413 ) ANKARA’NIN TAŞINA BAK !…

  

   13 Ekim 1923 günü bir tasarı, TBMM’de oy çokluğuyla, 27 sayılı karar olarak kabul edildi. Kararın sadeleştirilmiş metni şu şekildeydi :

“KARAR NO.27 : Ankara şehrinin Türkiye Devleti’nin başkenti olmasına ilişkin Malatya Milletvekili İsmet Paşa Hazretlerinin 2/188 sayılı yasa önerisi üzerine, Anayasa Komisyonunca düzenlenen 10 Ekim 1923 tarihli mazbata 13 Ekim 1923 tarihli 35. Birleşimin 2. oturumunda okunarak olduğu gibi kabul edilmiş ve Ankara şehrinin Türkiye Devleti’nin başkenti olması büyük çoğunlukla kararlaştırılmıştır.”

   İşte bu kararla Ankara resmen başkent olmuştu. Karar, beş ay kadar sonra, 1924 Anayasasının 2. Maddesinde şu şekilde yer aldı :

“Türkiye Devleti’nin dini din-i İslam’dır ; resmi dili Türkçe’dir ; makarrı (başkenti) Ankara şehridir.”

   Ankara’nın başkent oluşu, yabancı elçilikler konusunu gündeme getirdi. Cumhuriyet’in ilan edildiği sırada, Ekim 1923’de, Ankara’da yalnız Afganistan ve Sovyet Büyükelçilikleri vardı. Bir de Mougin adlı bir Fransız Albayı, bir tür temsilci sıfatıyla Ankara’da oturuyordu. Öteki yabancı diplomatik temsilcilerin hemen hepsi İstanbul’daydı. Şimdi bunların hepsinin, Devletler hukukuna göre, başkente taşınmaları gerekiyordu. İstanbul artık sadece bir il merkeziydi..

   

   İngiltere, aylar öncesinden işe koyulmuş, başkent Ankara’ya karşı cephe almaya hazırlanmıştı. Ayrıca, bir de ortak cephe oluşturmaya çalışıyordu. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon (üstte solda), 24 Ekim 1923 günü Paris, Roma, Washington ve Tokyo Büyükelçiliklerine gizli bir şifre ile talimat gönderdi ve Müttefiklerin Ankara’ya karşı anlaşıp birlikte hareket etmelerini istedi : 
“Ankara’nın Türkiye’nin başkenti olarak seçilmesi kesinleşmiş olduğundan, Türkiye’de diplomatik temsilcilik sorununun Müttefiklerce yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir..”
“Majesteleri Hükumeti, antlaşmanın (Lozan) onaylanmasından sonra İstanbul’a bir büyükelçi göndermeye hazırdır ; yeter ki, büyükelçiye, Türk Hükumetinin İstanbul’daki bir temsilcisi ya da büyükelçinin Ankara’daki bir temsilcisi aracılığıyla, Türk Hükumetiyle iş görme kolaylığı sağlansın. Majesteleri Hükumeti, her halükarda Ankara’ya bir büyükelçi göndermemeye kararlıdır..” 
“Nezdinde bulunduğunuz hükumetin, Majesteleri Hükumetinin bu görüşlerini paylaşıp paylaşmadığının … bildirilmesini rica ederim.”
  3 Kasım 1923 günü, Dışişleri Bakanlığının İstanbul’daki temsilcisi Dr. Adnan (Adıvar) Bey’e, İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser Vekili Mr. Nevile Henderson (yukarıda sağda), “Majesteleri Hükumeti, Ankara’da en küçük bir ev bile yapmak niyetinde değildir” diyordu..
  Henderson’a göre, bugünkü BMM’nin iki yıllık ömrü vardı ve dolayısıyla  Ankara’nın başkentliğinin de iki yıl süreceğini ileri sürüyordu ! Dışişlerine gönderdiği mesajın sonu şöyle idi : “Majesteleri temsilciliğinin Ankara’ya taşınması, Türk Hükumetini ve Mustafa Kemal’i elbette çok memnun edecekti. Ama bu taşınma, Majesteleri Hükumetinin tatsız ve aşağılayıcı bir taviz vermesi anlamına gelir, kanısındayım..”

