496 ) OSMANLI’DA KARDEŞ KATLİ !…


Saltanat veraseti hakkında Neşri (1493), kardeş katlinin Osmanlılarda “adet-i kadime” (eski adet) olduğunu işaret eder. Eski bir rivayete göre, Osman Gazi, bey olduğu zaman rakibi olan amcasına dokunmamış, fakat sonra kendisine karşı geldiği iddiasıyla öldürmüştür. Bununla beraber gerek Osman’ın gerekse oğlu Orhan’ın zamanlarında, kardeşlerin ve amcaların ülkenin çeşitli yerlerinde yurtluk aldıkları kaydedilmiştir. Birinci Murad, kendisine karşı ayaklanmış olan kardeşleri Halil ve İbrahim’i idam ettirmiştir. Murad, saltanatı ele geçirmek için ayaklanmış olan kendi oğlu Savcı’yı da gözlerini kör etmek suretiyle cezalandırmıştır..
Osmanlılarda sırf saltanata rakip olduğu düşüncesiyle kardeş katli, ilkin 1389′da Birinci Bayezid’in Kosova savaş meydanında kardeşi Yakub’u idam ettirmesinde görülür. Burada da birtakım özel koşullar, bunu haklı ve gerekli göstermekteydi : Yakub ordunun bir kısmına kumanda etmekteydi. Sırplar ile savaş sonuçlanmamıştı. Öte taraftan, Bayezid’in tahta çıkarılmasında ve kardeşinin idamında esas rolü devlet büyükleri oynamış görünmektedir.. Bayezid’den sonra oğulları arasında taht için uzun ve kanlı savaşlar, 1453 yılına kadar saltanat üzerinde hak iddia edenlerin çıkardıkları karışıklıklar, devletin birliği ve selameti için kardeşlerin ortadan kaldırılmasının gerekli olduğu kanısını yerleştirmiştir.. 
Bu mücadele sırasında İsa, Süleyman, Musa ve nihayet Mustafa idam edilmek suretiyle ortadan kaldırılmış, fakat kaçıp kurtulmayı başarmış olan oğullar Bizans’ta, Macaristan’da, Arnavutluk’ta devletin güvenliğini tehdit etmeye devam etmişlerdi. Özetle, 1389-1413 dönemi kardeş katli konusunda olaylı bir devir olmuştur..
Bizans kaynaklarından (Doukas ve Chalkokondyles) anlaşıldığına göre, Birinci Mehmed ölmeden, çocuklarını bir iç savaştan ve ölümden kurtarmak için birtakım önlemler almıştı : Çelebi Mehmed’in sekiz yaşındaki oğlu Yusuf’la bir yaş küçüğü Mahmud, Bizans’la yapılan anlaşma gereğince imparatorun yanına verilecekti. İkinci Murad, tahta çıkınca bu çocukları Bizans’a teslim etmedi. Saltanata yararsız hale getirmek için gözlerini kör etti ve Tokat’ta hapsetti. Tahtta iyice yerleştiğini hissedince onları Bursa’ya geri getirtti ve iltifatla gönüllerini almaya çalıştı. Fakat onun oğlu İkinci Mehmed (Fatih) tahta çıkar çıkmaz, çocuk yaştaki kardeşi Ahmed’i boğdurdu. 
Sonuçta, ilk defa Fatih Sultan Mehmed, normal koşullar altında suçsuz olan kardeşini idam ettirmiş ve “Kanunname”sine kardeş katli maddesini koymuştur.. 



Chalkokondyles, “1444 Varna buhranı dolayısıyla, Osmanlı ülkesinde halkın bir iç savaştan daha çok korktuğu bir şey yoktur,” diyor. 
Doukas, “Her Türk hükümdarının saltanat değişiminde isyan çıkması adet hükmüne gelmiştir” diye yazmıştır…

Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı’nda bozguna uğrayınca büyük oğlu Süleyman Çelebi Edirne’ye kaçmış, orada Osmanlı Devleti’nin hükümdarı olarak emir unvanı ile beyliğini ilan etmişti. İlk zamanlarda kardeşi Çelebi Mehmed onun beyliğini tanıdı. 
Süleyman’ın yakını Şair Ahmedi’den Neşri’ye geçen rivayet aynen şöyledir :
“Sultan Mehmed karındaşı Süleyman’ın tahta geçtigün işidicek, emrem sağolsun, atamız gittiyse emrem bize atamız yerindedir” demiş..
Fakat Çelebi Mehmed, İsa Çelebi’ye üstünlük sağlayıp saltanat merkezi Bursa’yı ele geçirip orada gümüş sikke bastırınca, saltanat iddiasında bulundu ve Süleyman Çelebi’ye karşı mücadeleye girdi. Emir Süleyman, kendisini tek Osmanlı sultanı saymakta idi. Edirne’de tanındı, Rumeli’de egemen oldu.. Kuşkusuz Çelebi Mehmed’den daha güçlü idi. Sayısı 7000′i bulan yeniçeriler onunla beraberdi. Bursa’yı da almak istedi. Kendisine karşı küçük kardeşi Musa Çelebi, Rumeli’ye geçip uc beylerini ve yeniçeriyi kendi tarafına çekti ve Süleyman’ı Edirne’de bastı. Kaçan Süleyman ise 1411′de hayatını kaybetti..
Süleyman’ın oğlu Orhan Çelebi, babasının Yıldırım Bayezid’den sonra ilk kez sultan olduğu savıyla Osmanlı tahtı üzerine hak iddia etti. “Gazavatname”, onun İkinci Mehmed’in ilk saltanatı (1444-1446) sırasında Osmanlı tahtı için mücadelesi üzerinde ayrıntılı bilgi sağlamaktadır. 



