise,gözyaşları içindeki halk peşlerinde olduğu halde, Selim’i Ayasofya’ nın batı avlusundaki mezarına kadar götürdüler. Selim’in bir gece önce boğularak öldürülen oğulları da babalarının ayak ucunda toprağa verildiler. Tabutları sarayın önündeyken, ağlamalar acı feryatlara dönüştü. Oradakiler, ölü kardeşlerini kapıya kadar geçiren padişahın yüzünün gözyaşlardan sırılsıklam olduğuna dikkat ettiler. Şehzadeleri, ağlayan halkın önünde mezarlarına kadar götüren vezirler yüksek sesle sızlanıyorlardı. Bu sahnenin özellikle karmaşık karakteri açıktır : Murad’ın, kardeşlerinin ölümlerinin yalnız derin bir üzüntüye değil, aynı zamanda bir tür yargılamaya yol açtığı bir Türk vakanüvisi tarafından doğrulanıyor. Gerçekten de 3. Murad’ın tahta çıkışının üçüncü gününde Divan toplandı ve padişahın hazinesinden alınan 1.100.000 altın sikke dağıtıldı. Bundan yararlananların başında, böylesine önemli bir armağan beklemedikleri için en azından bir süre sakin duran yeniçeriler geliyordu. İstanbul Yeniçeri Ocağı’ ndaki 14.000 askerin her birine 50’şer altın düştü. Yüksek konumlu devlet memurlarına paradan başka, çok büyük değeri olan kaftanlar ve silahlar armağan edildi. Özellikle Sokollu Mehmed Paşa gerçek bir servete sahip oldu: 6.000 altın sikke, siyah samurla astarlanmış beyaz satenden bir kaftan, altın ipliğiyle dokunmuş başka iki kaftan ve değerli taşların kakılı olduğu bir kılıç…
  
   Yeni Padişah 3.Mehmed, İstanbul’a validesi Safiye Sultan’ ın yanına gelir gelmez matem elbisesine bürünüyor, derhal biat törenleri yapılıyordu. O gece kardeşlerinden 19 şehzadeyi, hiçbir günahları olmadığı halde, validelerinin kucağından aldırmış, gaddarca boğdurmuştu. Masum şehzadeler hiç kimsenin merhametini çekmiyordu. Çiçekli kadife giysileriyle, küçük atlas kabartma takkeleriyle bolluk içinde büyüyen yavrucuklar birer birer boğulurken bedbaht validelerinin gözyaşları ve feryatları katillerin acıma duygularını uyandırmıyordu. İçlerinde Şehzade Mustafa gibi, yetişmiş ve şair tabiatlı gençler de vardı.
   3.Murad’ın gebe cariyelerinden 17′ si Marmara’ya atılmıştı. 3.Mehmed’ in tahta çıkışı kanlı ve feci olmuştu. Devrin basit zihniyeti b ütün bu cinayetleri şeriata uygun ve düzenin korunmasına yönelik kabul ediyor, yalnızca bir kısım aydın bu vahşetten nefret ediyordu. 3.Murad’ın kızları birer birer evlendiriliyor, bazıları, Topal Mehmed Ağa gibi kapıcıbaşılara veriliyordu…

(Ahmet Refik Altınay, “Kadınlar Saltanatı” ; Radovan Samarcıc, “Sokollu Mehmed Paşa” ; Naima,cilt I. ; Peçevi, cilt I. )        

Leave a reply:

Your email address will not be published.