394 ) HİNT ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇILARI..

   

   1 Temmuz 1909 günü, Londra’nın tam ortasında genç bir Hintli suikastçı, Madan Lal Dhingra (yukarıda sağda), Hindistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Sir William Curzon Wyllie’yi öldürdü. Curzon Wyllie’nin böyle soğukkanlılıkla öldürülmesi, İngiliz kodamanları arasında bir şok dalgası yaratmıştı. Kurban iyi yürekli, kendini Londra’daki Hintli öğrencilerin refahına adamış bir insan olarak tanındığından, böylesi bir nankörlük tümüyle anlaşılmazdı..
  Olayın merkezinde, Londra’da yaşayan Hintli öğrencilerin yurdu olan Indie House (yukarıda en sağda) bulunmaktaydı. Highgate’de Cromwell Caddesi 65 numaradaki otuz öğrencilik bu bina, İngiltere’deki Hindistan ihtilalci hareketinin gizli merkeziydi. Burada, özenle seçilen gruplara, ihtilalci felsefe ve stratejiden bomba yapımına ve suikast tekniklerine kadar çeşitli dersler verilmekteydi. Arkada “savaş atölyesi” olarak bilinen küçük binada Hintli kimya öğrencileri bomba yapım deneyleri yaparlar, başka bir köşede Hindistan’a kaçak olarak sokulan broşürler hazırlanırdı. Ayrıca, yine binanın gizli bir köşesinde gizli yollarla Hindistan’a gönderilmeyi bekleyen küçük bir cephanelik de yer almaktaydı. 
  Bu eylemlerin ardında, yurdun müdürü de olan Vinayak Savarkar (yukarıda solda) adında 27 yaşındaki Hindu aydını bulunmaktaydı. Savarkar, İngiltere’ye hukuk okumak için gelmişse de, asıl amacı bomba yapımını ve ihtilalci mücadeleyi öğrenmekti. Hindistan’da 16 yaşındayken Hindu tanrıçası Durga’nın önünde İngilizleri anayurdundan kovmaya yemin etmişti.
  Savarkar ” The Indian War of Indepence” (Hint İsyanı) adlı kitabını aslında Marathi dilinde yazmış ve Hindistan’da basılıp dağıtılmak üzere hazırlamıştı. İngiliz yetkililer her nasılsa kitabı haber almışlar ve metnin bir kısmını da ele geçirmişlerdi. Şimdi artık Hindistan’da hiçbir basımevi kitabı basma riskine girmeye hazır değildi.. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Paris’e de bu konuda baskı yaptı ama ; 1909’da bir Hollandalı basımcı bu işi gerçekleştirdi !.. Kitap sahte kapaklarla, kaçak olarak Hindistan’a sokuldu. Çok geçmeden de oradaki radikallerin kutsal kitabı haline geldi..
  Kitap, İngilizler tarafından, o kadar kışkırtıcı bulundu ki, Londra’daki Hintli öğrencilerin okumamaları için British Museum Kütüphanesi kataloğuna bile almamışlardı. Kitap, İngilizler Hindistan’ı terk edinceye kadar, yani kırk yıl, yasaklı kaldı. Böylesine ünlenince, kitap Hindistan’daki Avrupalılar arasında da popüler oldu. Kopyaları özgün fiyatının birkaç katına elden ele dolaştı ve toplanan paralar da ihtilalci dava hesabında toplandı..

  

