ÇILGIN AMA BAHTSIZ PROJE

    Bugünkü gazeteler “çılgın proje” nin Ruslar tarafından yap-işlet-devret modeliyle yapılabileceğini yazıyorlar. Aslında tarihimizde başka çılgın projelerimiz de olmuştu ama bu projenin yeri Rusya idi !..
   Don ile Volga Nehirleri arasında bir kanal açılması fikri sadrazama hükümetteki defterdarlardan Çerkez Kasım Bey’le yaptığı bir konuşma sırasında gelmişti. Bu kişi, söz konusu bölgelerde durumdan başka, arazinin yapısını, uzaklıkları, iklim koşullarını, nehirlerin karakterini ve yapılması gereken çeşitli çalışmaları biliyordu. Kasım Bey bunun üzerine Kefe (Feodosia) Sancakbeyliğine atandı ve deneyimlerini doğrulamak ve çalışmaların yapılacağı mevkileri seçmekle yükümlü bir uzmanlar heyetiyle harekete geçti.
   Türk Kaptan-ı Derya’sı Müezzinzade Ali Paşa, toplar, cephane, yiyecek maddeleri, at nalları, steplerin iklimine uygun çiviler, bunlardan başka binlerce çapa, kazma, kürek ve çeşitli araç gereçle yüklü, kalabalık bir gemi filosu hazırladı. Astrahan’a yapılacak saldırı için 20.000 sipahiyle 3.000 yeniçeri ayrıldı. Bunlara 30.000 Tatar atlısı katılacaktı. Ayrıca binlerce Moldovyalı köylü kanal kazılarında çalışmaya gönderildiler. On kadar yeniçeri birliği de Kefe’de karaya çıkartıldı.
   Bu planın çok iyi hazırlandığı ortadaydı, ama yöre halklarına güvenerek bu muazzam girişime atılan sadrazam, bu kez bunların derin duygularını yanlış hesaplamıştı. Sokollu’nun girişimi bir fiyaskoyla sonuçlandı. Tatar Hanı, Karadeniz’le Hazar Denizi arasında bir yol açılmasının Türklerin buralarda giderek daha fazla kalabalıklaşmaları sonucunu yaratmasından ve bölgenin padişahın egemenliğine girmesinden çekiniyordu.
   Rehberlik yapan Tatarlar, Türk askerleriyle işçilerini kasıtlı olarak steplere ve bataklıklara sürüklüyor, Türkler de izledikleri yolun onları, çekici hiçbir yanı olmayan, korkunç, açıkça düşman ve hiçbir dönüşü olmayan  bir memleketin derinliklerine götürdüğü izlenimine kapılıyorlardı. Kanalın açılması ve Astrahan kuşatması bu nedenle geç başladı. Aşağı yukarı bu devirde İstanbul yangını ve Venedik Tersanesi’ nin yandığı haberleri padişahın çevresinin tüm dikkatini o yöne çevirdi. Öyle olunca, başkentte devletin temel direkleri acımasız bir kayıtsızlık örneği göstererek, Don Nehri ile Hazar Denizi arasındaki steplerde tıkılıp kalan binlerce  insanını düşünmüyordu bile.
   Tüm girişimi yöneten inatçı Kasım Bey, sadrazamın güçlü desteğinden uzaktan uzağa emin olduğundan üç ay dayandı. Vakanüvislere inanılırsa, bu süre içinde kanalın üçte ikisi kazılmış, top ateşine tutulmuş, Astrahan duvarlarına da gedikler açılmıştı. Kışın ilk belirtilerinde aralarına sızmış ajanların, casusların ve Tatar isyan kışkırtıcılarının söyledikleri akla yakın gelmeye başladı. Bunlar, Türk asker ve işçilerine bu kuzey ülkelerinde kışın dokuz ay, yazları ise gecelerin üç saat sürdüğünü, böylece Türklerin ya dinlenmekten vazgeçmek ya da yatsıdan iki saat sonra, sabah da şafak sökmeden önce dua edilmesini buyuran dini kurallara aykırı davranmak zorunda kalacaklarını tekrarlayıp duruyorlardı. Bunun üzerine uygun zamanı beklemiş olan Rus Prens Serebriany aniden 15.000 atlıyla savaş alanında belirdi, Astrahan’ı kuşatanları geri püskürttü; işçileri de dağıtıp kaçırtmakta gecikmedi. Rusların yenilmez olduklarına dair Tatarların anlattıklarına kanan Türkler planlarından caydılar. Karamzin, “Ruslar bu münasebetle ilk kez ganimet olarak Türk sancaklarını ele geçirdiler,” dedi. Büyük bir aldatmacanın kurbanı olarak bozguna uğrayan yeniçerilerle sipahiler bir kül yığını haline gelmiş Azak’ ta gemilere bindiler ve İstanbul’a doğru yelken açtılar. Denizin ortasındayken patlak veren müthiş bir fırtına gemileri dağıttı, birçoğunu da batırdı. Sadece 7.000 asker İstanbul’a ulaşabildi. Vakanüvis İbrahim Peçevi, bu sırada II. Selim’in, Sokollu’ya karşı olan ve girişiminin başarısızlığını onun Doğu politikasını yermek için bahane eden adamlarına birdenbire arka çıktığını yazıyor. Selim uzun boylu düşünmedi. Sokollu’ yu karşısına çağırttı ve bütün vezirlerin karşısında ona yanıldığını ve girişiminin tüm giderlerini cebinden ödemesi gerekeceğini bildirdi…

( Radovan Samarcıc, ” Sokollu Mehmed Paşa ” )    

Leave a reply:

Your email address will not be published.