387 ) BİR ORDU KOMUTANININ ÖYKÜSÜ..

   Birinci Dünya Savaşı’nın ordu komutanlarından Fevzi Çakmak, 19 Mayıs 1919′ da 1.Ordu Müfettişi, Cevat Çobanlı ise Genelkurmay Başkanı idi. Mersinli Cemal Paşa da, Konya’da 2. Ordu Müfettişi olarak bulunuyordu. Bu üç yüksek komutan da aynı davanın adamlarıydılar..
  Doğuda hiç yenilmemiş olan 9.Ordu birliklerinin başında ise 1876 doğumlu Harputlu Yakup Şevki Paşa vardı. Doğuda ateşkes hattına alınan bu ordu, İngilizlere karşı direnerek geriye çekilirken, komutanın üstlendiği büyük sorumlulukla, Kars ve Ardahan bölgesindeki bütün silah, top, cephane ve yiyeceğini, İtilaf Devletleri’ne teslim  etmemiş, Mondros Antlaşması hükümlerine göre aldığı kesin emirlere boyun eğerek çekildiği 1914 Doğu sınırının gerilerine yığmıştı..
  9.Ordu, halkı bütünüyle Türk olan üç sancaktan ayrılırken milli teşkilat kurmuştu. Batum, Ahıska, Ahikelek, Ardahan, Artvin, Oltu, Kars, Kağızman, Sarıkamış, Iğdır ve Nahcivan bölgelerinde milli şuralar kurulmuş ve bunlar silahlı savunma ve korunma görevini üzerlerine almışlardı. 
  Milli Mücadele tarihi ; Kars Mutasarrıfı (sancak yöneticisi) Hilmi Uran ve Yakup Şevki Paşa’nın maddi ve manevi desteğiyle Türk halkının Kars’ta kurduğu Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti’ni, bu örgütlenmeler içinde en önemlisi olarak yazar..
  Kars Şura Hükumeti, 1 Ocak 1919 ile 13 Nisan 1919 günleri arasında İngilizlerin desteklediği Ermeni ve Gürcü saldırılarına büyük bir cesaretle karşı koymuştu. Ne var ki, kuvvetli İngiliz birlikleri Kars Şura Hükumetinin üyelerini yakalayarak 13 Nisan 1919’da Malta’ya sürmüş ve Kars’ı Ermenilere vermişti..

   İstanbul’daki saray hükumeti, Yakup Şevki Paşa’nın ateşkes antlaşmasındaki tutumunu beğenmemiş ve “İngilizlerin şikayetlerine vesile vermemesini” bildirmişti. Yakup Şevki Paşa’nın Harbiye Nazırına yanıtı, Mustafa Kemal’in güneyden Ahmed İzzet Paşa’ya verdiği tarihi yanıtın bir benzeri gibiydi :
“Bu usul ile İngilizlerin bize dost olacağını ve bize merhamet edeceklerini hiçbir zaman kabul ve ümit edemem. Milleti, hükumetin mümkün mertebe az zararla kurtarması için her türlü müsaadeyi yapmakla beraber, daima bir varlık göstermek zaruridir. Aksi halde bin üç yüz yıldan Hristiyan aleminin gözüne batan ve yeryüzünden kaldırılmak istenen, Müslümanlık ve Osmanlı siyaseti ve hükumeti pek çabuk yok edilebilir. İşte korkularım ve düşüncelerim bunlardır. Bununla beraber vereceğiniz esaslara ve talimata göre hareket edeceğim..”
(14 Şubat 1919-Harp Tarihi Dairesi, Arşiv No. 4-8314,Dosya 101)
  Yakup Şevki Paşa, son satırlarında boyun eğme vaat eden bu telgrafına rağmen, 12. Tümen Komutanı Albay Rıfat ve 5. Kafkas Tümeni Komutanı Mürsel Beylerin Batum’da İngilizler tarafından tutuklanması üzerine, 6 Mart 1919’da, Harbiye Nazırına yolladığı tarihi raporunda, düşmanların Osmanlı Devletini, hatta Türk ulusunu yok etmeye karar verdiklerine inandığını, hiç olmazsa onur ve namusun kurtulması için, dayanılmasını bildirmişti..
  

