431 ) TARİHİMİZDE EN ÇOK SAYGI GÖREN MUSEVİ !..

   Abraham Salomon Kamondo (yukarıda), bir dönem Osmanlı ekonomisinde önemli söz sahibi olmuş, hatta Osmanlı’da gayrimenkul edinme izni almış ilk Yahudidir.
   Borçlular taahhütlerini yerine getirmedikleri zaman ipotek alınan gayrimenkullere sahip olamayıp bunları Osmanlı uyruklu yakınları adına tescil etmek durumunda kalan Kamondo Bankasının durumu Saray’a arz edildiğinde Sultan Abdülaziz bir irade ile “Başkalarına emsal olmamak üzere Kont Avram Kamondo’nun büyük hafidi olan Avram veled Rafael Salomon’a” imparatorluk sınırları içinde gayrimenkul sahibi olma izni verilmiştir. (Bunun, daha önce verilmiş bir irade olduğu da iddia edilmektedir..)

   Bu aile Osmanlı’yı sadece ekonomik alanda değil, giyim ve yaşam tarzında da etkilemiştir. İyi giyinen ailenin her giydiği hemen moda olurmuş..
   Bugün Bankalar Caddesi’ne açılan ve Kamondo Merdiveni / Eskalaras de Kamondo olarak bilinen yeri, çocuğu okula rahat gitsin diye yaptırmıştır.
   İstanbul’da ayrıca ; Saatçi Han, Yakut Han, Kuyumcular Hanı, Lüleci Han ve Gül Han gibi binalar, çeşmeler yaptırmıştır. 
   Hasköy sırtlarında anıt mezarı vardır..


Soldan ; Abraham Salomon, torunu Nisim ve Mois Kamondo

   “Doğu’nun Rotschild’i” diye anılan Kamondo ailesi, bir süre Venedik’te ikamet ettikten sonra İstanbul’a yerleşen, İspanyol-Portekiz kökenli bir ailedir. Bu aileyle ilgili bazı kişisel bilgilere halen Viyana arşivlerinde bulunan bir gemi kiralama belgesinde rastlanmaktadır. Trieste Musevi Cemaati arşivlerinde de, 18. Yüzyılın sonunda kentin Sefarad Sinagogunun inşaatına destek olan iki Kamondo kardeşin kaydı mevcuttur..
   Camondo sözcüğünün kökeni, Fransız tarihçi Philippe Erlanger’e göre, Venedik lehçesinde “Dünya evi” anlamına gelen Ca’mondo”dur. Daha gerçekçi bir varsayım ise, Venedik civarında bu ad ile tanınan küçük bir Yahudi cemaatinin adından kaynaklandığıdır..
   1780-1785 yılları arasında, muhtemelen 1781’de, İstanbul Ortaköy’de doğan Abraham Salomon Kamondo’nun tellal olan babası Salomon-Jacob aynı zamanda Ortaköy Sinagogu yöneticilerindendi. 
   Abraham Salomon 25 Mayıs 1804’de, Hasköy’de, Hayim Sabetay Yuda Levi’nin kızı Clara ile evlendi. 1810’da tek çocuğu Salomon Rafael dünyaya geldi. 
   Kamondo, Musevi Cemaati için çok önemli işler yapmıştı. Özellikle 1826’da, Vakai Hayriye sırasında Ermeni lobisinin faaliyetlerine karşı durmuş, birbirini izleyen idamlar sırasında Cemaati ayakta tutmayı başarmıştı. 
    
   Abraham Salomon ile ağabeyi İsak’ın 1815’de kurdukları Isaac Camondo et Compagnie (İsak Kamondo ve Şürekası) unvanlı banka kısa zamanda gelişerek devrin saygın uluslararası finans kuruluşlarından biri oldu. İsak 1832’de vebadan öldüğünde, çocukları olmadığından, işin idaresi Abraham’a kaldı. Viyana Borsası, Paris ve Londra iş çevreleri ve bankalarıyla sıkı bir ilişkide olan banka, çoğunun Osmanlı İmparatorluğundaki muhabir bankasıydı..

