463 ) ÇANAKKALE’YE DOĞRU !..

         

   Lord Kitchener (yukarıda sağda) Çanakkale seferini sadece Kraliyet Donanması’nın yapmasını önerdiğinde Churchill‘in (yukarıda solda) Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’ndan verdiği yanıt, ordudaki ve hükumetteki her bilgili kişinin görüşünü yansıtmaktaydı : Çanakkale ancak kara ve deniz ordularının ortak harekatıyla zorlanabilirdi. Haritaya bakmak bunu anlamak için yeterliydi. Altmış kilometre uzunluğundaki boğazın en geniş yeri yedi kilometre idi. Güçlü akıntıya karşı Boğazı geçmeye çalışan savaş gemilerinin önlerine mayın hatları çıkaracak ve Avrupa ile Asya yakalarının topçu ateşi altında kalacaklardı. Boğaza girildikten 21 kilometre sonra sadece 1500 metre olan en dar noktaya gelinecekti ki, burası kıyıdaki kalelerin top menzili içindeydi. Bir kara ordusu kıyıyı emniyete aldığı taktirde toplar susturulabilir ve mayınlar temizlenirdi. Diğer bir deyişle, donanmanın geçmesi için kalelerin alınması ya da yok edilmesi gerekiyordu..
   Kitchener Savaş Bakanlığı’nda danışmanlarıyla toplanarak yeni cephe açılması fikirlerini bir daha gözden geçirmelerini istedi, ancak onlar asker verilemeyeceği konusunda ısrarlıydılar. Churchill de kendisine bağlı Savaş Grubuyla 3 Ocak 1915 günü Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’nda toplanıp Rusya’yı savaşta tutmanın önemi göz önüne alındığında, tümüyle donanmanın yapacağı bir operasyonun gerçekten söz konusu olup olamayacağını yeniden düşünmelerini istedi. Sadece eski ve gözden çıkarılabilecek savaş gemilerinin kullanılması konusu ortaya atıldı ve Savaş Grubu, komutanın görüşlerini hemen o anda almaya karar verdi.
   Toplantı dağıldıktan hemen sonra Churchill Çanakkale dışındaki İngiliz filosu komutanı Amiral Sackville Carden‘e bir telgraf gönderdi. Churchill‘in sorduğu şuydu : “Çanakkale’yi sadece gemilerle açmaya çalışmanın başarılabilir bir operasyon olduğunu düşünüyor musunuz ?”  Ayrıca sadece yaşlı gemilerin kullanılacağını ve operasyonun öneminin ağır kayıpları haklı göstereceğini de bildirmişti..
   Amiral Carden herkesi şaşırtan bir yanıtla Çanakkale’nin bir tek saldırıda ele geçirilemeyeceğini ve “Operasyonu çok sayıda gemiyle genişletmek zorunda kalabileceklerini” bildirdi. Carden aylardır Çanakkale’deydi ve görüşü o gün için ağır bastı..
   Kabine hala Baltık’ta bir deniz baskınından yana olan Churchill’in görüşünü reddederek kendisine Carden’in Çanakkale planını uygulaması için yetki verdi. Churchill Çanakkale planına karşı değildi ; sadece kendi Baltık planını yeğliyordu. Çanakkale kararı verildikten sonra da, tüm gücüyle ve hevesiyle onu uygulamaya koyuldu..

   Churchill, pek çok yeteneği olmasına karşın meslektaşlarının tepkilerine ve ruh durumlarına karşı duyarsızdı ve kendisinin başkaları üstünde yarattığı etkiyi düşünmezdi bile. Deniz subaylarına, kendi içlerinden birinin vermesi gerektiğine inandıkları emirleri verince, hiç farkında olmadığı bir kurumsal ve mesleki düşmanlık yaratmış oldu ; subayların kendisini müdahaleci bir amatör olarak gördüklerinin farkında değildi. Teknik denizcilik terimlerini yanlış kullanmasının subayların kızgınlığını ne kadar artırdığını hiç bilemezdi.
   Ayrıca, diğer huyları karşısında Kabine arkadaşlarının ne kadar soğukluk duyduklarını bilmiyordu. Başka bakanlıklar için ileri sürdüğü fikirler kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokması olarak nitelenmekteydi. Üstelik hiçbirinin katlanamayacağı kadar uzun konuşuyordu. Ne astları ne de meslektaşları kendisiyle çalışmanın sık sık olanaksızlaştığını yüzüne karşı söylemeye cesaret edemiyorlardı. Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’na getirdiği deniz kahramanı Fisher (yukarıda) bile onunla iletişim kuramıyordu ; ancak bu sorunun karşılıklı olduğu da söylenebilirdi. 
   Güdüsel dehası ve son derece “kendine özgü” oluşuyla Kitchener’e benzeyen Lord Fisher 19 Ocak’ta ya da birkaç gün önce Çanakkale’ye bir donanma göndermenin yanlış olacağı izlenimine kapılmıştı. Ancak bu önsezisinin temelini bir türlü dile getirmeyi beceremediğinden Churchill’e fikir değiştirtemedi. 

