479 ) MAKEDONYA YANIYOR !…

   

   Makedonya komitelerinin 1890’larda başlayan örgütlenmesi, 1902’de iyice güçlenmiştir. Öyle ki örneğin daha 1898’de komite kolları, Edirne-İstanbul tren yolunda Hadımköy taraflarına kadar sarkarlar. Baskınlar, yangın çıkartmalar, dağa adam kaldırmalar, hükumet kasasından ödenen kurtuluş bedelleri, tren soygunları, tahripler ve hepsinin üstünde akıtılan kan dalgaları, bütün Makedonya’yı da sarmıştır. Herkes tetikte, herkes ayaktadır..
   Hükumetten daha güçlü, daha doğrusu hükumet içinde hükumet olan çete örgütleri, artık asıl hesaplaşma günlerinin geldiğine de inanırlar. Kiliseler, manastırlar, artık silah depoları, hatta istihkamlar gibidir. Gerçi komiteciler hiç durmadan birbirlerini de yerler. Ama şimdilik artık ilk hedefte birleşmişlerdir. Evet, ne olacaksa, artık 1903 yılı içinde olmalıdır. O halde, karar saati çalmıştır. Köylerde, kasabalarda, bir kısmının yaşları yirminin bile altında olan, ama geceleri yataklarında silahları koynunda uyuyan insanları artık daha fazla zaptetmek komitenin harcı değildi.. Artık işaretin verilmesi zamanı gelmişti. Ve bu işaret ; yeni, kanlı, ama şimdiye kadar görülmemiş baskınlar olacaktı. Yakılacak, yıkılacak ve memlekette durum karıştırılacaktı. İlk hedef te seçilmişti : Selanik !..
   Son karar, 1902 yılı sonlarında hem de Selanik’te toplanan Makedonya İhtilalcileri Kongresinde verildi. Ve bu kongreye, her tipten liderler katıldı. Toplantı, 2-4 Ocak günleriydi. Karar, 3 Ocak günü ve saat 11:20’de alındı. Ve protokol, şu sözlerle ilan edildi :
“3 Ocak 1902, saat on biri yirmi geçe, mukaddes bir tarihtir. Beş yüz yıllık esaretin sonudur !”
   
   Ölümü göze alan gönüllüler, inanılmayacak kadar çoktu. Hepsinin de yaşları 18-25 arasında. Yalnız birinin yaşı 28’e varıyordu. Selanik’te öyle şeyler yapılmalıydı ki, yalnız Türkler değil, yabancılar da korkudan titresinler, ne yapacaklarını şaşırsınlar. Avrupa devletleri, ister istemez işe karışsınlar. Makedonya’nın özerkliği veya Bulgaristan’a katılması yolunda ilk aşama olan yerel idarede özellik önlemleri hemen alınsın..
   Kararlar verildi. Hazırlıklara hemen girişildi. Asıl ihtilal, kutsal bir gün olan İlyaden (İlya Günü), yani kutsal İlya Yortusu gününde olacaktı. Ama, ona daha vardı. Şimdi ve ilk önce, dağlarda çarpışmalar başlamalıydı. Selanik darbesi de hazırlanmalı idi. Öyle de oldu..
   Selanik’te toplanan teröristlerin hedefleri geniş, çeşitli ve işleri çetindir. Selanik’e bombaları, dinamitleri Boris Sarafof ve yardımcısı Kosta Delçef gönderir. Bunlar neredeyse bir şehri havaya uçuracak kadar çoktur. Tedhişçilerin ilk ve önemli işleri, Selanik Osmanlı Bankasını uçurmaktır. Böylece, yaptıkları işin yankıları, dünyada çalkalanacaktır..Bunun için banka yakınında bir sütçü dükkanı açarlar. Bu dükkandan bankanın altına bir tünel kazılacak, bombalar, dinamitler oradan bankaya yerleştirilecektir. Macera, bir roman konusu olacak kadar kritik safhalar arz eder. Ama iş yürür. Fakat Selanik’te tedhiş yalnız bununla kalmayacaktır. 
   Hazırlıklar üç ay kadar sürer. Tünelden çıkan toprakları, sütçü eşekleri, süt kapları içinde şehir dışına taşırlar. Gece gündüz çalışılır..   
   Bu arada Makedonya dağlarında, köylerinde ve kasabalarında terör hareketleri hiç durmadan devam eder. Ve gittikçe sıklaşır. Örneğin, kongrenin isyan günü olarak kararlaştırdığı Kutsal İlya Günü’ne kadar, hükumet kuvvetleriyle tam 86 önemli çarpışma olur..
   Baskınlar, suikastlar alır yürür. Çernopoyef ve Mitro Delçof çeteleri, Kokoşi tarafından girerek, Türk köylerini yakmaya başlarlar. Büyük baskınlara girişirler. 1903 baharında, hem hükumete, hem yabancılara ait işletme ve müesseselere saldırılar başlar. Selanik-Üsküp, Selanik-Manastır ve Selanik-İstanbul demiryollarına arka arkaya bombalarla saldırılır. Amaç, havayı bulandırmaktır. Hükumetin dikkatini dağıtmaktır. Yabancıları ürküterek, bir an önce müdahalelerine yol açmaktır. Hava, gerçekten bulandırılır da..
   Nihayet Nisan ortasında Selanik’teki hazırlıklar biter. 15 Nisan 1903’te Selanik’te eski ve yeni istasyon arasındaki demiryolu hatları bombalanmıştır. Bu sırada komitecilerden Kirkof, Selanik-Serez garına giderek, oradaki gaz depolarını havaya uçurmuştur. Şehir birden ışıksız kalır.. Milan Arsof, bu karanlık içinde, tiyatroyu dinamitler. Grand Otele bombalar atılır. Yorgi Bogdan, Yeni Konak Gazinosunu bombalar. Vlademir Petkof, Tophaneye saldırır. Bombalar, dinamitlerle Tophane tahrip edilir. Fakat planlanan eylem, yalnız bunlardan ibaret değildir. Asıl şaşırtıcı sahneler daha geridedir. 