   

   Nevile Henderson tarafından Londra’da hazırlanan, 30 Mart 1924 tarihli raporda da, Ankara’ya, büyükelçi gönderilmemesi gerektiği yazıyordu. Bu rapor, Dışişleri Bakanından ve başbakandan geçerek Kral V.George’a kadar çıktı. Kral George, 5 Nisan 1924 günü, “Windsor Castle” başlıklı kağıda buyruğunu şöyle not ettirdi ve altına parafını koydu :
“Bu önerileri şartlı olarak onaylıyorum :
1- İyice bilinsin ki, ikametgahı İstanbul’dan Ankara’ya taşınırsa, Türkiye’deki İngiliz misyonu elçilik derecesine indirilecektir. 
2- Ankara’da yalnız diplomatik sekreterlik ve personeli için değil, aynı zamanda, oraya periyodik ziyaretlerde bulunacak olan büyükelçi ve maiyeti için de elverişli ve yeterli olacak bir bina yapılsın.”

   1 Mart 1925 günü, İngiltere ve İtalya Büyükelçileri, İstanbul’daki Türkiye Dışişleri Delegesi Nusret Bey’e, aynı mealde birer nota verdiler. Fransa Büyükelçisi de aynı doğrultuda sözlü bir bildirimde bulundu. Her üçü de, büyükelçilerin Ankara’da değil, İstanbul’da oturacaklarını resmen Türkiye’ye bildirdiler. 
   İngiltere Büyükelçisi Lindsay (yukarıda sağda), İstanbul’da bu notayı verdikten sonra, 15 Mart 1925’de Ankara’ya geldi ve ertesi gün Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya güven mektubunu sundu. Ankara’da dört gün kaldıktan sonra İstanbul’a dönerken, 19 Mart günü, Türk Hükumetinin cevabi notası (DBA-Müt 8/17) kendisine elden verildi :
“Ekselans,
Britanya Kralının ve Hükumetinin Türkiye’deki diplomatik temsilciliğini bir büyükelçiye tevdi etmek niyetleriyle ilgili olarak Ekselanslarının Nusret Bey’e vermiş oldukları 1 Mart tarihli notaya karşılık, aşağıdaki düşünceleri bilginize sunmakla onurlanırım.
Önce, Türkiye’de bir büyükelçi tarafından temsil edilmek kararlarından dolayı Britanya Majesteleri Hükumetine teşekkür ederim. 
Devletler hukuku ilkelerine ve uluslararası teamüle göre, krallarını ve hükumetlerini Türkiye Cumhurbaşkanı katında doğrudan temsil edebilmeleri için Büyükelçilerin ancak Türkiye’nin başkenti olan Ankara’da resmi ikametgahları olabilir.
Bundan başka, yabancı misyon şeflerinin hükumetlerini ilgilendiren konularda doğrudan Dışişleri Bakanı ile iş görmeleri arzu edilir ve bu her iki ülkenin yararına olur.
Bu genel kuralın Türkiye için değiştirilmesine hiçbir neden ve olanak yoktur. 
(….)                                    (İMZA) DR. RÜŞTÜ “  

   Bu nota üzerine Büyükelçi Lindsay, Londra’ya şunu önerdi :
“Büyük devletlerin yapacakları tek şey direnmek.. Eğer üç büyük devlet direnişlerini gevşetmezlerse, öteki devletler de yan çizemezler kanısındayım. Şu halde en önemli nokta cephe birliğidir..”
  Lindsay, bu direniş sonunda Mustafa Kemal rejiminin devrilebileceğini bile ima etti : 
“Bu ortak direnişle ne elde edilecektir, sorusu akla geliyor.. Direnmekle herhalde zaman kazanmış oluruz ve bu tek adam rejiminin ne kadar ömrü olduğunu kimse söyleyemez..” (FO 424/262, s.129-130, No.129 : Lindsay’den Chamberlain’e rapor. 24.5.1925, No.224)