  1840 Şam olayları sırasında İstanbul’a gelen, önemli Siyonistlerden Moşe Montefiori’yi evinde ağırlamış, saraya kabul edilmelerinde aracılık yapmıştı. 
  Ne var ki Kamondo, Avrupa’daki Musevi cemaatlerinin yapısal olarak, temelden siyasal değişimi amaçladığı bu dönemde, tam bir Osmanlı Tanzimatçısı gibi davranıyor, siyasal ve Siyonist faaliyetlerin önüne kültürel amaçlar koyuyordu. Özellikle Fransız İhtilali sonrası Avrupa’da meydana gelen kültürel değişimi gözlemleyen Kamondo, aydınlanma hareketini yüz yıllık bir tutuculuk ve cehalet içinde bulunan İstanbul Musevi Cemaatine yansıtmaya çalışıyordu. Siyonistlerin Musevi taassubunu siyasal amaçlar doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı bu sırada Kamondo, Tanzimat’ın estirdiği rüzgarlardan da güç alarak, Peri Paşa Musevi Okulu’nun programını destekliyordu. Çünkü bu okulda Türkçe’den başka Fransızca, İbranice ve Talmud okutuluyordu.. Kamondo bu okulu, batılı anlamda bir eğitim merkezi haline getirmek istiyordu. Onun bu çabalarını İstanbul’daki aydınlar ve Museviler de destekliyordu..
   
   Kamondo’nun bankası 1853-56 yılları sırasında, Kırım Savaşında, Osmanlı Devleti’nin savunma gereksinimlerini finanse etti. Osmanlı İngiltere yakınlaşmasını sağlamanın da ötesinde Tanzimat’a önayak olmuş, Mustafa Reşit Paşa’yı ekonomik gücünden gelen siyasal gücüyle desteklemişti.1860’da banka, 12/64 hisse ile, Union Financiere adı verilen bir yerli bankalar koalisyonuna katıldı. Abraham Salomon’un oğlu Salomon Rafael babasının işiyle fazla ilgilenmedi ama 1829 ve 1830 doğumlu torunları ; Abraham Behor ve Nisim büyükbabalarının bankasına katıldılar. 
   1863’de kurulan Osmanlı Bankası’na rakip olarak Kamondolar, aynı konumdaki diğer bazı Galata bankerleriyle birleşerek 1864’de 2 milyon sterlin sermayeli Osmanlı İmparatorluğu Şirket-i Umumiye’sini kurdular. 
   Böylece servetleri daha da arttı ama ne var ki 1868’de “Credit General Ottoman” bankasının kurulması, Babıali’nin dış borçlanmaya yöneldikçe iç finans durumlarını gözardı etmesi üzerine Kamondo kardeşler bankanın merkezini Paris’e taşıdılar. İstanbul’daki banka ise şube kimliğini sürdürdü. 
   1869’da aileleriyle birlikte iki kardeş de Fransa’ya yerleşti. Büyükbabaları Abraham Salomon da Paris’e yerleşince, banka, yetkili müdürlerce yönetildi ; 1872’den itibaren faaliyetini daralttı..

     

   Kamondolor, Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın ısrarıyla, 1851’de kurulan Şirket-i Hayriye’ye ortak oldukları gibi, 30 Ağustos 1869’da kurulan Dersaadet Tramvay Şirketi’nin de kurucuları arasında yer aldılar..
   Saraya ve devlete büyük hizmetlerinden dolayı Nişan-ı İftihar ve Mecidiye nişanlarıyla taltif edilen Abraham Salomon ; Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph’in düğünü dolayısıyla İstanbul’daki Avusturya kolonisini temsilen Viyana’ya giden heyete başkanlık etti ve İmparator tarafından Şövalye unvanı tevcih edildi..
   1866’da İtalya Birliği’nin kurulmasını takiben İtalyan uyruğuna geçen Abraham Salomon’a 28 Nisan 1867’de, “ailenin en büyük oğluna veraseten geçebilmek imtiyazı” ile Kont unvanı verildi..

