408 ) BİR HÜKUMET DARBESİNİN ARDINDAN..

     Fahri Perin’in kitap haline getirdiği Cemal Paşa’nın 1913-1922 yılları arasındaki anıları, tahmin edileceği üzere, birbirinden ilginç bilgilerle dolu..
    10-23 Ocak 1913 tarihleri arasında yapılan hükumet darbesinin (Babıali Baskını) ardından, 23 Ocak 1913 günü Sadrazam olan Mahmud Şevket Paşa, aynı gün, Cemal Paşa’yı İstanbul Muhafızlığı görevine getiriyor. Darbe esnasında öldürülen Harbiye Nazırı Nazım Paşa’nın (yanda)  cenazesi ise bu sıralarda Sadaret Seryaveri odasında bulunmaktadır..
   Dahiliye Nazırı Talat Bey ile Cemal Paşa, kısa bir görüşme sonucunda ; Nazım Paşa’nın cenazesinin Gülhane Hastanesine nakledilmesini, Kamil Paşa ile Şeyhülislam Cemaleddin Efendi’nin evlerine gönderilmesini, aleyhlerinde ihtilalcilerin nefret ve intikam besledikleri Dahiliye Nazırı Reşit ve Maliye Nazırı Abdurrahman Beylerin bir-iki gün İstanbul Muhafızlığında misafir edilmelerine karar verirler…
   24 Ocak 1913 günü Nazım Paşa’ya bir cenaze töreni yapılır. Cemal Paşa, törenin çok parlak olması için bilhassa özen gösterir.. İstanbul’da bulunan bütün büyük rütbeli subaylar, bakanlar, mülkiye memurları, yabancı devlet temsilcilerinin cenazeye katılmaları için ısrarcı olur. 
   Cenaze günü sıkıntılı bir hava vardır.. Bulgarlar Çatalca önünde, Yunan donanması Çanakkale Boğazını kapatmış, büyük devletlerin savaş gemileri her an İstanbul’u işgal edecekmiş gibi hazır, Beşiktaş önlerinde demirlemiştir..
   Cemal Paşa, cenazenin arkasındaki kortejde, Fransız Askeri Ataşe Binbaşı Maucorps ile yan yana yürümektedir.. Kortej tam Ayasofya Meydanına gelmiştir ki, ona şöyle der :
“Bakınız aziz dostum, bu cenazenin tek sorumlusu siz Avrupalılarsınız. Tembellik ve esaretten kurtulup insan gibi yaşamak için mücadele alanına atılmış olan Türk milleti hakkında iftira ettiniz ; haksızlıklar, bu cenazeye sebep olmuştur. Daha bugünkü gibi cenazeler izleyeceğinize ve belki yarın benim cenazemin arkasından yürüyeceğinize emin olunuz !..”
   Cemal  Paşa ayrıca, nezaketen, Fransız entrikalarını es geçerek İngiliz, İtalyan ve özellikle Rus entrikalarından ve bunların memlekette sebep olduğu karışıklıklardan bahseder :
“Balkan ittifakının bu entrikalardan doğmuş olduğunu ve bugün bizi kurtarmak Fransa ve İngiltere’nin en ufak bir işaretiyle başarılacak iken, yalnız bundan sakınmak değil, hükumet başkanları vasıtasıyla büyük iftiralar üretmekten çekinmediklerini ve bu tecavüzler karşısında ne yapacağını tayin edemeyen zavallı Türklerin içeride birbirlerini boğazlamaktan başka ellerinden bir şey gelmeyeceğini, bir şekilde anlattım.. İngiliz Askeri Ataşesi Tyrell, konuşmamıza kulak kabartıyordu fakat yanımıza yaklaşmıyordu !..”
   Fransız Askeri Ataşesi Maucorps, Cemal Paşa’nın, “samimiyetinden şüphe etmediği” bir tarzda, Haklısınız ..”der..

