448 ) MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN ABD HEYETİ İLE SİVAS’TA GÖRÜŞMESİ..

                                      

    3 Temmuz 1919 günü, ABD Dışişleri Bakanlığından John Foster Dulles (1950’li yıllarda Eisenhower döneminde ABD Dışişleri Bakanı) ve Herbert Hoower (daha sonra ABD başkanı), Başkan Wilson’a bir telgraf göndermiş ve “Harbord Heyeti”nin ivedilikle Doğu Anadolu bölgesinde görevlendirilmesini talep etmişlerdir. 
   ABD Yakın Doğu Yardım İşleri Yöneticisi Herbert Hoower’a göre ; özellikle Doğu Anadolu’da ve Kafkasya’da kabul edilecek bir Ermenistan Mandası, ABD’nin çıkarlarına uymamaktadır. Bu koşullarda sorunu yerinde incelemek için bölgeye bir heyetin gönderilmesini Başkan Wilson uygun bulur..
   Başkan Wilson tarafından Anadolu’da ve Kafkasya’da inceleme yapmakla görevlendirilen General Harbord, o sırada 53 yaşında bir tümgeneraldir. 
   Harbord başkanlığındaki heyet 24 Ağustos 1919 günü, ABD Donanmasına ait “St.Martha Washington” gemisiyle Brest Limanından yola çıkar ve 2 Eylül 1919 akşamı İstanbul’a ulaşır..

   Bu araya ilginç bir anekdot ekleyelim.. Bunu, Cemal Kutay, “Türk Milli Mücadelesinde Amerika” adlı kitabında şöyle açıklıyor :
“General Harbord, Paris’te iken, Osmanlı İmparatorluğu eski Hariciye Nazırı Gabriel Nora Dunkyan ile Erzurum eski Mebusu Karakin Pastırmacıyan kendisiyle görüşmek üzere Amerika’dan Paris’e gelmişler ve General’i ziyaret ederek bir muhtıra vermişlerdir..”
   
   Yine İstanbul’da Harbord ile görüşen Ermeni Patriği Zaven Efendi, Amerikalı generale haritalardan rakamlara, istatistiklerden fotoğraflara, hatta yer adlarına kadar bir rapor sunmuştur..
   Bu arada Türklerden de Halide Edip, Ahmet Emin, Yunus Nadi gibi tanınmış şahsiyetlerin yer aldığı “Wilson Prensipleri Cemiyeti”, General Harbord ile yaptıkları görüşmede ; Kafkasya’ya gitmek için Batum yolunu değil Sivas yolunu tercih ederek, orada Mustafa Kemal Paşa ile görüşmesini ve olayların gerçek boyutlarını yakından incelemesini istemişler ve bunda da başarılı olmuşlardır.. Bu görüşmeyi yapan Türklerin amacı, heyetin tarafsız biçimde incelemelerini yapmasına yardımcı ve Türk yurdunun bir kısmının Ermenistan toprakları şeklinde gösterilmesine engel olmaktır..

   General ve ABD heyeti, 7 Eylül 1919 günü, İstanbul’dan demiryolu ile yola çıkar. Heyet, on beşi asker, otuz biri sivil, kırk altı kişiden oluşmaktadır. Aralarında ikisi subay, üçü sivil, beş de Amerikalı Ermeni bulunmaktadır.
   General Harbord, Türkiye’deki temaslarında tarafsızlığı sağlamak ve yanıltılmaya fırsat vermemek için bazı önlemler de almıştır. Örneğin aralarında Robert Kolej Tarih Öğretmeni Hüseyin (Pektaş) Bey olmak üzere bir-iki güvenilir Türk, tercümanlık ve rehberlikle görevlendirilmiştir..
   Harbord aynı özeni raporun imzalanmasında ve ana rapora eklenen on üç özel raporda da göstermiş ve bunların hiçbirini Ermeni asıllı heyet üyelerine hazırlatmamıştır..

   General, İstanbul Hükumetine karşı Sivas’taki Mustafa Kemal’in önemsendiğini hissettirecek bir davranışa sebebiyet vermemek için, kendisini Sivas’ta resmen karşılayacak heyette bulunmamasını, Mustafa Kemal ve Rauf Beylere habercileri aracılığıyla ima etmiştir. 15 Eylül’de heyetten bir binbaşı ve bir yüzbaşı Sivas’a gelmiş, Mustafa Kemal ve Rauf Beylerle kongre binası olan yerde görüşmüşlerdir.
   General Harbord ve heyetinin, Sivas’ta törenle karşılandıktan sonra, Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla görüşmesi 20 Eylül 1919 günü Vali Reşit Paşa’nın verdiği öğle yemeğinden sonra, bir kulüpte gerçekleşmiştir..
   O gün Sivas’ta gerçekleştirilen bu zirvenin içeriği o dönemde iç kamuoyundan tümüyle gizli tutulmuştur. Zirveden 2-3 hafta sonra, 13 Ekim 1919 günü “Tasvir-i Efkar” Başyazarı Velid Bey’in Mustafa Kemal’e gönderdiği 21 adet sorudan, General Harbord ile görüşmesinin içeriğini açıklamasını isteyen 12.soruya “gizlilik” gerekçesiyle karşılık yazılmamıştır..
   Bu dönemde İstanbul basını üzerinde sansür vardır ve özellikle dış haberler kontrol altındadır. Osmanlı Hükumeti, Fransız Havass Ajansı’nın İstanbul’daki ABD kaynaklarından aktardığı görüşme haberinin Türkçe gazetelerde yer almasını istememiştir. Bu haber ancak Rumca gazetelerde yayımlanabilmiştir..
   Amerikalı gazeteci Brown’un, Mustafa Kemal ile görüşen ilk üst düzey yabancı misyonu temsilcisi olan General Harbord’un Sivas’tan ayrıldığı gün dünyaya duyurduğu haber şöyledir :
“Türk milliyetçileri ile Amerikan Misyonu Başkanı General J. Harbord arasında Sivas’taki temaslar son bulmuştur. Danışma ve karşılıklı fikir alışverişi şeklinde olan görüşmelerde Türk milliyetçileri, mücadele amaçlarını açıklamışlardır. Türkler, Amerikan Misyonunun olayları yerinde incelemesinden çok memnun olmuşlardır. Harbord Heyetinde söz sahibi bir şahsiyet, ‘gördüklerimiz ve dinlediklerimiz ile bize anlatılanlar arasında büyük farklar var. Bu yolculuk bize her şeyi yerinde görüp iki tarafı da dinlemek gibi doğru kararı verebilmek olanağını sağladı. En doğru kararı bu şekilde alacağımıza inanıyoruz’ dedi. Heyet, Erzurum’dan sonra Türk hududunu aşarak Kafkasya’ya girecektir..”