   30 Mart 1873’de Parc Monceau’daki özel malikanesinde vefat eden Abraham Salomon Kamondo, vasiyeti gereği, Monceau Sokağı’ndaki ilk törenden sonra, Paris sefaretimizin izniyle İstanbul’a getirildi. 14 Nisan 1873 Pazartesi günü görkemli bir törenle Hasköy Mezarlığındaki, önceden yapılmış anıt mezara defnedildi…
   Cenaze töreninin yapıldığı gün borsa kapatılmış, Galata ve Haliç esnafı kepenk indirmişti. 
   “Kamondo kadar zengin olmak”, deyimi dönem Yahudileri arasında yerleşmişti..
   Cenazesini biri piyade, diğeri bahriyeli iki müfreze takip ediyor, Saray Bandosu cenaze marşını çalıyor, Osmanlı Devlet ricali, diplomatlar, dini misyon temsilcileri ve Musevi cemaatinden büyük bir kalabalık cenaze arabasının peşinden yürüyordu.
   Yaşadığı dönemde büyük bir cehaletin ve yoksulluğun içine gömülmüş Yahudilerin eğitimi için büyük çaba göstermiş ama bu çabaları bağnaz hahamlar tarafından engellenmeye çalışılmıştı..
   1862 yıllarının sonlarına doğru, Musevi Cemaatinin tutucu dindar kesimlerinden Kamondo’ya karşı saldırılar başlamıştı. Haham İzaak Akriş ve Salomon Kamhi, fakir Musevilere karşı yaptıkları konuşmalarda Kamondo’nun, bu okulda Musevi çocuklarına Hristiyanlık propagandası yaptırdığını ve çocukları din ve iman yolundan ayırdığını iddia ediyorlardı. Akriş, Kamondo’nun “aforozu” gerektiren bir suç işlemekte olduğunu belirtiyor, fakir ve cahil Musevileri kışkırtıyordu. Bir süre sonra da Akriş’ten korkan Museviler, çocuklarını okula göndermemeye başlıyorlardı. Ayrıca Haham Akriş, şahsen Kamondo’ya giderek “Yahudi ulusundan aforoz edildiğini” bildiriyordu !.. Bunun üzerine harekete geçen Kamondo ekonomik ve siyasi gücünü kullanarak Akriş’i tutuklatıp hapse attırıyordu. Haham Akriş, Eyüp’teki İplikhane Hapishanesinde adi suçluların yanına konulunca diğer tutucu Musevi liderler, kutsal bir kişinin düştüğü bu durumu duyurarak alt tabakayı harekete geçiriyorlardı. Kışkırtılan Museviler o Cuma günü Eyüp Sultan’a giden Sultan Abdülaziz’in yolunun üzerinde toplanıyor ve sayıları binleri aşıyordu. Sultan onlarla konuştuktan sonra Akriş’in derhal serbest bırakılmasını buyuruyordu. Bunun üzerine Cemaat Kamondo ile aforoz kararını kaldırıyordu… Fakat bu olaydan sonra Kamondo etkinliğini kaybediyor ve sonunda, 1870 yılında Paris’e göç ediyordu..

   Onunla ilgili olarak, arkasında şu söz kalıyordu :      

“Yahudiler Osmanlı topraklarına geldiklerinden beri, Osmanlı topraklarında yaşadıkları o altı yüz yıl boyunca, hiçbir Yahudi’ye bu kadar saygı gösterisinde bulunulmamıştı..”  

   Kont Abraham Salomon Kamondo’nun anıt mezarı Hasköy mezarlığının ortasında ve yanında bir de dua odası bulunurken, 1952 yılında, E-5 çevre yolunun açılamasıyla istimlak edilen alan nedeniyle bugün Şişli’den Haliç köprüsüne giderken sağda hafif yüksekte kalmaktadır. 
   Boyu 10,5 metre, eni 9 metre, yüksekliği 5 metre olan anıt mezarın, çeşitli yıllarda yapılan tüm tamirat ve restorasyonlara ve alınan önlemlere rağmen mermer, demir ve kurşunları çalınmış, dış mimarisi tahrip edilmiş, pencereleri açılmış, içine duvar ve ranzalar inşa edilerek evsizlere gecelik olarak kiralanmıştır !..
   17 Mart 1988 tarihli restorasyon projesi Türkiye Hahambaşılığı bütçesini aştığından, uygulanamamıştır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 22 Mart 1991 tarih ve 2570 sayılı kararıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından projelendirilmiştir.. 

MARIO LEVI’nin “İçimdeki İstanbul Fotoğrafları” kitabından ve MURAT ÇULCU’nun “Marjinal Tarih Tezleri” kitabından alıntı yapılmıştır..

  
   

Leave a reply:

Your email address will not be published.