483 ) KOMÜNİST MANİFESTO OSMANLI TOPRAKLARINDA !..

 Yıl 1868.. Jöntürk Namık Kemal, gönüllü sürgündedir ve Londra’da “Hürriyet” gazetesini çıkarmaktadır. Londra’da Namık Kemal gibi gönüllü sürgün hayatı yaşayan biri daha vardır : Karl Marx.. 
Marx, “Kapital”i bir yıl önce çıkarmıştır. Yazdıkları, Avrupa’daki entelektüel tartışmaların gündemidir. Namık Kemal ile Karl Marx aynı mahallede yaşamaktadır ama, Namık Kemal, onun adını bile duymamıştır !.. 

Yıl 1905..  Lenin, Cenevre’de sürgün hayatı yaşamaktadır. Cenevre, Avrupa’daki İttihatçıların Paris’ten sonra en önemli merkezidir. Yayın organları (Meşveret) bile vardır.. İttihatçılar kafelerde, bahçelerde ve her yerde yan yana gelip hararetle Kanun-i Esasi’nin nasıl hayata geçirileceğini tartışırlar. Ancak kendilerini izleyen ve elindeki kitaba sürekli not alan Lenin’in farkında bile değillerdir.. Rusya 1905’te büyük bir ayaklanmaya sahne olmuştur. Bırakın Lenin’i, İttihatçılar komşu ülkede ne olduğunu bile merak etmezler..
Osmanlı aydınları Osmanlı’yı değiştirmek – dönüştürmek isterler. Ama bırakın dünyayı, yanı başlarında olanlara ilgisizdirler..
  Siyasi terminolojideki sosyalizm, komünizm, anarşizm gibi kavramları hiç duymamışlardır.. “Sosyalizm” ve “Komünizm” sözcüklerini ilk yazan, İstanbul’da “Ceride-i Havadis” gazetesini çıkaran İngiliz vatandaşı William Churchill oldu.. Bu gazete, Avrupa basınından aldığı haberleri tercüme edip sayfasına koyuyordu..
  Bu iki siyasal sözcüğün Osmanlı topraklarına gelişinin nedeni, Avrupa’daki 1848 devrimleriydi..
  Özgürlük hareketlerini ilk yorumlayan ve analiz eden aydın ise Cevdet Paşa oldu. Ona göre, devrim hareketlerini “azıtan halk” yapıyordu ve bu olayların Avrupa dışına taşmasından endişe duyulmalıydı !..
  1871 Paris Komünü, Osmanlı basınında daha geniş işlendi. “Kırmızı Cumhuriyet” denen bu devrime ilgi gösterilmesinin nedeni, Yeni Osmanlılar üyesi Mehmet, Reşat ve Nuri beylerin komün için savaşmalarıydı. Ama bu üç Jöntürk sosyalist değillerdi, sadece özgürlükçü idiler.. 

Osmanlı İmparatorluğu’nda sosyalizme ilgi duyan kişi, bu devrim sürecini Avrupa’da yaşamış olan bir devlet görevlisiydi. Edhem Pertev Paşa (yukarıda), 1853-55 yılları arasında Berlin Elçiliği’nde başkatip iken sosyalist düşünceyle tanışmıştı. Ancak, İstanbul’a dönünce “yanıldığını” hemen kavrayıp, “Kızıl Bayrak” adlı eserini yazarak sosyalizmin ne kadar yanlış olduğunu belirtti. İlk sosyalist, ilk dönek olmuştu !.. 

Tarih 22 Haziran 1871.. Osmanlı basını, Karl Marx’la tanıştı..

“Hakayık-ül Vakayı”, Paris Komünü’nün başında kimin olduğunu açıkladı : 

“Paris’teki eşkıyanın kumandanı, Karl Marx denilen ve hala Londra’daki Enternasyonal nam cemiyetin reisi bulunan pehlivandır..”  !..
Gazete yorumu da ekledi : Rahat yaşamasına rağmen kışkırtıcılık yapıyordu..

Osmanlı basını ve aydınları, sosyalizmin ne olduğunu anlamaya çalışırken araya Sultan İkinci Abdülhamid sansürü girdi.

Komünist Manifesto, matbaacının yazar olarak kendi adını yazmasını şart koşmasıyla, 1894 yılında Ermenice basılarak Osmanlı topraklarına sokuldu.. 