   Sivas görüşmesi hakkında pek çok anı ve notlar vardır ama bunların içinde en doğru ve en ilginç ayrıntıları anlatan Lord Kinross’tur. Yazar, “Atatürk : Bir Milletin Yeniden Doğuşu” adlı kitabında şunları yazmaktadır :

” (Mustafa Kemal) Amerika ile ‘ağabey’ ilişkisi kurmayı yadırgamıyor gibiydi ; ancak bu ilişkinin, yalnız bir öğüt ve yardım temeline dayanmasını istiyordu. Amerika’nın otoritesini fazla duyurmasını, hele, Türkiye’nin iç işlerine karışmasını kabul etmiyordu..”

   General Harbord, ‘Şimdi ne yapmak niyetindesiniz ?’ diye sormuştur :

“Konuşmaları sırasında Mustafa Kemal, ince parmakları arasında çevirdiği bir tespihle oynamaktaydı. Bu anda sinirli bir hareketle tespihin sicimini koparmıştı. Taneler yere düşüp dağıldı. Kemal, taneleri teker teker topladı ve bunun, generalin sorusuna bir cevap olduğunu söyledi. Böylece, ülkenin dağılmış parçalarını bir araya getirmek, çeşitli düşmanlardan temizlemek, bağımsız ve uygar bir devlet yaratmak istediğini belirtmek istemişti. Harbord bu türlü bir umudun ne mantığa, ne de askeri gerçeklere uyduğunu söyledi. ‘Birtakım insanların kendi canlarına kıydıklarını biliyoruz. Şimdi de bir milletin intiharına mı tanık olacağız ?’
Mustafa Kemal, ‘Söylediğiniz doğrudur, General’ dedi.‘İçinde bulunduğumuz durumda yapmak istediğimiz şey, ne askerlik açısından, ne de başka bir açıdan açıklanabilir. Ancak, her şeye rağmen yurdumuzu kurtarmak, özgür ve uygar bir Türk devleti kurmak, insan gibi yaşayabilmek için yapacağız bunu !.’
Avucu yukarıya dönük olarak,elini masanın üzerine koydu. ‘Başaramazsak’ diye devam etti, ‘bir kuş gibi düşmanın avucu içine düşecek, ağır ve şerefsiz bir ölüme katlanacak yerde (konuştuğu sırada parmaklarını yavaş yavaş kapatıyordu) atalarımızın çocukları olarak dövüşerek ölmeyi tercih ederiz !’
Yumruğu şimdi tamamen kapanmıştı..
Mustafa Kemal’in kararlılığı, yılmazlığı,Harbord’u etkilemişti. ‘Her şeyi hesaba katmıştım, ama bunu değil,’ dedi. ‘Sizin yerinizde olsaydık, biz de aynı şeyi yapardık..’
Mustafa Kemal, Harbord’un yanında bulunanlardan bir Türk’e, kendi çevresindeki adamları göstererek, ‘İstanbul’a döndüğünüz zaman, bizden duanızı eksik etmeyin ..’ demişti..”

   İşte o Türk, ABD heyetinde tercüman olarak görevli, Robert Kolej Türkçe Okutmanı Hüseyin Pektaş, 1919 yılındaki bu tarihi zirveden elli yıl sonra, bu “çok özel” anılarını aktarmıştır..     

          

             General Harbord Sivas’tan sonra gittiği Ermenistan’da

            

        25 Kasım 1919.. Erzurum’da yetimler General Harbord’u beklerken..

KAYNAKÇA :

METİN AYIŞIĞI, “Kurtuluş Savaşı Sırasında Türkiye’ye Gelen Amerikan Heyetleri” ; KADİR KASALAK, “Milli Mücadele’de Manda ve Himaye Meselesi” ; FETHİ TEVETOĞLU, “Mustafa Kemal Paşa-General Harbord Görüşmesi, III” ; DENİZ BİLGEN, “ABD’li Gözüyle Sivas Kongresi” ; ATATÜRK’ÜN BÜTÜN ESERLERİ, CİLT 4 (1919)” ; HİKMET ÖZDEMİR, “Atatürk’ün Liderliği”

Leave a reply:

Your email address will not be published.