1444 yazında, daha önce Bizans’a sığınmış olan Orhan, İstanbul’dan hareketle ilk olarak İnceğiz’e gelir, Rumeli’yi çocuk sultan II. Mehmed’e karşı ayaklandırma çabası başarıya ulaşamaz. İnceğiz’de tutunamaz, eskiden beri derviş grupların merkezi Ağaç-Denizi (Deli-Orman) bölgesine kaçar. Balkan dağlarıyla Tuna arasındaki bölgeyi ele geçirir. Bu durum, Edirne’de büyük telaşa neden olur..
Dönemin en tanınmış askeri sayılan Rumeli Beylerbeyi Şihabeddin Paşa “düzme” ilan edilen Orhan üzerine yürür, Orhan kaçıp yeniden Bizans’a sığınır. 1444-1453 döneminde, maiyeti ile birlikte İstanbul’da oturur. II. Murad döneminde Çandarlı onu orada zararsız tutmak için Bizans ile anlaşma yapar : Masrafları için imparatora yılda 300.000 akçe (yaklaşık 7.000 altın) bir para ödenir. Bu gelir, Strymon ırmağı üzerinde bir bölgedeki köylerin hazineye ait vergilerinden oluşan bir çeşit zeametten gelmektedir..
Fetih sırasında şehir düşünce, Türklere karşı Bizanslılarla savaşmış olan Orhan keşiş kılığına girerek surlardan kaçmayı denedi ama yakalandı. O ve diğer Bizanslı esirler bir Osmanlı gemisine tutsak götürüldüler. Esirlerden biri, gemi kaptanına hem onu hem de Büyük Domestikos Lukas Notaras’ı tanıttı. Gemi kaptanı hemen Orhan’ın başını kesti ve Lukas ile kesik başı Fatih’in huzuruna götürdü. 
Osmanlı tahtına geçmeyi kendi hakkı bilen Şehzade Orhan’ın sonu böyle oldu..
Fatih, tahtta en tehlikeli rakibinden böylece kurtulmuş oldu. Devlet kurumlarını yeni bir düzene sokan Kanunname’sinde rakip kardeşler sorununu sonlandırmaya karar verdi. “Kardeş katli” maddesini koymaktan geri kalmadı. 

Bu maddeyi işte bu tarihi koşullar altında görmelidir..



“Kanunname” deki madde aynen şöyle :

” Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola (saltanat kolaylıkla elde edilsin),  karındaşların nizam-ı alem için katletmek münasibdir (devlet düzeni için kardeşlerin katli uygundur), ekser ulema dahi tecviz itmiştir (çoğu ulema da bunu uygun bulmuştur), anınla amil olalar..”  

Fatih Kanunnamesi, devlet kanunnamelerini kaleme alan ve uygulayan nişancının yetkisindedir. Bu kanunname, son şekliyle, nişancılıktan veziriazamlığa getirilmiş olan Karamani Mehmed Paşa tarafından kaleme alınmış olmalıdır..

Bu incelemenin ortaya koyduğu gerçek şudur : Fetret devrinin canlı biçimde belleklerde olduğu bir zamanda kendi saltanatı için düşman yanına sığınmış bir rakibini, Orhan’ı karşısında bulan ve kendi kardeşi, daha henüz bir meme çocuğu olan, Ahmed’i idam eden Fatih, bir devlet kanunnamesi düzenlerken “kardeş katli” maddesini bu kanunnameye eklemiş, aynı zamanda o anda bir tehlike göstermeyen bir masumu (çocuğu) katletme fiilini haklı gösterme çabasında bulunmuştur.. Ulemanın iznini aramış olması kamuoyunu ve Şeriat’ı dikkate alma zorunluluğunu duymuş olduğunu göstermektedir. 
Halk, devlet adamları ve ulema, devletin varlığını tehlikeye atan, iç savaşa ve pek çok nüfus ve servet kaybına yol açan kardeş mücadelelerini önleyecek bir önlemi onaylamışlardır.. 


HALİL İNALCIK’ın yararlandığı kaynaklar :

NEŞRİ, “Kitab-ı Cihan-nüma” ; İ.H. UZUNÇARŞILI, “Orhan Gazi’nin H.749 Vakfiyesi” ; “Tevarih-i Al-i Osman” ; F. BABINGER, “Bajezid Osman” ; M.DOUKAS, “Historia Byzantina” ; ŞAİR AHMEDİ, “Menakıbname” ; “İskendername” ; KARAMANİ MEHMED PAŞA, “Tarih-i Al-i Osman” 

 


Leave a reply:

Your email address will not be published.