371 ) TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN POSTA PULU !..

       

   19.yüzyılın sonlarında, toplumsal ve siyasi reform fikri Orta Amerika’yı kasıp kavurdu. Avrupalı filozoflardan ve ulus mimarlarından ilham alan ileri görüşlü önderler, ülkelerinin gelişimini donduran feodal düzeni kaldırma arzusu içindeydiler. İçlerinden biri olan Nikaragua Başkanı Jose Santos Zelaya, milliyetçi ilkeleri o kadar fazla ciddiye aldı ki, Amerika Birleşik Devletleri onu iktidardan devirmek zorunda kaldı..
   Zelaya, genç bir adamken öylesine umut vaat ediyordu ki, albay ve kahve çiftçisi olan babası onu Avrupa’da okuttu. Mezun olduktan sonra Belçikalı karısı ile ülkesine dönen Zelaya, laiklik ve radikal reform ilkelerini temsil eden Liberal Parti’ye katıldı ve 40. yaş gününe altı hafta kala Nikaragua Başkanı oldu.. Devrimci bir program ilan ederek ülkesini uzun ve derin uykusundan uyandırmayı hedefledi. Dışişlerinde ise, beş küçük Orta Amerika ülkesini birliğe teşvik etti ve Nikaragua’yı dünya sahnesine çıkartacak büyük bir projeyi ele aldı : Okyanuslar arası kanal…
   

   Ulysses S. Grant’den beri tüm Amerikalı başkanlar kanal projesinde ısrar etmişlerdi. 1876’da bir hükumet komisyonu olası güzergahları inceleyip, Nikaragua’yı kateden güzergahın “kanalın inşası ve bakımı açısından diğer güzergahlardan daha büyük avantajlara ; mühendislik, ticari ve ekonomik açılarından ise daha az zorluğa sahip” olduğu sonucuna vardı. Proje yavaş yavaş hız kazandı. 1889’da Kongre ile sözleşme imzalayan özel bir şirket, Nikaragua’nın Atlantik sahilinin yakınında deniz dibini tarama çalışmalarına başladı. Sermayesi yetersizdi ve Zelaya’nın iktidara geçmesinden bir süre önce iflas etti. 
   Bu başarısızlık bir grup insanı mutlu etmişti. Bunlar, Panama’da Fransız mühendislerin kanal inşa etme girişimlerinin başarısız olduğu koca bir araziye sahip, merkezi Paris’te olan bir konsorsiyumun üyeleriydi.. Bu adamlar arazilerini satabilirlerse çok zengin olacaklardı. Olası tek müşteri ABD idi ; ama o da Nikaragua hattına göz dikmişti. Washington’ı rotasını değiştirmeye ikna etmek için çok ince bir lobici seferberliği gerekecekti. Konsorsiyum, bu seferberliği yönetmek üzere, iş hayatının gerekleri konusunda hükumeti herkesten daha iyi yönlendirebilecek becerikli bir New York avukatını tuttu.

    

   William Nelson Cromwell (üstte) şirketler hukuku üstadı, iş bitirici bir Washington lobicisiydi ve Fransız kanal konsorsiyumu için ideal bir iş ortağıydı. 1898’de Konsorsiyum Başkanı Philippe Bunau-Varilla (üstte sağda ) ona yıldırıcı bir görev verdi : ABD’nin kanalı, Nikaragua’ya değil Panama’ya inşa etmesini sağlamak…
   Cromwell’in ilk işi Nikaragua projesini Kongre ve Dışişleri’ndeki dostları vasıtasıyla tekrar tekrar engellemek oldu. Bu arada, 1901’de Başkan McKinley öldürüldü ve yerine Deniz Kuvvetleri’ne hararetle inanan Theodore Roosevelt göreve geldi. 
   Roosevelt kanalı, nereye olursa olsun süratle inşa ettirmeye kararlıydı. 1902 yılında Kongre’den Nikaragua kanalı için 140 milyon dolar tahsis etmesini talep etti. Cromwell, Konsorsiyumdan aldığı 60 bin dolarla Cumhuriyetçilere bağış yapmasına rağmen ; 9 Ocak’ta Temsilciler Meclisi 308’e karşı 2 oy gibi bir farkla önergeyi onayladı..
   Tüm çabalar boşa gitmek üzereydi ki kader, cilvesini konsorsiyumdan yana sergiledi !.. 
   Birkaç başka küçük ülke gibi, Nikaragua da posta pullarını üretmesi için tanınmış New York şirketi American Bank Note Company’ yi tutmuştu. Şirketin tasarımcıları, Nikaragua’nın en dikkate değer yerlerini gösteren pullar üretmişlerdi. Aralarında, kraterlerinden ince bir duman sütunu yükselen görkemli Momotombo yanardağının resmedildiği bir dizi pul da vardı. Günün birinde Fransız konsorsiyumunun Washington’da bulunan kurnaz lobicilerinden birisi Nikaragua’dan gelen bir mektubun üzerinde bu pullardan gördü. Pul, ona tarihin akışını değiştiren fikri verdi..
   Rastlantı eseri, 1902 yılı Karayipler’de sıradışı volkanik etkinliğin görüldüğü bir yıldı. Mayısta bir patlama Martinik adasında 30 bin insanın ölümüne neden oldu. Ardından St.Vincent’de bir patlama daha gerçekleşti. Amerikan gazeteleri yanardağların yıkıcı gücüyle ilgili dehşet verici öykülerle dolup taşıyordu. 
   Cromwell ilk olarak, Momotombo yanardağının patlayıp sismik sarsıntılar tetiklediğine dair sahte bilgiler içeren kısa bir makaleyi New York Times gazetesine koydurdu. Ardından, malum pullardan bir deste toplayarak onları “Nikaragua’daki volkanik aktivitenin resmi şahidi” başlıklı kağıtlara yapıştırttı ve senatörlere yolladı. Mesaj belliydi : dumanı tüten bir yanardağı posta pullarında resmedecek kadar büyük coğrafi dengesizliğe sahip bir ülkede kanal inşa etmek delilik olurdu..
   Washington’da pek az insan Momotombo’nun neredeyse atıl olduğunu, önerilen kanal hattından 160 kilometreden daha uzakta olduğunu ve onu bir pula resmetme fikrinin New York’taki ABD’li tasarımcılardan çıktığını biliyordu..
   Senato’da kanal önergesiyle ilgili müzakereler başladığında, lobicilerin çabalarıyla, türlü yalan yanlış bilgiler ve haritalar havada uçuştu !.. Pulların senatörlerin eline ulaşmasından üç gün sonra, 19 Haziran 1902’de, 42’ye 34 oy ile Panama hattı onaylandı. Kısa bir süre sonra Beyaz Saray da fikrini değiştirip bu hattı onayladı.
   Cromwell, hizmetleri karşılığında 800.000 dolar ücret aldı…

                        

STEPHEN KINZER’in “DARBE, Hawaii’den Irak’a Amerika’nın Rejim Değişiklikleri Yüzyılı” adlı kitabından derlenmiştir..

     

Leave a reply:

Your email address will not be published.