  

  İngilizler bu arada Yakup Şevki Paşa’nın İstanbul’a gelerek İngiliz karargahında açıklamada bulunmasını istemişlerdi. Bu davetin altında onu yakalamak amacının yattığı açıkça görülüyordu. Paşanın, gözlerindeki rahatsızlığı öne sürerek hayatı için tehlikeli olan bir yolculuğu bu karda kışta yapamayacağını bildirmesine rağmen İngilizler 29 Mart 1919 tarihli bir nota ile kesin olarak baskı yapınca, Harbiye Nazırı Şakir Paşa bir yazılı emir imzalamak zorunda kalmıştı. 
  3 Mart 1919 tarihli emrin birinci maddesi şöyle idi :
“9.Ordu mülgadır (yürürlükten kaldırılmıştır). Üçüncü, dokuzuncu, on birinci Kafkas tümenleriyle, on ikinci tümen, 15.Kolorduya bağlanmıştır. 15.Kolordu kumandanlığına atanan Kazım karabekir Paşa gelinceye kadar, tümen komutanlarından birisi kolorduya vekalet edecektir..”
  Aynı gün, Yakup Şevki Paşa’ya, Harbiye Nezareti tarafından ;
“..gözlerinizin durumuna rağmen, hemen hareket etmeniz için tekrar ve pek ziyade ısrar gösteren İngiliz komutanının son tezkeresi üzerine İstanbul’a celbiniz mecburiyeti hasıl oldu. Ahvali sıhhiyeniz (sağlık durumunuz) müsaitse İstanbul’a hareketinizi rica ederim..” diye Nazır Şakir Paşa’nın imzasıyla 1-1962 sayılı “zata mahsus” bir şifre gönderilmiştir..
  Ne var ki, Yakup Şevki Paşa, büyük bir komutan olmasına rağmen, ihtilalci değildi, düpedüz ve gerçek bir askerdi. 9.Ordunun kaldırılması ile bütün yetkilerinden yoksun bırakıldığını görmüştü. Ona, Vilayatı Şarkiye Müdafai Hukuk Cemiyeti (Doğu İllerinin Haklarını Koruma Cemiyeti) yetkilileri tarafından, Erzurum’da başlayan milli hareketin başına geçmesi teklif edildiğinde, kendilerine şöyle demişti :
“Yolunuz doğrudur, size başarı dilerim. Ben de ateşkes şartlarını görünce burada kalarak milletle beraber çalışmayı düşündüm. Fakat şimdi İstanbul’a dönmek zorundayım. Çünkü gözlerimden çok muzdaribim, tedaviye muhtacım. Burada kalsam size büyük bir yardımım olmaz, belki de yük olurum..”
  
  Yakup Şevki Paşa, İstanbul’da tutuklanması olasılığını bildiğinden, tümen komutanları olan arkadaşlarının da ; memleketin ve ordunun selameti için başlarından ayrılmaması temennilerine rağmen, komutayı oradaki en kıdemli tümen komutanı Erzurumlu Rüştü Bey’e bırakarak 26 Nisan 1919 günü İstanbul’a gelmiş, gözlerinin tedavisi için Haydarpaşa Hastanesine yatmıştı..
  Yakup şevki Paşa, hastanede yatarken “Kars’tan bazı yiyecek maddesinin sınırlarımız içine taşınması, halkın silahlandırılması, Kars’ta milli bir irade ve milli kuvvetin kurulması” suçlarıyla İngilizlerce sorguya çekilmiş ve İstanbul’un işgalinden hemen sonra, 21 Nisan 1920 günü Üsküdar’da Nuhkuyusu’ndaki evinde yine İngilizlerce tutuklanarak Mayıs ayında Malta Adasına götürülmüştü. 
  Gazi Mustafa Kemal’in 1921’de yaptığı “tutukluların değişimi anlaşması”yla 21 Kasım 1921’de vatana kavuşan Paşa, 2.Ordu komutanlığına atanmış ve Büyük Taarruzda ordusuyla başarılı işler görmüş, Orgeneral ve Askeri Şura Üyesi iken 20 Aralık 1939 günü hayata gözlerini kapamıştır..    
  
  Bu değerli asker hakkında bir anekdot daha aktarmak istiyorum :
  
  Galiçya Cephesinde, 15.Ordu Komutanlığı sırasında gösterdiği üstün başarıdan dolayı Almanya İmparatoru 2. Wilhelm kendisine “Çivi” lakabını takmıştı. Teşekkür için cepheye gelen İmparator, kolordumuza armağan olarak bir vagon içki ve yiyecek göndermişti. Ancak sofrada içki yerine ayran, salam yerine Harput köftesi görünce çok sinirlenmiş, bu olayı kendisine hakaret telakki ederek, Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya baskı yaparak bu değerli kumandanı İstanbul’a geri aldırtmıştı !..
     
    

Leave a reply:

Your email address will not be published.