400 ) KOMÜNİZM DİYE DİYE !…

  

   TBMM’de komünizme karşı cezaların ağırlaştırılması için yapılan görüşmeler sırasında şu, bir kere daha anlaşıldı : McCarthy’ciliğin,sadece ABD Kongresi’nde değil, Türk Parlamentosu’nda da yandaşları çoktu. Hatta, aralarında “McCarthy’den de daha McCarthy’ci” olanlar az değildi !…
   Ankara’da TBMM’nin 19 Kasım 1952 günkü kapalı oturumunda Askeri Yargıç Şevki Mutlugil’in konuşması üç buçuk saat sürdü. Ama kapalı oturum, o konuşmadan sonra hemen bitmedi. Çünkü bazı milletvekilleri de, Başbakan Adnan Menderes de, kapalılık süresi içinde bazı şeyler söylemek istiyorlardı..
   Söz alan milletvekillerinden biri Şevket Mocan’dı. Komünizme karşı cezaların azlığını belirtmek için bazı örnekler verdi. “Vatan hainliği” tezini işledi. “Komünizmin Türkiye’yi Moskova’ya bağlamak isteyen bir ihanet olduğundan hiçbirimizin şüphesi yoktur..” dedi.
   Söz isteyen bir diğer milletvekili ise CHP’liydi. Son araseçimde yeniden seçilerek Meclis’e gelmiş olan eski milli eğitim bakanı Reşat Şemsettin Sirer’di. (Yukarıda solda) Mutlugil’in Köy Enstitüleri ile ilgili sözlerine takılmıştı. Bununla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’ye bir soru sormak istiyordu.
   Önce sanıldı ki, soracağı soru askeri yargıcın iddialarına karşı, partisinin hükumetleri tarafından 1941’de kurulup geliştirilen enstitülerin geçmişini savunmak içindir..
   Hayır.. Sorusunu açıklayınca, amacı anlaşıldı. Köy Enstitüleri’nin geçmişini değil, Hasan Ali Yücel’den sonraki kendi bakanlık döneminde kendi yaptıklarını savunmak istiyordu !.. Yani, “daha önceki dönem kötüydü, ben onu düzelttim” demeye getiriyordu. 
   Sorusu şuydu : “Bugünkü iktidar, Köy Enstitüleri’ni uzman arkadaşımızın tasvir ettikleri şekilde mi bulmuştur, yoksa o hal, çok daha evvelki devirlere mi aittir ? Burada açıklamalarını rica ediyorum..”
   Sirer’in açıklama yapmasını istediği hükumet üyesi, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri idi. Ama hükumet adına söz talebi Başbakan Adnan Menderes’ten geldi.
   Menderes, belli ki bunu, muhalefete bir gol atma fırsatı olarak bizzat değerlendirmek istemişti. Konuşmasına Reşat Şemsettin Sirer’e iltifat ederek başladı. Sonra Sirer’in CHP’nin milli eğitim bakanı, kendisinin de muhalefetteki Demokrat Parti’nin milletvekili olduğu dönemden bir anısını anlattı..
   Buna göre Menderes, sadece İsmet Paşa’ya hücumları ile değil, “komünist avcısı” olarak da ünlü – Ahmet Gürkan’ın bir köy enstitüsüyle ilgili şikayetlerini, zamanın milli eğitim bakanı Sirer’e kendisiyle özel bir konuşma yaparaknakletmişti. Sirer de Menderes’e hak vermişti.. 
   Menderes, o zaman Sirer’in kendisine söylediklerini şöyle özetliyordu :
“Kendileri bu Köy Enstitüleri’nin ne kadar fena maksatla kurulmuş olduklarını, bu fena maksadın izlerini ve neticelerini silip ortadan kaldırmak için büyük gayretler sarf etmekte olduklarını ve fakat bu işin gizli açık birçok taraftarları ve himaye edicileri bulunduğu için büyük müşkülat içinde bulunduklarını bana ifade etmişlerdi. Bu sözleri kendilerinin de hatırlayacaklarını tahmin ederim..”
   Sonra da şu sözlerle Sirer’i kürsüye davet etti :
“Eski bir milli eğitim bakanı olarak ve Köy Enstitüleri’nin feci halinin ıstırabını ruhunda duymuş olan bir arkadaş olarak yüksek kurulunuzu aydınlatıcı bilgiye sahip olduklarını tahmin etmekteyim. Kendilerinden bu hatıralarını burada tazelemek üzere izahat vermelerini rica ediyorum..”
   Menderes golünü atmıştı !..