  Hindistan Dışişleri Müsteşarı Sir William Lee Warner, 1907 yazında, Scotland Yard’ın, İngiltere’deki eylemleri konusunda bilgi toplamada, “tam anlamıyla beceriksiz” olduğundan şikayet etmişti. Bu gibi eleştiriler sıklaşınca, 1909’da İngiliz ve Hindistan hükumetleri arasında varılan bir anlaşmada, politik deneyimli ve emekli bir Hindistan Emniyet yetkilisinin Londra’da kalıp, aşırılıkçı grupların eylemleri ve hareketlerini sessizce ama yakından incelemesi kararlaştırıldı..
  Ancak,Sir Curzon Wyllie’yi suikastçının kurşunundan kurtarma konusunda geç kalınmıştı.. Daha sonra anlaşıldığına göre, suikastta kullanılan tabancayı Dhingra’ya veren de Savarkar’ın ta kendisiydi.. 
  Bu nedenle, Savarkar 1910 Ocak ayı başlarında sessizce Paris’e geçerek ihtilalci merkezini oraya taşımayı kararlaştırdı. Ancak bu sırada, Londra ve Hindistan’daki dedektifler de çalışmalarını hızlandırmışlar ve bu konuda epey mesafe katetmişlerdi. Savarkar’ın bilgisi dışında, onun İngiltere’ye yeniden ayak bastığında tutuklanması ve Hindistan’da yargılanması için iade edilmesi girişimi başlamıştı..
  1910 ilkbaharında, arkadaşlarının uyarılarına karşın, kısa bir süre için Londra’ya dönmeye karar veren Savarkar ; Victoria İstasyonu’nda trenden inince, Scotland Yard memurları tarafından tutuklandı.
  Bow Street Mahkemesi kararıyla sınırdışı edilen Savarkar, polis eşliğinde Bombay’a giden bir gemiye yerleştirildi. İngilizler onu asmanın bir kahraman yaratmak anlamına geleceğini biliyorlardı. Bombay Valisi’nin “Hindistan’ın çıkardığı en tehlikeli insanlardan biri” olarak nitelediği bu adam, o sıralar İngilizlerin “Şeytan Adası” olarak ün salmış, Andaman Adalarına gönderildi. Yetkililer açısından, Savarkar, artık yaşamının sonuna kadar ayak bağı olmayacaktı. Ancak, İngiliz aleyhtarı davaya kazandırdığı tutkulu genç ihtilalciler için sürekli bir esin kaynağı olmaya devam edecekti..
    
  

  Bunlardan biri de Oxford’da eğitim görmüş olan Har Dayal’dı (yukarıda). Dayal’a göre, suikastlar her ne kadar davalarını duyurmaya yarasa da, bu yöntemle İngiliz yönetimini yıkacak bir ulusal ayaklanma asla başlatılamazdı. Çok daha büyük bir şeye gerek vardı. Har Dayal,“Baltayı ağacın köküne indirmeliyiz, sadece dalları kesmekle yetinmemeliyiz” diyordu. Davanın suikastçılara değil, devrimci ruhla yetiştirilecek ve sonra Hindistan’a gizlice sokularak kendisini bekleyen gizli silah depolarına ulaşacak eğitimli bir orduya ihtiyacı vardı ; ve Har Dayal böyle bir ordunun nerede bulunabileceğini biliyordu..

  

  Pencab bölgesinde 1905 ile 1910 yılları arasında süren şiddetli kıtlık sonrasında binlerce Sih ; Burma, Malaya ve Çin’e göçmüştü. Bunların bir kısmı, daha da doğuya gitmiş, Amerika ve Kanada’nın Pasifik kıyılarına yerleşmişlerdi. Çok geçmeden San Francisko ve Vancouver bölgelerinde, kendi tapınak ve okullarına sahip, Sih ve Hintli toplulukları kurulmuştu. Bunlardan çoğu, Hindistan ordusunda hizmet görmüş, iri yarı insanlardı..
  Böylece Har Dayal 1911 eylülünde California’ya yerleşti ve ihtilalci merkezini buraya kurdu..