                          

   Hükumet darbesi günü polis tarafından tutuklanıp gerek Merkez Kumandanlığına götürülen gerekse İstanbul Muhafızlığında misafir edilenler için, Sadrazam Mahmud Şevket Paşa ve Talat Bey’in verdikleri karar uyarınca, tutukluların aleyhlerinde şiddet politikası izlenmemesi, bilakis dostluk tesis edilmesi yoluna gidilir..
   Cemal Paşa’nın tavsiyeleri sonucu ; Abdürrahim Bey, Reşit Bey ve Cemaleddin Efendi, İstanbul’dan ayrılırlar.. 
   Diğer tutuklulardan Ali Kemal Bey (yukarıda solda) Avrupa’da bir memuriyet ister. Doktor Rıza Nur (yukarıda sağda) ise, Paris’te tıp tahsili için yeterli aylık rica eder. Gümülcineli İsmail Hakkı Bey, serbest bırakıldığı takdirde hükumete karşı hiç muhalefet etmeyeceğine dair namusu üzerine yemin eder.
   Cemal Paşa, Rıza Nur’un eğitim masraflarını sağlar, onu Paris’e ; Ali Kemal Bey’i ise, yol masrafları da karşılanarak, Viyana’ya gönderir..  
   
   Ali Kemal Bey’den Cemal Paşa’ya yazılmış üç mektup vardır. Bunların ilki şu şekildedir :
“Viyana, Otel Metropol, 17 Şubat 1913

Çok Lütufkar Efendim Hazretleri,

Lütufnamenizi aldım. Yolluk bakiyesi olarak gönderdiğiniz 1.090 franklık çek de bağlı idi.. Teşekkür ederim.
Hislerinizin temizliğini, fikirlerinizin selametini takdir etmemek elimden gelmez. Teessüf ettiğim, gerek zatıalinizin ve gerek zatıaliniz gibilerin daha dört sene evvel bu mevkide bulunmayışları, bu işlerle meşgul olmayışlarıdır. Çünkü, öyle olsaydı, bu memleket birçok yararsız, hatta tehlikeli nifaklara haksız yere maruz kalmazdı. Belki de bazı felaketlere uğramazdı. Ne ise, geçmişi bırakalım.. Muhatabım hem namus, hem irfan sahibi bir asker olduğu için, size şifahen arz ettiklerimi, yazı ile tekrar eylerim..
Vatandaşlarımdan hiçbir ferde zerre kadar düşmanlık besleyenlerden değilim. Şimdiye kadar yazdıklarım, yaptıklarım ; bana karşı haksız yere yapılan saldırılara, yaradılışım gereği, şiddetlice bir yazı yoluyla karşılık vermekten ibarettir..
Esasen bu anlaşmazlığın sebebi ne fikir, ne de başka bir manevi endişedir. Bununla birlikte Nazım, Cahit, Babanzade Beylerin ya anlamsız bir kinleri, ya da kıskançlıklarıdır..
Kalem rekabeti, özellikle memleketimizde, her rekabet gibi çirkin ve adidir. Vaktiyle Halet Efendiler, Akif Paşalar bu yolda birbirlerini astırmak için çaba sarf ederlermiş.. Naci Efendiler, Ekrem Beyler de bir nesil önce, birbirlerine bu kadar düşmandılar. İşte biz de o yolun yolcusuyuz. Yoksa emin olunuz ki, devrimimizin başlangıcında bu aciz kulunuz da İkdam’da İttihat ve Terakkinin en ciddi hizmetkarı ve isteyeni idim..
Cevat Bey’in ricasına binaen, dünden beri İkdam’a yazı yazmaya başladım. Bu yazılarda yukarıda arz ettiğim meslekten ayrılmayacağıma, artık asla ihtiraslara kapılmayacağıma kanaat buyurunuz. Memuriyete tayinimden itibaren ise, bittabi siyasetten büsbütün çekilerek yalnız ilmi, edebi ve tarihi yazılar yazmak mecburiyetindeyim..

Ali Kemal “   

 Cemal Paşa
 

         Nazım Paşa          

 Babıali Baskını

Enver Paşa

Leave a reply:

Your email address will not be published.