   Karşılıklı notalaşmalar biraz daha devam etti ve sonunda durdu.. Taşınma işi zamana bırakıldı. “Ortak cephe” zamanla gevşemeye yüz tuttu. Yabancı devletler arka arkaya, Ankara’da elçilik, büyükelçilik binaları yaptırmaya, birer ikişer Ankara’ya taşınmaya başladılar. Sert tavırlarıyla tanınan Lindsay bile giderek ağız değiştirmeye başlamıştı. Kasım 1925’de Ankara’ya gelince şu raporu hazırladı :
“Önemli bir konuda eski görüşümü değiştirmem gerek. Başkent olarak Ankara’nın kaderi, bugünkü rejimin kaderine sıkı sıkıya bağlı. Son raporlarımda da belirttiğim gibi, rejim gittikçe güçlendiğine ve yerine oturduğuna göre, Ankara şehri, haklı olarak yarı sürekli başkentlikten daha fazlasını ümit edebilir..” (FO 424/263/E.7370, s.60-61, No.22 : Lindsay’den Chamberlain’e rapor, 23.11.1925, No.865)

   Lindsay’in yerine atanan yeni Büyükelçi Sir George Clerk, 22 Kasım 1926’da güven mektubunu sundu. O, başkent Ankara konusunda selefi gibi önyargılı davranmadı. Daha tarafsız, daha gerçekçi bir tutum izledi. Onun zamanında İngilizler, Ankara’nın gerçekten başkent olduğuna ve başkent kalacağına inanmaya başladılar..
   1925’de İstanbul’da 18, Ankara’da ise 4 diplomatik temsilcilik vardı. Ertesi yıl Ankara’daki temsilcilik sayısı 8 olmuştu.. “Direniş Cephesi” 1927’de tamamen çözüldü..
   İngiliz Büyükelçi Clerk’in 1928 yılındaki yeni raporu şu şekildeydi :
“…Ankara’da elçilik ve büyükelçilik binaları yapımında sürekli bir ilerleme var. Almanya Büyükelçiliği için irili ufaklı yedi bina hızla yükseliyor, 1928 sonbaharında faaliyete geçecek.
Polonya elçilik binası tamamlanmak üzere. Fransa ve ABD, bina yapmak üzere arsa almaya uğraşıyorlar. Romanya, Avusturya elçilikleri ve daha birçok elçilik, Ankara’da yer kiraladılar..
Genel olarak başkente taşınma eğilimi gittikçe artıyor..” 
(FO 424/268/E.709, s.36-37, No.17, 15.2.1928 tarihli 102 No’lu yazı)

   1928 yılında İtalya, İngiltere’nin itirazlarına aldırmayarak, Ankara’da büyükelçilik binası yaptırmaya başladı. Fransa, büyükelçilik binası yaptırmak için Yakup Kadri Bey’in bağını seçti. Türkiye Maliye Bakanlığı tarafından sahibinden satın alınan bağ, Fransa’ya hibe edildi.
   Ankara’ya taşınmayan yalnız İngiltere kalmıştı. Büyükelçi Clerk, ilk defa 1929 yılında, Kralın doğum yıldönümü resepsiyonunu resmen Ankara’da düzenleyince Ankara’yı başkent olarak tanımış oldu..
   İngiltere, Clerk’in büyükelçilik dönemi olan 1926-1933 yılları arasında Ankara’da büyükelçilik binası yaptırdı..

   Ankara’da, Genelkurmay Başkanlığı karşısında, mermer üstüne kazınmış bir yazı vardır. Atatürk’ün sözleridir bunlar ..
“ANKARA MERKEZ-İ HÜKUMETTİR VE EBEDİYEN MERKEZ-İ HÜKUMET OLARAK KALACAKTIR !”


  

Leave a reply:

Your email address will not be published.