   

  Bu arada Hindistan’da terör olayları devam ediyordu. Aşırılıkçılar 23 Aralık 1912’de, o güne kadar yaptıkları en büyük saldırıyı gerçekleştirdiler. Vali Lord Hardinge ve eşi, yeni başkent Delhi’de fil sırtında bir resmigeçitte iken atılan bir bombayla ağır yaralandılar. (yukarıdaki resim)
  Saldırıyı üstlenen Har Dayal’dı ama bunun doğruluğu hiç kanıtlanamadı. İngilizler Dayal ile çevresindekilerin tutuklanıp sınır dışı edilmesi için Amerikan hükumetine baskı yaptılarsa da, kanıt yokluğu ve Amerikan halkının Hintlilerin davalarına sempatiyle bakmaları sonucu bu, gerçekleşmedi..
  O sıralarda Kanada’da çalışan, deneyimli ve eski bir Hindistan Emniyet görevlisi olan William Hopkinson gizlice San Francisko’ya gönderildi. İyi Hintçe konuşan Hopkinson, sahte bir adla ihtilalcilerin merkezine yakın bir otele yerleşti. Görevi ; Sir Charles Cleveland’a Har Dayal’ın planlarını bildirmek ve onun yaptıklarını açığa çıkararak ABD yetkililerine, eğer yeni bir saldırı yapma olanağı verildiği taktirde, bunun İngiliz-ABD ilişkilerinde çok kötü sonuçlar doğuracağını anlatmaktı.
  Hopkinson’un olan biteni anlaması uzun sürmedi. Dayal ile diğer komplocular ihtilal tohumlarını, basit ve çoğunlukla okur yazar olmayan Sihler arasında ekiyorlardı. Har Dayal İngilizleri Hindistan’dan atacak olan ordunun askerlerini bunlar arasından seçmeyi planlıyordu. Dayal, ihtilalci örgütüne “isyan” anlamına gelen “Ghadr” adını verdi.

  Üye sayısı artık binlere ulaşmıştı ve bunların hepsi de İngiliz egemenliğinden kurtulmak ve yeniden özgürce seçilmiş cumhuriyetçi bir hükumet getirmek için yemin etmişlerdi. 
   Har Dayal ve arkadaşları bu sıralarda hiç beklenmedik bir yerden yardım alabileceklerini fark ettiler. Avrupa devletleri arasında bir savaş olasılığı belirmişti. Böyle bir şey olduğu taktirde, İngiltere’nin içine düşeceği kriz, kendileri için bir fırsat olabilirdi. Ayrıca, Almanya ile ittifak yapabilirlerse, Berlin’den silah, para ve uzman askeri danışmanlık gibi çok değerli yardım alabilirlerdi. 
  Har Dayal Berlin’le ilişki kurarak bir İngiliz-Alman savaşı durumunda Berlin’den yardım görüp göremeyeceklerini araştırdı. Gizli yollardan gelen yanıtlar ümit vericiydi. Öyle ki, 31 Aralık 1913 tarihinde San Francisko’daki bir ihtilalciler toplantısında, Har Dayal ve diğerlerinin yanında “özel konuk” olarak Almanya Konsolosu oturuyordu. Dayal yaptığı konuşmada salondakilere Almanya’nın kısa bir süre sonra İngiltere’yle savaşa gireceğini, “yaklaşan ihtilal” için Hindistan’a gitmeye hazır olmalarını söylemişti !..
  Bu durum, Birleşik Devletler’in iki hafta sonra Dayal’ı tutuklamalarına yol açtı. Bu hareketi hızlandıran bir şey de, Dayal’ın arkadaşlarından birinin, yargılanması sırasında “genel bir Avrupalı katliamına” karşı niteliği taşıyan California Üniversitesi antetli bir kağıdın mahkemeye sunulmasıydı !..
  İki günlük tutukluluktan sonra, 1.000 dolar kefaletle serbest bırakılan Dayal, “Ghadr” hareketini güvenilir bir arkadaşına teslim ettikten sonra ortadan kayboldu !.. Taraftarları Amerikan yetkililerine ve basınına bu kaçışı açıklamak için onun İngiliz ajanları tarafından kaçırıldığını iddia ettiler.
  Ancak Dayal, bir ay sonra İsviçre’de ortaya çıkarak talimatlarını oradan yayınlamaya ve büyük savaşı beklemeye başladı. Bunun için çok da beklemesi gerekmeyecekti !..
               

( PETER HOPKİRK’ün “İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun” adlı kitabından derlenmiştir..) 

 

 
    





   

Leave a reply:

Your email address will not be published.