   İlk başlarda Çanakkale operasyonu için destek ittifakla verilmişti, ama şimdi bu heyecan akışında bir duraklama olmuş ve birkaç gün sonra sular ters yönde akmaya başlamıştı..
   Fisher’in Ocak ayında Churchill’e şikayet ettiği Maurice Hankey de (yukarıda) kara birlikleri katılmadığı taktirde sefere karşı olduğunu söylemeye başlamıştı. Zamanının en usta bürokratı olan Hankey, Churchill’in Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’ndaki fikir akımlarına Churchill’den daha çok duyarlıydı. Şubat ortalarında Bakanlık kamuoyunun sadece deniz kuvvetlerinden oluşan bir sefer fikrine, saldırının birkaç güne kadar başlayacak olmasına rağmen, karşı olduğunun bilincindeydi. 
   Bir ay önce Churchill’e Carden’in planını hemen yürürlüğe sokması için ısrar etmiş olan Sir Henry Jackson düzenlediği bir raporda deniz kuvvetlerinin katılacağı planın “sağlam bir askeri harekat olarak tavsiye edilemeyeceğini” belirtiyordu.. Harekat Şefi Yardımcısı Albay Herbert William Richmond bir gün önce aynı doğrultuda bir rapor yazmış ve bunun bir kopyasını Hankey’e göndermişti..
   Fisher 16 Şubat sabahı erkenden Churchill’e bu doğrultuda bir uyarı gönderince Churchill yıldırım çarpmışa döndü. Hemen Kabine’nin bulabildiği Savaş Konseyi üyeleriyle acil bir toplantı yaptı. Durum şöyleydi : Türk kıyıları açıklarında olan İngiliz filosu 48 ila 72 saat içinde saldırıya başlayacaktı ; düşman denizaltı gönderebileceği için filo hem bölgede kalıp hem saldırıyı erteleyemezdi ; ancak filo sefere devam edecek olursa, Bahriye Bakanlığı’nın bu aniden değişen fikrine göre, kara kuvvetleriyle desteklendiği taktirde başarısız olacaktı.. Kitchener ise kara birliklerini göndermeyi reddediyordu ve zaten buna ikna edilse bile birlikler oraya zamanında varamazlardı..

   Kitchener Savaş Konseyi’ne katılmadan, savaştan önce Osmanlı İnzibatı’nda görev yapmış olan ve şimdi Londra’da İstihbarat Yüzbaşısı olarak görev yapan Wyndham Deedes’e (yukarıda) Çanakkale konusundaki fikrini sordu. Deedes kendi görüşüne göre bunun temelden sakat olacağını bildirdi. Bunun nedenini açıklarken Kitchener sözünü kesti, neden söz ettiğini bilmediğini söyleyerek yanından uzaklaştırdı. 
   Ancak Deedes ile konuşması Kitchener’e fikrini değiştirtmişti. Birkaç saat sonra Savaş Konseyi üyelerine donanmanın saldırısına destek olmak üzere İngiltere’de kalmış tek düzenli ordu tümeni olan 29. Tümeni göndereceğini bildirdi. Ayrıca, gerekirse, Mısır’a varmış olan Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri de gönderilebilirdi. Plana göre gemiler Boğaz savaşını kazandıktan sonra birlikler hemen iki kıyıyı ve sonra da İstanbul’u işgal edeceklerdi. Bir günlükteki kayıtlara göre Lord Kitchener Churchill’e, “Sen Boğazdan geç, ben adam bulacağım !.” demişti.
   Plan sakattı. Türk savunmacıların yetenekli liderleri ve yeteri kadar cephaneleri varsa, ortak bir harekat gerekliydi. Deniz kuvvetlerinin savaşı kazanmalarını beklemek yerine piyade de Çanakkale tabyalarına saldırarak yardımcı olmalıydı. Sivil Maurice Hankey bunu açıkça görüyor, amiraller ve generaller ise göremiyorlardı. 
   Deniz Kuvvetleri Bakanlığı 22 Şubat’ta kamuoyuna yayınladığı bir bildiride Çanakkale seferinin başladığını açıklayarak ayrıntı vermeye başladı. Gazeteler haberi alıp saldırı üzerinde durarak kamuoyunda bir beklenti yarattılar. The Times, “kara birlikleriyle desteklenmedikçe denizden bombardımanın fazla başarılı olmayacağını” belirtiyor ve, “İtilaf devletlerinin bu, Çanakkale seferinde göze alamayacakları tek tehlike başarısızlıktır” uyarısında bulunuyordu..
   Kitchener de Kabine’deki meslektaşlarına buna benzer bir uyarıda bulundu. İlk başta Lloyd George’un lehinde olduğu “etkisiz olursa bombardımanı bırakırız” önerisini kendisi yaptığı halde fikrini değiştirmişti. 24 Şubat’daki Savaş Konseyi toplantısında Savaş Bakanı, fikir değiştirmesinin nedeni olarak Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’nın kamuya yaptığı açıklamayı gösterdi. “Doğu’da yenilgi çok ciddi olur. Bunun geri dönüşü yoktur. Kamuoyuna yapılan bu duyuru bizi bu işe bağlamıştır.. Donanma başarısız olursa, kara ordusu bu işi sonuna kadar götürmek zorundadır..”
   Kitchener daha önce donanmanın gönderilmesini önermişti. Şimdi ise orduyu gönderme kararı veriyordu. Kitchener, hiç istemediği halde, İngiltere’yi Ortadoğu’da büyük bir çatışmaya doğru adım adım çekmekteydi…

 
HMS Queen Elizabeth güvertesinden Çanakkale…

DAVID FROMKIN’in, “Barışa Son Veren Barış” adlı kitabından alınmıştır..

Leave a reply:

Your email address will not be published.