441 ) YENİ YIL, ESKİ TARİH !..

   

   Hayvancı Orta Asya toplumlarında koyun ve at sürülerine “yıl” kökünden “yılkı” denmesi, aynı kökten“yılsığ” sözcüğünün “servet” anlamına gelmesi, yıl sonunda doğan yavruların serveti oluşturduğunu ve zamanın döngüsel olarak anlaşıldığını ortaya koyar. 
   Germenlerde de yıl ve bolluk tek sözcükle, “ar” olarak ifade edilirdi. Fransızca’da “heureux” (mutlu) sözcüğü “heur”dan (talih, baht) gelir, bunun da kökü “heure” yani “saat”tir.
   Bilinen en eski yılbaşı törenleri, Babillilerin mart ayının sonlarında kutladıkları ve on bir gün süren bahar bayramlarıdır ve yılbaşıyla aynı gün başlar. Romalılar da yılbaşı olarak baharın başlangıcı kabul ettikleri mart ayının 25’ini benimsemişlerdi. Roma imparatorları ve üst düzey görevlileri görev sürelerini uzatmak için takvimle o kadar oynadılar ki, İÖ 153 yılında Roma senatosu takvimi yeniden düzenlemek zorunda kaldı ve yılbaşını 1 Ocak’a aldı. Takvimde bundan sonra yapılan başka düzenlemeleri düzeltmek için İÖ 46 yılında Julius Caesar bu yılı 445 güne uzatarak yılbaşını tekrar 1 Ocak’a getirdi.
   Hristiyanlığın yayılıp güçlenmesiyle Roma İmparatorluğu’ndaki yılbaşı kutlamalarına karşı Katolik Kilisesi kendi kutlama anlayışını getirmek istedi. ve 1 Ocak’ı Hz. İsa’nın sünnet günü olarak kabul etti. Ancak ortaçağda yılbaşı İngiltere’de 25 Mart’da, Fransa’da astronomik olarak 22 Mart’la 25 Nisan tarihleri arasına rastlayan Paskalya Yortusu’nda, İtalya’da 15 Aralık’da ve İber Yarımadası’nda ise 1 Ocak’ta kutlanıyordu..

  

   Amerika’da Iroquois Kızılderilileri (yukarıda) yeni yıl arifesini, maskeler ve değişik kıyafetler içinde her şeyin kırılıp döküldüğü, zamanın tam anlamıyla altüst edilmesinin bir örneği olarak kutluyorlardı. New Yorkluların arife kutlamalarını aynı çılgınlıkla sürdürmeleri sonucu, 1773 kutlamaları sonrasında yılbaşı arifesinde havai fişekler ve her türlü patlayıcı ile silahların kullanılmasını yasaklayan bir düzenleme getirilmişti.
   Philadelphia’da gelenekselleşen ve kutlamalarda başı çeken Kral Momus’un adından “Mummers Geçiti” (aşağıda) olarak adlandırılan arife kutlama yöntemi İngiliz, Alman ve İsveç geleneklerinin bileşimidir. 



   Kılık değiştirmiş biçimde kapı kapı dolaşarak para veya çeşitli ikramlar istenen geleneğin kökeninde maskeli biri (şampiyon, eski törenlerde tanrı) sahnelenen dövüş oyunuyla öldürülür ve yeniden (doktor, eskiden başrahip olarak) dirilir..
   Koç katımından yüz gün sonra çobanların çeşitli hayvan kılıklarına girerek oba oba dolaşıp türküler söyleyerek sürü sahiplerinden armağanlar aldığı “saya” adı altında toplanabilecek törenler, Trabzon’da aynı mantıkla çocukların “kalandar” (aşağıda) oyunları, Nasturilerin, kız ve erkeklerin, “Yortu Gelini” seçerek her evin kapısını çaldığı ve evlerden aldıkları yiyeceklerle pikniğe gittikleri, salıncak kurulup büyük küçük herkesin sallandığı 6 Ocak Yükseliş Yortusu, bahar bayramları yanında, kış törenlerinin de Anadolu folklorunda yer bulduğunu ve kökenlerinin Germen gelenekleriyle ortak unsurlar içerecek biçimde, çok eski zamanların evrensel anlayışına uzandığını göstermektedir. Gerçekten Çin’de de yaz gündönümünde özellikle genç kızların salıncakta sallanarak eğlenmelerine izin verilir, bu sallanış uzun ömür duasını simgelerdi..



   25 Aralık’da Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutlanan “Christmas” veya Noel günü, Kilise’nin, İsa’nın doğum gününün kutlanmasına karşı olmasına rağmen, pagan Roma’da tarım tanrısı Saturnus ve Hristiyanlığa karşı ciddi bir rakip haline gelen Mitracılığın güneş tanrısı Mitra’nın doğum günü kutlamalarına baskın çıkma gayretiyle benimsediği bir gün olarak ortaya çıkmaktadır. 337 yılında İmparator Constantinus’un vaftiz edilip Hristiyanlığı devlet dini yapmasından sonra 25 Aralık kutlamaları devamlılık kazanmış ve 354 yılında Roma Piskoposu Liberius’un İsa’nın doğum gününün kutlanabileceği kararıyla resmileşmiştir..


   Yılbaşı kutlamaları laikleştikçe, yüzyıllardır çeşitli geleneklerin birleşimiyle Noel törenlerinin parçası haline gelmiş adetler de yılbaşı adetlerine dönüşmüştür. Modern diye adlandırabileceğimiz yılbaşı kutlamalarının zaman ve biçim olarak şehirlere girip bütün toplumsal katmanlarda yaygınlaşması Fransa ve Amerika kaynaklıdır.
   Osmanlı toplumu yılbaşı kutlamalarını, 1829 yılında İngiltere Elçisi Haliç’teki bir gemide verdiği baloya kazasker, serasker gibi devlet adamlarını davet edince, diplomatik bir zorunluluk olarak tanımıştır..
   İstanbul’un gayrimüslim semti Pera’da yapılan, Müslümanların da “sessizce” katıldığı kutlamalara ilişkin gözlemler Refii Cevad, Refik Halid, Ahmet Rasim, Ercüment Ekrem’in anılarında görülebilir. 
   1926 yılında Tayyare Piyangosu’nun yılbaşı çekilişi düzenlemesinden sonra 1929’da devletin üst kademesinin verdiği Yılbaşı Balosu ile, yılbaşının kutlanacağı anlaşılmıştır… 

   YENİ YILIN HERKESE SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR VE ŞANS GETİRMESİ DİLEKLERİMLE…

 

KUDRET EMİROĞLU’nun “Gündelik Hayatımızın Tarihi” adlı kitabından alınmıştır.. 

Leave a reply:

Your email address will not be published.