   17 Nisan’da Kirkof, telgrafhaneye girer ama, planını tamamlayamadan öldürülür. Ortest ise, evinin balkonundan sokağa bombalar fırlatarak ortalığı karışıklığa verir. Ve son bombayla da kendini parçalar. Büyük trajedi, 28 Nisan’da sahneye koyulur ve Makedonya komitecileri aylardan beri ve yer altından tünel kazarak yaklaşmak istedikleri hedefe ulaşırlar. Osmanlı Bankası havaya uçurulur. (HEMEN ÜSTTE VE ALTTA) Daha ilginç bir sahne, Selanik Limanında geçer. Komitecilerden Pavel Şatef, o sırada rıhtımda bulunan ve kalkmak üzere olan Fransız bandıralı Guvadelgivir (Vadilkebir) vapuruna bir yolcu gibi girmiş, bir kamaraya yerleşmiştir. Ama onun bir görevi vardır. Bavulu yol eşyası değil, dinamit fitilleri, dinamit lokumları ile doludur. Bunları geminin en nazik noktalarına yerleştirmeyi becerir. Nihayet gemi, düdüklerini çalar ve rıhtımdan ayrılır. Rıhtımdaki uğurlayıcılarla gemideki yolcular el sallayarak    vedalaşırlar. Fakat koca vapur, tam rıhtımdan ayrılıp körfezin ortasına doğru açılırken, korkunç bir patlama duyulur. Gemi sarsılır ve parçalanır !. Bir kısım yolcular denize dökülürler. Sahilden kurtarma sandalları yetişirler. Kurtulabilen kurtulur. Görevini yapıp bitiren Şatef, bu kurtulanlar arasındadır. 
   Batan bu geminin bedelini tabii, Osmanlı Hazinesi ödeyecektir !.. 



   Selanik dışındaki Makedonya şehir, kasaba ve köylerinde olup bitenleri tasavvur etmek mümkündür. Her yer yangınlar, alevler içindedir. Kanlar su gibi akar. Ve öyle sanılır ki, bu olaylardan sonra işler, bir süre durulacaktır. Çünkü hükumet de bir şeyler yapmak ister. Tevkifler, hapisler, araştırmalar, köyleri basmak, silah depoları aramaları ve bu arada tabii bazı şiddet hareketleri de birbirini kovalar. Ama asıl ihtilal henüz daha ileridedir..
   Özetle Makedonya komitesi, zayıflamış değil, güçlenmiştir. Asıl büyük kozlarını oynamak hazırlığındadır. Bu koz ise genel ihtilaldir… Zaten 1902 sonlarındaki kongreden sonra küçük, büyük toplantılar, hatta kongreler birbirini kovalar. Daha Selanik baskınlarına girilirken, 20 Nisan 1903’te, bu sefer Slimovo Manastırında bir kongre toplanmıştı. Manastıri yani dini merkez, bu işler için gene en uygun yer olarak seçilir. Çünkü manastırlar, dağlardadırlar. Ve bu kartal yuvalarına jandarma bile elini kolunu sallayarak giremez. Çünkü :
“Osmanlılar manastırları, kiliseleri basıyorlar, tahrip ediyorlar, kutsal papazları öldürüyorlar !..” feryatları, bütün Hristiyanlık alemine yayılacaktır..
   Liderler gene kongrede toplanmışlardır. Damyan Gruyef, kongreye başkanlık eder. Boris Sarafof komitenin genel müfettişi olarak gene baştadır. Üç kişilik icra komitesi seçilir : Gruyef, Sarafof ve Lozançef.. Karar, ihtilaldir.. Gün zaten önceden bellidir : Kutsal İlya Günü.. İhtilal için Manastır ve Ohri bölgeleri seçilir. 
20 Temmuz 1903’te, gece yarısı, dağlarda ve tepelerde ateşler yakılarak ihtilal başlatılacaktır. Saldırılara her tarafta birden geçilecektir. 50-60 kişilik çeteler, düşman bildikleri herkese, Osmanlı saydıkları her yere, her müesseseye insafsızca saldıracaklardır. Karakollar, ilk hedeftir tabii ki.. Müslüman köyleri yakılacak, tarlaları ve harmanları yakılacaktır. Her Türk, her Müslüman ; genç-ihtiyar, erkek-kadın, çoluk-çocuk demeden, hepsi düşmandır..
   Her şey kararlaştırıldığı gibi yürür. İhtilal, birden on bin kilometrekarelik sahaya yayılır. Su gibi kanlar akar. Ayaklanmaya 30 bin kadar silahlı komiteci ve köylü katılmıştır. 
   Tabii hükumet de sert davrandı. Bir küçük seferberlik oldu. Asker ve jandarma da insafsız davrandı. Ve isyan, ancak üç ay süren geceli gündüzlü çatışmalar, boğuşmalar içinde bastırılabildi. 



ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR’in “Enver Paşa” adlı eserinin 2. cildinden derlenmiş bir yazıdır..  
    

Leave a reply:

Your email address will not be published.