 

   Köy Enstitüleri’nin “fena maksatla” kurulup yönetildiği iddiasını bizzat CHP’li bir eski milli eğitim bakanının ifade ettiğini ve bundan acı acı şikayet ettiğini bildirmişti.. Bunu yaparken, iki kişi arasında geçen bir konuşmayı naklederek Sirer’i harcamıştı ama, bundan rahatsızlık duymamıştı. Ayrıca bununla, CHP grubunun içine öyle bir bomba atmıştı ki, grubun bundan doğan hasarı tamir etmesi kolay olmayacaktı..
   Reşat Şemsettin Sirer ne yapsın ? Gerçi, Köy Enstitüleri’nin kendi bakanlığından önceki durumunu, kendi partisi içinde de eleştirdiği herkesçe biliniyordu. Bakan olduktan sonra da enstitülere ilk darbeleri vuran oydu,bu da
biliniyordu. Ama enstitüleri bir muhalefet ileri geleniyle yaptığı bir özel görüşmede bu ölçüde çekiştirdiği bilinmiyordu..
   Kendisinden önceki bakan arkadaşı Hasan Ali Yücel’in ve ekibinin enstitüleri kurma amacının “fena” olduğunu, bu fenalığı himaye edenlerin çok olduğunu, kendisinin bunlarla mücadelede “büyük zorluk” çektiğini söylemiş olabileceği tahmin edilmiyordu..
   Sirer, ister istemez söz aldı. Yaptığı konuşma, sorduğu sorudan daha da talihsiz oldu. Köy Enstitüleri, CHP’nin eseriydi. CHP iktidarı, bir zamanlar bununla gurur duyardı. Sirer kendisini haklı çıkarmaya uğraşırken Köy Enstitülerinin “fenalıklarını” DP’lilerden daha da suçlayıcı sözlerle vurguladı. Kendisinin bunlarla ilk mücadele eden siyasetçi olduğunu, Menderes ve arkadaşlarının o zamanlar o “fenalıkların” farkında olmadıklarını, bunu kendi mücadelesinden sonra söyledi..
   Bunların baş sorumlusu olarak, o zamanki İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u gösterdi. DP’lilerin yerlerinden “Tonguç Baba” sesleri yükselince, o deyimi o da benimsedi. Ama Tonguç’a karşı, İsmet Paşa’yı savunurken, DP’lilere yeni bir koz daha verdi :
“Evet, Tonguç Baba. Bütün hüsnüniyet sahiplerini, bütün iyi niyet sahiplerini kandırmıştı. Ama benim işe el koymamdan sonra onlar da durumu anladılar. Ben Tonguç Baba’yı defederken hiçbir direnişle karşılaşmadım. İcraatımız devam ederken 500 kişilik kadrodan 400 kişiyi ayırırken hiçbir taraftan güçlük görmedim..”
   Bu, Menderes’e yeni bir koz daha vermekti.. Başbakan Menderes bir kez daha söz aldı. Sirer için, biraz da alayla karışık, övücü sözler söylemeyi gene ihmal etmedi. Ama arkasından şunları da ekledi :
“Ben Tonguç Baba’yı uzaklaştırırken ve bu 400 kişiyi buradan söküp atarken, herhangi bir güçlükle karşılaşmadım, dediler. Gaflete bakınız arkadaşlar. Maksadım tenkit değil, fakat geçirdiğimiz dönemleri bir kere daha göz önünde hızla canlandırdıktan sonra gelecek için ibret almak maksadıyla arz ediyorum, bu 400 kişi oraya nasıl girmiş ?.. Birçok insanlar bu dönemde nasıl kandırılmışlardır ?.. Asıl üzerinde durulması gereken mesele işte buradadır arkadaşlar…” 
   Böylece Meclis’in “komünizm tehlikesi”ne karşı gizli servislerin gizli bilgilerini öğrenmek üzere yaptığı gizli toplantıda, CHP’li bir eski bakanın attığı top kendi kalesine girdi..
   DP’liler, başbakanlarını şiddetle alkışladılar…
   Bundan en fazla memnun olan da tabii, üç gün önceki açık oturumda, CHP’ye aynı konuyla ilgili olarak hücum edip CHP’lilerin Meclis’i terk etmelerine neden olan milletvekili şair Nihat Asya idi.. Onun da amacı CHP’ye veryansın etmekti ama, bunu çok acemice ve kabaca yapmıştı. Olayın büyümesi, Menderes’in müdahalesiyle önlenmişti. Sonra da CHP’lilerin Meclis’e geri dönmeleri sağlanmıştı. 
   Bu defa ise, CHP’lilerin kendilerine haksız bir saldırı olduğunu öne sürebilecekleri bir durum yoktu. Çünkü CHP’yi güç duruma sokan soruyu sorup konuşmayı yapan milletvekili zaten CHP’liydi !.. Menderes ise, CHP’nin geçmişiyle ilgili bir eleştiriyi kendisi yapmamış, bir CHP’liye yaptırmıştı. Başta grup başkanvekili Faik Ahmet Barutçu olmak üzere, CHP’liler gerek Menderes’in gerek Sirer’in konuşmalarını sessizlik içinde izlediler….

     Solda Tonguç, sağda Yücel


ALTAN ÖYMEN’İN “ÖFKELİ YILLAR” KİTABINDAN ALINTIDIR…          

Leave a reply:

Your email address will not be published.