   

Tarih 27 Nisan 1921… 
İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington, komutanlığına bağlı İstanbul Zabıta Komisyonu Reisi Miralay Ballar’a kesin talimatını verdi
” 1 Mayıs’ta amele miting yapmayacak !..”
O yıllarda sadece Rusya’yı değil, Avrupa’yı da sarsan işçi hareketleri İngiliz Komutan Harrington’ı korkutuyordu. İşçilerin 1 Mayıs’ı bahane edip isyan çıkarmalarından çekiniyordu. 
İstanbul’da 40 bin işçi vardı. Ve bunların ne kadarının sosyalist / “kızıl” olduğu bilgisine sahip değildi. Zabıta Reisi Miralay Ballar, aldığı emir uyarınca, hemen bir talimat yayınladı :

“Her türlü siyasi veya diğer mitingler ve gösteriler askeri kumandanın emriyle yasaklanmıştır..
“Bu emri ciddiye almayarak eyleme kalkışanların yakalanarak cezalandırılacağı ahaliye beyan edilir..
“Gerek 1 Mayıs münasebetiyle gerek diğer gösteriler için herhangi bir müracaat dikkate alınmayacaktır..”

Çıkardığı gazeteden dolayı “İştirakçi Hilmi” diye bilinen Hüseyin Hilmi, “Türkiye Sosyalist Fırkası” lideriydi.. Şirket-i Hayriye, Tramvay Kumpanyası, Haliç Tersanesi gibi yerlerde güçlü bir işçi desteğine sahipti. Partinin 17 bin üyesi vardı.. Ve Parti, 1 Mayıs’ı miting yaparak kutlamakta kararlıydı. İstanbul’da “Bilumum İstanbul Amelesine” başlıklı bildiri dağıttılar. Bildiride işçilerin 1 Mayıs’a katılmalarının görev olduğu belirtiliyor ve elektrik idaresindeki işçiler dışındaki tüm çalışanların 1 Mayıs günü işi bırakarak mitinge katılmaları isteniyordu..
Bu arada işgal güçleri, işçilerin kararlı olduğunu görünce, katılımı düşürmek için tehditler savurmaya başladı : “Her türlü suikast ve siyasi eylem girişiminde bulunanlar, fabrikalarda alet ve edevatı tahrip edenler veya ameleyi işinden alıkoyan kişiler, askeri mahkemelerde yargılanacaktır !..”

Ve İstanbul, 1 Mayıs 1921 gününe gergin uyandı.. İşgal güçleri gece yarısından itibaren önlemlerini sıkılaştırmıştı. 
İşçilerin iş yerlerine gitmedikleri görüldü. Fatih, Aksaray, Harbiye hatlarında tramvaylar çalışmadı. Haydarpaşa-Pendik ve Sirkeci-Çekmece banliyö hatlarında tren seferleri durdu. Şirket-i Hayriye vapurları seferlerini iptal etti. Baruthane, Feshane, Zeytinburnu fabrikaları gibi birçok iş yerinde üretim yapılamadı. Sadece elektrik şirketindeki işçiler görevlerinin başındaydı.. 
İşçilerin bir bölümü Kağıthane’deki mesire yerlerine giderek günü geçirdiler. Mitingden vazgeçen Türkiye Sosyalist Fırkası, Babıali Caddesindeki genel merkezi önünde bir tören yaptı. Genel merkezde büyük bir kızıl bayrak asılıydı. Bando sabah saatlerinden itibaren “Enternasyonal” (Beynelmilel Marşı) çalmaya başladı..
İşçiler mavi gömlekler giymişlerdi. Boyunlarında kırmızı bir boyunbağı vardı ; yakalarında ise kırmızı bir rozet.. İşçiler tıpkı bayramlarda olduğu gibi birbirleriyle bayramlaştılar..
Partinin çevresi işgal kuvvetleri tarafından sarılmıştı. Ancak hiçbir olay çıkmadı. Miting yapılamamış ama işçilerin iş yerlerine gitmeleri engellenmişti…

SONER YALÇIN’ın “Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyorlar” adlı kitabından derlenmiştir..    


Leave a reply:

Your email address will not be published.